İMAM-SEYYİD MUHYEDDİN EL BANUHİ

Devamlı dile getirdiğimiz bir husus vardır. Kadim ve asil coğrafyamızın üzerinde mümtaz şahsiyetlerin dünyaya geldiği. Bu insanların bir bölümü sürdürdüğü hükümdarlığı ile kendisini tarihe kaydettirmiş olduğu, bir kısmı ilmini bu coğrafya insanları arasında yaydığı, diğer bir kısmı kıtlık dönemlerde dahi cömertliği ile kendisini insanlık tarihine altın harflerle kaydettiğidir. Bu şahsiyetler coğrafyamızın üzerinde hüküm sürmüş değişik uygarlıkların insanları olarak günümüze kadar süre gelmiştir.

Bu yazımızda mümtaz bir şahsiyetten, bir alimden bahs edeceğiz. Bu alim İmam Seyyid Muhyeddin Banuh’idir. Bu köyden kısaca bahs edersek: Banuh İdil’e bağlı ve yeni adı Ocaklı köyüdür. Bu köy Suriye devleti sınırına iki km mesafededir. Banuh köyünde Hz. Nuh Peygamberin medfun olduğu ve ona ait bir mezarının da olduğu biliniyor. Ayrıca Osmanlı imparatorluğunun Padişahlarından IV. Murat bir sefere gideceği sırada bu köyde konaklamış ve 1635’te Hz. Nuh Peygamber adına bir cami yaptırmış, cami hala ibadete açıktır.

untitled-2.jpg

İmam Seyyid Muhyeddin 1949 yılında Banuhê’de doğmuş. 12 yaşına kadar köyden hiç ayrılmamış. Bu zaman zarfında İlminde derin bir alim olan Mele Slêmanê Hoseri’nin yanında; Kur’an’ı Kerim, Mevlid-Şerif, Sarf, Xayat ve Tevsira Kurmaciyi okumuş. 12 yaşından sonra sıra kitaplarını okumak için köyden ayrılıyor. Bundan sonra ki faslı kendisinden; İmam Seyyid Muhyeddin’den dinleyelim. Dedi ki : “Ben Meşhur Molla Abdullahê Fırfelinin yanında fakalığa ilk adımımı attım. Fırfele’de sadece altı ay okuyabildim. Seydamız Molla Abdullah Danêrê köyüne taşınınca biz fakaların bir kısmı da onunla beraber Danêrê köyüne gittik ve tedrisatımıza o köyde Molla Abdullahın müderrisliğinde devam ettik. Daha sonra Ayserê’de okumamı sürdürdüm. Oradan da ayrıldım ve Mele Sadullahê Basiski’nin yanına giderek Basiskê’de okudum. Ordan da Mele Mıhemedê Arapkendi’nin yanına gittim. Daha sonra Süriye Devletine gittim. Önce Tılmaruf köyündeki Müderris Mele Abdullahê Avgirê’nin yanında okudum. En son olarak ta Şeyh Alaaddin El Hıznevi Hazretlerinin yanında sıra kitaplarımı okuyup icazetimim aldım. Ben sıra kitaplarımı bitirdikten sonra tekrar doğduğum köy olan Banuh’a döndüm ve bu güne kadarda hep köydeyim. Banuh yani Ocaklı köyünde 17 yıl muhtarlık yaptım. Köy Suriye sınırına bitişik olduğu için zamanında bu mıntıkalarda ve köyümüzde kaçakçılık revaçta idi. Kaçakçılık yapmayan hemen hemen yoktu çünkü çok kar getiriyordu. Ama ben kaçakçılığı hiç uygun görmediğim için hayatım boyunca bir defa dahi bu işe tevessül etmedim.”

Hem Alim, hem de yıllarca muhtarlık yapmış Seyyid Molla Muhyeddin’e dedim ki başınızdan geçen ilginç bir olayınız var mı? Varsa lütfen bize anlatırmısınız? Biraz durdu ve bana bakarak dedi ki: “Bugüne kadar hiç kimseye anlatamadığım bir hikayemi seninle paylaşayım. Vemabiniımeti Rabbike fehaddis (Allah size verdiği nimeti söyleyin, zikr edin) 2004 yılında ağır bir ameliyat geçirdim. Ameliyatım yapılırken gözümün önüne beyaz ve sarı çiçeklerle dolu bir bahçe geldi, göründü. Benim berzah aleminde ki yerimi Yüce Yaradan gösterdi. Bana berzahta ki yerin burasıdır denildi. O esnada Peygamber efendimizin şu hadisi aklıma geldi. Allahümme İn Kanetil Hayrilli Fe Ahyini Vein Kanetin Memato Hayre Li Feamıtni. Dedim ki Yüce Allah’ım eğer hayat benim için iyi ise beni sağ bırak. Eğer ölüm benim için hayırlı ise sen benim canımı al Allah’ım. Ben bunu dedikten sonra o uhrevi berzah aleminde ki yerim gözümün önünden kayboldu. Rabbime şükürler olsun hayatım boyunca dünyada hangi kapıya gitmiş isem o kapı bana açılmış. Tabi ki bu da Allah’ın fadlı ve keremidir.” Dedi. Hanelerinde ki sohbetimizi tamamladıktan sonra beraber IV. Murat’ın yaptırdığı Banuh camisine gittik. Caminin bahçesine girince bana döndü dedi ki: “Bu gördüğün camide Said El Buti’nin babası Ramazan El Buti uzun yıllar bu caminin bahçesinde ki medresede müderrislik yapmıştır.” Ramazan El Buti’nin içinde ders verdiği medresenin harabelerini bana gösterdi. Daha sonra o tarihi camide Seyda Seyyid Muhyeddin’in arkasında bir öğle namazını eda ettik.

Veda etme vakti gelmişti artık. O mümtaz ve ilim hazinesi olan Seyda’dan izin istedim ve Banuh köyünden ayrıldık.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
M.Emin BOZKUŞ Arşivi

1960-1970’Lİ YILLARDA Kİ ÇOCUKLUĞUMUZ-3

18 Şubat 2026 Çarşamba 15:06

1965-1970 YILLARINDA Kİ ÇOCUKLUĞUMUZ-2

09 Şubat 2026 Pazartesi 20:18

KARDU

01 Ocak 2026 Perşembe 11:55

ACABA BİZ Mİ YANLIŞIZ?

22 Aralık 2025 Pazartesi 09:04

CİZRE COŞKUN BİR KİTAP FUARIYLA BULUŞTU

03 Aralık 2025 Çarşamba 12:28