M.Emin BOZKUŞ
BEN ÖĞRETMEN İKEN
1985 yılının 25 Mart’ında Torul ilçesine bağlı şirin bir dağ köyü olan Küçük Silve’de ilkokul öğretmeni unvanıyla öğretmenliğe başladım. Tek öğretmen olduğum için aynı zamanda okulumun müdür yetkiliydim de. O zaman ilkokullar beş seneydi. Birden beşinci sınıfa kadar olan öğrencilerimin sayısı kırk yediydi. Beş sınıfı tek derslikte bila fasıla dört yıl okuttum. Her akşam yarın vereceğim ders planımı idare lambasının ışığında elle yazardım. Sınıfa girince ders planımı öğretmen masasının üzerine koyup açardım, hangi sınıflar ödevli, hangi sınıflar öğretmenli olduğu günlük planda yazılı olduğu için dersi ona göre işlerdim.
Her sabah sınıfa tıraşlı ve kravatlı bir şekilde girerdim. Öğrencilerimin üniformalarını hızlı bir şekilde gözden geçirirdim. Herkesin beyaz yakası ve siyah önlüğü tamam ise yoklamadan sonra verdiğim ödevleri tek tek incelerdim. Ödevini yapmayan öğrenciye canını fazla incitmeyecek cezalar uygulardın. Bir sonraki ödevde yine tembellik eden öğrencinin cezasını arttırırdım. Ödevini yapmayan veya nazlanan bir kısım öğrencilerim beni anne/babasına veya büyük ağabeylerine şikayet ederdi. Veli okula gelirdi ve bana derdi ki: “Hoca efendi anlaşılan çocuğum ödevini yapmamış kulağını çekmişsin teşekkür ederim. Senin sayende artık akşamları derslerine çalışıyor!” Veya sabah derse başladığımda bakıyordum bir velim öğrencisinin elinden tutmuş ve “hoca efendi benim çocuğum tahtada anlatacak derse çalışmadığı için bana dedi ki baba sende benimle gel ki öğretmenim bugün için bana kızmasın.”
Peki beş sınıfı birleştirilmiş hepsini bir arada okuttuğum bu öğrencilerim ne yaptı dersiniz, hayata ne şekilde atıldılar. Örnek olsun diye birkaçından bahs edeceğim. Bekir Yılmaz hakim/savcı, Fatih Yalçın Prof. Dr., Bekir Özcan polis, Bekir Selvi iş insanı, Veysel Ünlü sağlıkçı bu öğrencim çalıştığı hastanede el üstünde tutuluyor, yardım severliğiyle, hastalara ve yakınlarına yaptığı yardımlarıyla ve güzel ahlakıyla, Hemşire Rukiye Semerci Yılmaz sağlık personeli, hastane personeli melek hemşire unvanını vermiş. Hacı Selvi vb.
Pütürge’nin Bölünmez (Kızıluşağı) köyünde yine birleştirilmiş beş sınıf yani tek öğretmendim. İki yıl bu öğrencilerimi bir arada okuttum. Tam hatırlamıyorum ama en az kırk öğrencim vardı. O köyde okuttuğum öğrencilerin büyük bir kısmı şu anda İstanbul’un en saygın, en ahlaklı esnaflarıdır, iş insanlarıdır. Musa Güneş, Songül Şahin, Bekir Şahin, Aydın, Çetin vb.
Batman’ın Soğuksu köyünde iki öğretmendik. 1.,2.,3. Sınıflar bir öğretmende 4. Ve 5. Sınıflar bir öğretmendeydi. Bir gün Soğuksu köyünde bir öğrencimin annesi beni durdurdu dedi ki öğretmen sen Hüseyin (Hüseyin o ananın oğlu)’in kulaklarını iyi çekmiyorsun kulaklarını iyi çek ki hem ödevlerine çalışsın hem de bize karşı daha saygılı olsun. Dediğini yaptım o ananın. Hüseyin Şimşek İstanbul’da bir iş adamı olduğu halde annesi vefat edinceye kadar kendisi bizzat bakımını üstlendi. Sana müteşekkirim Hüseyin Şimşek. M. Ali Teymur bugün Batman’da ahlak ve merhametiyle örnek bir şahsiyettir. Diğer tüm öğrencilerimde öyle. Diğer öğrencilerim isimlerinizi yazmadığım için lütfen beni af edin. Hepiniz birer pırlantasınız. Hali hazırda büyük bir kısmınız örnek birer anne ve örnek birer baba olmuşsunuz.
Şimdi günümüzün öğretmen ve öğrencilerine gelecek olursak. Öğretmeni tarafından öğrencinin kulağını çekmek yasak, öğrenciyi azarlamak yasak, öğrenciye kızmak yasak, öğrenciye dokunmak yasak. Peki öğretmen kazaran bu fiillerden herhangi birini işlerse ne olur. Öğretmen bu fiili işlediği öğrencinin velisi eğer çok öfkelenmiş ise öğretmeninin ders verdiği sınıfa direk dalar! Evet kapıyı çalmadan o öğretmene sınıftaki öğrencilerinin gözü önünde ağzına geleni söyler, belki şiddet de uygular. Eğer öfkesi az ise okul müdürünün odasına gider ve öğretmeni müdüre şikayet eder. Müdür öğretmeni makamına çağırır ve öğretmene “sakın ha bir daha bu şekilde seninle ilgili bir şikayet gelmesin” o velinin gözünün önünde” der. Öğretmen bununla kurtulduğu için içinden veya açıktan Rabbine binlerce şükür eder ve elini yüzüne sürer. Halbuki Allah insanlara ayrı ayrı meziyetler vermiş. Nedir bu meziyetler: Kimi öğrencinin kafası marangozluğa çalışır, kiminin duvar ustalığına çalışır, kiminin ticarete meyillidir, kiminin terziliğe. Örnekleri çoğaltabiliriz. Veli diyor ki “bak öğretmen (bir kısım) benim oğlum/kızım tıp kazanacak, benim oğlum/kızım siyasal veya hukuk kazanacak. Sayın veli her çocuk ayrı bir ağırlığı ancak kaldırabilir. Sen veya öğretmeni o öğrenciyi zorlarsan hiç şüphesiz sırtını kırarsın! Lütfen bunu anlayın ve kabul edin.
Lütfen istirham ediyoruz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.