M.Emin BOZKUŞ
NİSAN YAĞMURLARI
Çocukluğumuzda kışlar çok çetin geçerdi. Çelê Çıl dedikleri kışın çetin geçen 40 günü vardı bu günleri büyüklerimiz tek tek sayardı. Yirmi gün kaldı, on gün kaldı, yani bitmesini, o kar ve borandan kurtulmak en büyük hayalleriydi. Çünkü hayvanları soğuktan, iyi beslenemediklerinden dolayı çoğu telef oluyorlardı. Elbette ayvanları da en büyük geçim kaynaklarıydı. Çelê Çıl’ın son bir buçuk gününe heyho adını vermişlerdi büyüklerimiz. Yaşlı bir amca yanında oturan diğer yaşlıya filankes “çelê çıle bir buçuk gün kaldı.” Diğer yalı ve güngörmüş adam: “Hey hoo ma sal-u zamanek” diye cevap vermiş. Yani daha bir yıl, bir zaman kalmış anlamında diğer yaşlı adama cevap vermiş.
Memleketimizde daha soba icat edilmeden önce Heyho gecesinde köyümüzde ilginç bir adet vardı. Evin, odanın ortasında çember şeklinde ocaklar vardı. Bu ocaklara tıfık denilirdi. Tıfık hem odayı ısıtırdı, hem de odayı ışıklandırırdı. Heyho günün gecesinde evdeki en büyük meşe kütüğünü o tıfıkıte yakarlardı. Kütüğün ateşi sabaha kadar yanardı. Çelê Çılden sonra baharın gelişi ufukta görünürdü ama Rumi hesapla Mart ayı bitmeden bahar gelmezdi.
Nisan yağmurları şimdi olduğu gibi eskiden de çok kıymetliydi. Hatta bizim yörede Nisan yağmurlarının kıymetine binaen güzel ve veciz bir atasözü söylenirdi. Derlerdi ki: “Barana Nisanê çêtıre jı kumaşê Hemedan’ê.” Eskiden kumaş çok kıymetli idi. İnsanlarımız kumaş bulamadıkları için, veya alacak güçleri olmadığından dolayı, koyunların ve keçilerin yününü ip haline getirerek erkekler için derpê u kıras, kadınlar için fistan, ayrıca çorap ve eldiven yaparlardı. Hemedan İran’da bir şehirdir. Tahran’ın yaklaşık 360 km güneybatısındadır. Bu şehirde üretilen kumaşlar çok kıymetliymiş. Bundan dolayı Hemedan kumaşına herkes ulaşamazdı. Bu kıymetli kumaş bizim memlekette hemen hemen Nisan yağmurları kadar kıymetliymiş. Vecize bu anlamdadır. Köyümüze Nisan ayında gelen bir göçmen kuş var. Bu kuşun adı zeroledir. Nisan ayı gelmeden gelmez. Yuvasını da köyün bağlarının üzüm ağaçlarına yapar. Bu kuş baharın mükemmelleştiğinin habercisi olduğu için eskiden bizim köyde hayvanları çok olan bir adam varmış dermiş ki Zerole gelmeden bana kimse baharın geldiğini söylemesin.
Bizim çocukluğumuzda Nisan ayında yağmurlar yağınca genellikle kız bebeklerin yüzleri yağmura tutulurdu. Şöyle bir inanç vardı eğer bebeğin yüzüne birkaç Nisan yağmurunun damlaları düşerse bu kız çocuğunun yüz güzelliği büyüdüğünde daha da güzel olacak.
Yaklaşık 30-40 yıldır bizler o yılların kışlarını, Nisan yağmurlarını ya az gördük veya hemen hemen hiç görmedik. Ta ki bu yıla kadar, yani 2026 yılına kadar. Bu sene ki kış ve Nisan ayı bizi kırk yıl öncesinin kışlarına, kırk yıl öncesinin Nisan aylarına götürdü. O tarihlerde devamlı akan pınarlar maalesef kurumuşlardı. Bu pınarlar bu yıl tekrar akmaya başladı, çok yağmurların düşmesiyle yeşeren otlar vardı. Bu ot türleri de kaybolmuştu. Bu yıl bu otlar tekrar yeşerdi. Yıllarıdır Banuh köyünde akmayan Hz. Nuh çeşmesinin şarıl şarıl aktığını gördük. Yani kırk yıl önceki kışı ve baharı bu yıl tekrar gördük. Zerole kuşu tüm güzelliğiyle köyün bağlarında ki ağaçlarda baharın muhteşemliğini sesinin armonisiyle bize müjdeliyerek veriyor.
Yerden ve gökten fışkıran bu bereketin her daim devam etmesi dileği ve temennisiyle.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.