M.Emin BOZKUŞ
CUDİ DAĞI’NIN GÖLGESİNDEKİ STRATEJİK NOKTA: CİZRE
Yıllar önce gerek İdil ve Cizre ilçe milli eğitim müdürlüğünü yaptığım dönemlerde Profesör Dr. Gülriz KOZBE’nin (Batman Üniversitesinde görev yapmaktadır) bölgemizde yapmış olduğu bilimsel araştırmalarına bizzat şahit oldum. Kendileri bizleri davet ederek gerek İdil ve çevresinde; Bozburun köyünün sınırlarının içinde yer alan iki höyük ve tarihi Fil köyü ile çevresini incelemeleri, gerekse Cizre’de ki Bırca Belek’te ki çalışmalarına tanıklık ettim. Bu yazımda da yine kendisi ve öğretim görevlisi Akarcan Güngör’ün “Cudi Dağı’nın Gölgesinde Stratejik Nokta: Cizre’yi yazacağız. Prof. Dr. Gülriz KOZBE’nin bölgemizde yapmış olduğu bilimsel çalışmaları takdire şayandır.
Bu bilim insanlarının yapmış oldukları detaylı araştırmalarında: Yukarı Mezopotamya olarak adlandırılan bölgenin doğusunda yer alan Cizre, stratejik ve bir o kadar da önemli ticari ve askeri yolların kavşak noktasında kurulmuştur. Cizre Bölgesi’nin erken dönemlerden itibaren Mezopotamya ve Anadolu arasındaki stratejik konumu ve bu temel faktörün de içinde barındırdığı çevresel etki parametresi bölgeye mekânsal anlamda merkezi güç niteliğini kazandırmıştır. Bölgede yerleşim birimlerinin oluşmasında hiç şüphesiz doğal coğrafi faktörlerin yanı sıra bu yerleşim yerlerini şekillendiren toplumsal, kültürel, ekonomik, siyasi ve idari bileşenler bölgeye jeostratejik kontrol rolü kazandırmıştır. Ancak bölge zengin etkileşimlerle şekillenmiş bir kültürel kültüre sahip olmasına rağmen arkeolojik araştırmalar oldukça sınırlı kalmıştır. 1988-1990 ve 2004-2006 yılları arasında Cizre- Silopi ovasında gerçekleştirilen yüzey araştırmaları kapsamında Cudi Dağı’nın gölgesindeki bu stratejik bölgenin tarihsel süreci, MÖ 7.binyıl sonu/ 6.binyılla tarihlendirilen Çanak Çömlekli Neolitik Dönemden Yakın Çağ’a kadar kesintisiz bir şekilde sürdürdüğü anlaşılmıştır. Bunun temelinde jeopolitik mekanın karakteristik rolü ve bölgeler arası etkileşim alanı oluşturmasının yanı sıra bölgenin sahip olduğu topoğrafya, iklim gibi unsurların etkisi yadsınamaz. Cizre ve Bezabde (İdil) kaleleri bölgede ön plana çıkan iki önemli stratejik nokta özelliği gösteren tahkimat olarak tanımlanabilir. Cizre Bölgesinde Bezabde (İdil) Geç Roma kalesinin İslam fetihlerinden sonra misyonunu tamamlayarak bu görevi devralan Cizre Kalesi’nin uzun bir süre bölgede kilit rol oynaması da yine stratejik konumuna borçludur. Prof. Dr. Gülriz KOZBE ve ekibinin 2013-2017 yılları arasında ilk sistemli arkeolojik çalışmaları Cizre’de ki kale-kent yerleşkesinin zengin kültürel dokusuna ait oldukça önemli sonuçlar da sağlamıştır.
Cizre bölgesinin topografik koşulların genel hatlarıyla karmaşık bir yapı arz ettiği, jeolojik koşulların yöreye etkisi ile yerleşim alanlarının kuruluş ve gelişiminde farklılık gösterdiği gibi yerleşim alanlarının genellikle ova kesimlerinde yoğunluk gösterdiği gibi yerleşim alanlarının genellikle ova kesimlerinde yoğunluk gösterdiği görülmüştür. Nitekim Cizre ve Silopi ovalarında gerçekleştirilen yüzey araştırmalarında tespit edilen erken dönemlere ait çok sayıda yerleşim yeri de bunu göstermektedir. Bölgenin özellikle kültürel anlamda en yoğun etkileşimde bulunduğu dönem hiç şüphesiz Demir Çağında olduğu bilinmektedir. Bu dönemde Assur ve Urartu arasında tampon bir bölge görevi gören Cudi ve Gabar sıra dağlarının oluşturduğu sarp ve engebeli setin, hemen güneyindeki verimli topraklarda yoğun Assur yerleşimleri bulunmaktadır. Demir Çağı’ndaki yerleşimlerin şemalarına bakıldığında modern Cizre’nin hemen güneyinin Katmuhu, Silopi ovasının ise Ulluba Ülkesi olarak lokalize edilmesinin yanı sıra Assurlu kralların seferlere çıktıklarında veya sefer dönüşünde, Cizre’ni bir köyü olan Kebeli (Babil)’de yer alan Sufan deresinin (Subnat)kaynağına, suyuna gelerek konakladıkları yazılı kaynaklardan anlaşılmaktadır.
KAYNAK: Prof. Dr. Gülriz KOZBE
Akarcan GÜNGÖR Öğr. Gör.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.