Cizre’de Bazı Yöneticilerin Basın Vizyonu Sorunu

Cizre’de gazetecilik yapmak, bu kadim toprakların yükünü ve hikâyesini sırtında taşımak demektir. Bu memlekete sevdalıysak dert edindiğimiz meseleleri yazmak zorundayız. "Anlatamayız" deme lüksümüz yoktur çünkü bu topraklarda yaşayan herkesin, bu kentin hikâyesine karşı bir sorumluluğu vardır.
*
Son zamanlarda bölgede gördüğüm basın boşluğunu kaleme almak istedim. Bazı siyasetçilerin, kimi kurumların ve bazı yöneticilerin basın vizyonunu şoförünün çektiği kalitesiz birkaç fotoğrafa ve altına aceleyle yazılmış, imla ve dil bilgisi açısından sorunlu sosyal medya metinlerine indirgemesi, aslında yalnızca basına değil seslendikleri topluma verdikleri değeri de göstermektedir.
*
Bugün yapay zeka teknolojileri birçok kişinin imdadına yetişiyor olabilir ancak mesele yalnızca birkaç cümleyi toparlamak değildir. Belki de hayatının bir döneminde eline bir fotoğraf makinesi almış, otomatik modda çekilmiş karanlık karelerle aylarını, yıllarını geçirmiş insanlar bugün iletişimci sıfatıyla kurumların yanında yer alıyor. Oysa bir kurumun ya da bir siyasetçinin vizyonu, çevresine topladığı ve kendisini emanet ettiği liyakatli insanlarla ölçülür.
*
Ne yazık ki bugün Cizre’de, hatta zaman zaman bölgenin genelinde sosyal medyaya baktığımızda insanın içini sızlatan bir tabloyla karşılaşıyoruz. Büyük makam koltuklarında oturan yöneticiler ve vizyonunu topluma taşıması gereken siyasetçiler, iletişim anlayışını sıradanlaştırıyor. Yanındaki şoföre telefonla fotoğraf çektiriyor; ardından estetikten uzak, ışığı bozuk, kompozisyonu zayıf karelerin altına birkaç yüzeysel cümle eklenerek bir çalışma algısı oluşturulmaya çalışılıyor.
Çünkü insanlar çoğu zaman metnin niteliğine değil paylaşımı yapan kişinin makamına bakıyor. "Milletvekili mi, başkan mı, müdür mü?" diye düşünüyor ve çoğu zaman gerisini sorgulamıyor. Ancak insan sormadan da edemiyor: Cizre gibi tarihiyle, kültürüyle ve insanıyla büyük bir potansiyel taşıyan bir memleketi temsil edenlerin iletişim vizyonu gerçekten bu kadar dar mı olmalı?
*
Sayın Başkan, gelişigüzel çekilmiş bir fotoğraf hangi vizyonun göstergesidir? Düşük cümlelerden oluşan paylaşımlar topluma nasıl bir ciddiyet ve güven verebilir? Liyakatten uzak, işinin ehli olmayan bir basın çalışanının size katabileceği hiçbir değer yoktur. Aslolan, yöneticilerimiz basının topluma yön veren, gündem oluşturan ve kamuoyu inşa eden stratejik bir güç olduğunun ne kadar farkında?
Görsel algının ve kurumsal dilin çağın en güçlü temsil araçları hâline geldiği bir dönemde, vizyonsuz kadrolarla hareket etmek yalnızca bir iletişim zafiyeti değil aynı zamanda bir vizyon krizidir.
*
Oysa her karede, her başlıkta ve her metinde bir fikir, bir önerme ve bir bakış açısı olmalı. Çünkü iletişim yalnızca görüntü paylaşmak değil anlam üretmektir. Ne yazık ki birçok kurumda basın birimi kavramı, profesyonel bir iletişim merkezi olmaktan oldukça uzak bir noktada duruyor. Basın danışmanlığı; strateji, dil, algı yönetimi ve kurumsal itibar üretimi gerektiren ciddi bir alandır.
*
Modern iletişim bilimleri, siyaset felsefesi ve gazetecilik alanında derin izler bırakan Walter Lippmann’ın da işaret ettiği gibi insanlar dünyayı çoğu zaman doğrudan değil medya aracılığıyla oluşturulan imgeler üzerinden okur. Bu nedenle bir kurumun basın birimi; "Başkan nereye gitti, kimi ziyaret etti?" mantığıyla çalışan sıradan bir servis değil kurumun vizyonunu topluma anlatan profesyonel bir üretim merkezi olmak zorundadır.
Bugün güçlü kurumların iletişim ekipleri yalnızca fotoğraf çeken yapılar değildir. Onlar aynı zamanda anlam üreten, hikâye kuran, algı yöneten, kriz anlarını kontrol eden ve kurumun hafızasını oluşturan profesyonel ekiplerdir. Çünkü basın danışmanlığı, göründüğünden çok daha büyük bir iştir. Bir kurumun itibarı, yaptığı işi topluma nasıl anlattığıyla şekillenir. Bir haberin değeri yalnızca verdiği bilgide değil o bilginin nasıl sunulduğunda ve kullanılan görselin haberi nasıl desteklediğinde gizlidir.
*
Bazı yöneticilere ve henüz siyasetin başında olan isimlere şunu hatırlatmak gerekir: Basına alan açmak, profesyonel gazeteciler ve vizyon sahibi iletişimcilerle çalışmak bir lütuf değil kurumsal varlığınızı güçlendiren temel bir ihtiyaçtır. Siz basını küçümsedikçe, yok saydıkça ya da iletişimi sıradanlaştırdıkça aslında kendi değer alanınızı da daraltıyorsunuz.Demokrasinin ve çağın gereklilikleri artık eski usul "Ben yaptım oldu." anlayışıyla yürümüyor. "Ceketimi assam seçilirim." mantığı belki kısa vadede alkış getirebilir ancak bu bakış açısı kimseyi bulunduğu coğrafyanın ötesine taşımaz. Taşısa bile gidilen yerde kalıcı bir iz bırakmaz.
*
Eğer Cizre’nin ve bölgenin kaderi; vizyonsuz yöneticilerin, amatör iletişim anlayışıyla hazırlanmış birkaç karenin ve düşük nitelikli iletişim dilinin gölgesinde kalacaksa söyleyecek fazla söz yoktur. Ancak toplumda güçlü, saygın ve kalıcı bir figür olmak isteyen her siyasetçi ve kurum yöneticisi, basına hak ettiği değeri vererek profesyonel bir iletişim anlayışı kurmak zorundadır.
Aksi hâlde amatör iletişim anlayışıyla hazırlanmış birkaç kareyle yalnızca dar çevrelerinde başkanım ya da müdürüm diye karşılanırlar fakat ne Cizre’nin hafızasında ne de tarihin gerçek sayfalarında kalıcı bir iz bırakabilirler.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ömer AYDA Arşivi

Yapay Zekâ Çağında Gazetecilik Yapmak

02 Mayıs 2026 Cumartesi 08:32

Emeğin Aynası

01 Mayıs 2026 Cuma 16:19

Zil Sesi mi, Silah Sesi mi?

15 Nisan 2026 Çarşamba 18:31

İp ve Akıntı Arasında Sıkışan Şehir

04 Nisan 2026 Cumartesi 10:49

Sessizliğin Konforu

03 Nisan 2026 Cuma 10:55

Bilginin Vitrinleşmesi

23 Mart 2026 Pazartesi 01:02

İlişki Yoluyla Suç

15 Mart 2026 Pazar 01:38

Zihin mi Karar Verir, Hayat mı?

14 Mart 2026 Cumartesi 11:20