ZOR YILLARIN CİZRE’Lİ GENÇLERİNDEN 26 YIL SONRA BÜYÜK VEFA: HAYATLARINDA MİSYON,ÖĞRETMENLERİNE SINIRSIZ SAYGI

Cizre Lisesi denilince binlerce öğrencinin hafızası ile doludur. Birikmiş hikâyeler, hatıralar, dostluklar ve yaşanmışlıklar… 70 kuşağına bile ev sahipliği yapmış bu tarihi binanın koridorlarında, sınıflarında nice hikâyeler ve hatıralar yatmakta. Kuşakların unutamadığı tarihi bir konak…Dönemin sosyal ve siyasal atmosferinde, nitelik ve nicelik bakımından yetiştirdiği öğrenciler ile de tanınmaktadır.

1-001.jpeg

Burada Cizre Lisesi’nin tarihini uzun uzadıya anlatmak mümkün. Ancak buna sayfalar yetmez. Bu nedenle hafızalarda yer edinen dönemin Beden Eğitimi Öğretmenini işleyeceğim.

Bizler, 1997-2000 kuşağı, bizden önce bu lisede öğrencilik yapmış insanların anlatımları ve hikâyeleri ile büyüdük. Onlar gibi bizler için de marka bir okuldur. Tabii ki bu lisenin gelişiminde, modern eğitim sisteminin bir parçası olmasında katkıları olan ve bu binanın ekran yüzü olan Lütfü Udum Hoca’nın da payı büyüktür. Cizre Lisesi denilince Lütfü Hoca akıllara gelir.

Dönem dönem birçok öğretmen bu okulda görevini ifa etti. Katkıları elbette olmuştur. Ancak bazı dönemler vardır ki öğrencileri için simgeleşmiş, öğrencilerinin hafızasında ve gençliğinde iz bırakmış ender insanlar olmuştur.

2-001.jpeg

Bu dönemin renkli simalarından bir tanesi de 1997-2000 yılları arasında görev yapmış Beden Eğitimi Öğretmeni Selçuk Güleç olmuştur. İlk eğitimini ve çocukluğunu geçirdiği şehir olan Antalya’da, serin sularda yüzerken gelen ani bir telefonla apar topar Cizre Lisesi’ne tayin olduğunu duyar duymaz, karışık duygularla Cizre’ye gelen Selçuk Hoca, renkli tarzı ile kısa sürede öğrencilerin hafızasında yer edinmiştir.Dönemin sosyal ve siyasal koşullarını görmezden gelmeden, bölge insanlarına beden eğitimini aşılamak için elinden gelen çabayı göstermiştir. Dönemin sert koşullarında insanların gördüğü yumuşak ve babacan yüz olmuştur.

3-001.jpeg

Henüz beden eğitiminin içeriklerini bile bilmeyen bir nesli yetiştirmek öyle kolay olmayacaktır. Tozlu raflarda unutulan, okul depolarında eğitim müfredatının bir parçası olan araç gereçleri depodan çıkartmak onun yaptığı ilk icraat olur.Türk dizilerinde, özellikle “Hababam Sınıfı” metaforu olarak akıllara kazınan siyah gülle topunu Cizre Lisesi’nin tozlu raflarından çıkaran ilk öğretmen olması vesilesiyle hâlâ konuşulan bir isim olmuştur.Gülle sporu ile bizleri tanıştıran Selçuk Hoca, daha sonra resmi törenlerde “Cizre Lisesi Bando Takımı”nı oluşturmuş ve öğrencilerini eğitmiştir. Akabinde basketbol, uzun atlama, kasa-minder gibi akrobasi hareketlerini öğretmiştir.Bunun yanı sıra Cizreli öğrencileri hentbol ile tanıştırmış, dönemin koşullarında başka takımlar olmadığı için hükmen Şırnak şampiyonu olmuş ve takımını Türkiye’nin en güçlü öğrenci hentbol takımı olan Rize Spor ile karşılaşmalar için Erzincan’a götürmüştür.

“ Selçuk Hocamızın haberini bizzat yazmayı ve hak ettiği değeri tarihe yazmayı; gelişini, öğrencileri ile karşılaşmasını, öğrencilerinin kendisine ilgisini ve kendi izlenimlerini satırlara yazmak bana nasip oldu.”

Bizzat bu hikâyeyi, bu yaşanmışlıkları ve bu hatıraları bizlere bırakan Selçuk Hoca’yı, 26 yıl sonra o dönemin öğrencileri olarak davet ettik ve misafir ettik. Kendisi de davetimizi kırmayıp ilk öğretmenlik vazifesini gerçekleştirdiği Cizre’ye geldi. Öğrencileri ile eski anılarını hâlâ taptaze bir şekilde paylaştılar.

4-001.jpeg

Öncelikle bu hafızayı tekrar yaşatan hikâyenin mimarı Erkan Özkalay, Selçuk Hoca için şunları söyledi:

“Öncelikle şunu belirtmek isterim: Selçuk Hoca bizim gençlik hafızamızın en büyük puzzle parçası. 26 yıl sonra puzzle’ın kayıp parçasını bulduk ve hafıza tamamlandı.Duygularımı paylaşmadan önce kendisi ile Dengbej Evi’nde geçen şu diyaloğu sizlerle paylaşmak isterim. Dengbej Abdurrahman’ın payizok klamından çok etkilendiğini, hatta şaşırdığını görünce ona şunu söyledim: Elbette mana itibarı ile anlamadığınız bu akıcı ve enfes sesi (deng) anlamak için Kürtçe bilmeye gerek yok, insan olmak yeterli, demiştim.

‘İtalyanların Pavarotti’si ne ise Kürtlerin de Pavarotti’si budur.’ dedim.

5-001.jpeg

Aslında kendisini Cizre Lisesi’nin o tarihi sınıflarından birisinde, dönemin öğrencilerini toplayıp hep birlikte geçmişin ruhunu, atmosferini paylaşmak, hatıraları yâd etmek isterdik. Ancak tarihi bina artık yoktu.

Çeşitli nedenlerle birçok öğrenci arkadaşımız çok istemelerine rağmen katılım sağlayamadılar. Kendisini karşıladığımızda üzerindeki heyecanı ve duygusal yoğunluğu fark ettim. 26 yıl önce bizlere veda eden hocamızı görmek elbette bizlerde de aynı heyecanı ve duyguyu yaşattı.

Gece çay bahçesinde otururken 26 yıldır geride bıraktığı öğrenciler hâlâ o günkü gibi capcanlı hafızaları ile kendisine olan duygularını paylaştılar. Bu buluşma ile 26 yıllık özlem ve hasret bu vesileyle taçlanmış oldu. Kendisi, dönemin lisesinde yaşayan öğrencilerle bağ kuran, duygularına dokunan ender öğretmenlerden birisidir.

6-001.jpeg

Kendisi sadece bize beden eğitimini değil, insan aklının ve bedeninin neler yapabileceğini o günün şartlarında öğretmiş, bizleri modern spor aletleri ve spor faaliyetlerine dahil etmiştir. Dönemin zorlu atmosferinde bizlere spor ve bu eğitimin bütün imkânlarını seferber etti.1996-2000 yılları arasında Cizre gibi güzide bir ilçede, dönemin şartlarında bulunamayacak, ulaşamayacağımız spor aktiviteleri ile bizleri eğitmiştir.

Gelişi bizleri sevindirmiş, mutlu etmiş, şereflendirmiştir. Bizler de yılların özlemi ile kendisine sahip çıkmayı bir görev, bir vefa örneği olarak görüyoruz. Nice öğrencileri, kendisi yokken bile onu konuşmuş, anıları ile hafızalarına kazımışlardır. Bu karşılamayı ve kucaklaşmayı kendisi, kendi emekleri ile hak etmiştir.”

Öğrencilerinin Gözünden Selçuk Güleç

Çınar Çümlek

Dönemin öğrencilerinden Çınar Çümlek şunları söyledi:

“Onu anlatmaya kelimeler yetmez. Yüreği ve kalbi güzel değerli hocamız, abimizle derttaşımız. Hayatımıza ve geleceğimize çok güzel dokunuşları olan, bizi geleceğe hazırlayan ve sporu sevdiren harika hocamız. Sizi uzun bir aradan sonra tekrar görmenin mutluluğu ve heyecanını hâlâ her saniye yaşıyoruz. Sizi çok seviyoruz. Daha güzel ve bol zamanlı yarınlarda görüşmek dileğiyle…”

Erdoğan Nikbay

Dönemin öğrencilerinden Erdoğan Nikbay şunları söyledi:

“Sporun sadece futboldan ibaret olmadığını bizlere öğreten, birçok spor dalında bizlere farkındalık yaratan kıymetli hocamızı yıllar sonra Cizre’de ağırlamanın mutluluğunu yaşadık. Kendisini görmek, eski günleri yâd etmek çok güzeldi. Umarım en kısa sürede tekrardan görüşürüz hocamızla. İyi ki tanımışım sizi, kıymetli hocam Selçuk Güleç.”

7-001.jpeg

Ramazan Geçit

Dönemin öğrencilerinden Ramazan Geçit şunları söyledi:

“Bizzat kendisini gördüğümde çocukluk anılarımız canlandı ve bu vesile ile yıllardır görmediğim dostlarımla bir araya gelmemizi sağladı. Geçmişe duyulan özlemin, saygının ve derin bir vefa duygusunun aynı anda yaşandığı son derece duygusal bir buluşma oldu.Kişi kaç yaşında olursa olsun, bir anlığına yeniden o okul sırasındaki çocuk veya genç gibi hisseder. Yıllar sonra aynı duyguları yaşadık…”

Ahmet Yural

Dönemin öğrencilerinden Ahmet Yural şunları söyledi:

“26 yıl aradan sonra Beden Eğitimi Öğretmeni olarak ilk görev yeri olan Cizre’ye dönmek onu heyecanlandırmıştı. 4 yıl görev yaptıktan sonra ayrılmış ve o günden bu yana 4-5 kişi dışında kimse ile bir iletişim kurmamıştı. Ancak 4 yıl boyunca derslerine girdiği öğrencileri bir an olsun bile onu unutmamıştı.

Hocamızın Cizre’ye geldiğini duyan her öğrencisi çok sevindi. Benim açımdan da durum aynı. Çocuklarıma anlattığım lise arkadaşlarımız ile buluştuğumuz anlarda ismini zikrettiğimiz hocamız 26 yıl sonra Cizre’ye gelmişti.Hep anlatırdı bize, kalıplarımızın dışına çıkmamız gerektiğini vurguladığı için kendisini çok sevmiştik. Onu tekrardan görmek beni ve arkadaşlarımızı çok mutlu etti.”

8-001.jpeg

Bahattin Elfeti

Dönemin öğrencilerinden Bahattin Elfeti şunları söyledi:

“Bana basketbolu sevdirmesinin çok ötesindedir Selçuk Hocam. Her hareketine, konuşmasına hayranlık duyar mı insan? İşte o öyle bir insandı benim gözümde.

Lise 1’de iken 19 Mayıs’ta liseler arası bayrak koşusu yarışması düzenlenmişti. Ben de okul takımında yer alıyordum. Yarış sırası bana geldiğinde elimdeki bayrağı düşürmüştüm ve takım benim yüzümden yenilmişti. O gün orada herkesten eleştiri aldım ama sadece Selçuk Hocam bana daha yapıcı, destekleyici ve güzel konuşmuştu ve sonraki yıl yine takıma almıştı beni.

Ama o zaman bana olan güvenini boşa çıkarmadım ve takımımız o sene 1. oldu. Basketbol takımında gösterdiğim başarılar okul hayatımda da normal hayatta da bana büyük özgüven kazandırdı.O yüzden üzerimde büyük hakkınız, emeğiniz var değerli hocam. Her şey için teşekkür ederim, minnettarım. Varlığınız daim olsun inşallah.”

Emine Aslan

Dönemin öğrencilerinden Emine Aslan şunları söyledi:

“Uzun atlamada tek 100 alan bendim. Benimle dalga geçenler oldu ve gördü, yanıma gelerek özel kutlamıştı. ‘Kulaklarını kapat, neye inanıyorsan onu yap.’ demişti. ‘Şu sınıfta kızlardan beden eğitimine uygun giyinen bir seni görüyorum.’ dedi. Çok şaşırmıştım. Mutlu olmuştum.Bizim sitede de eşiyle havuz başında nişan yapmışlardı. Bizi görünce çok mutlu oldu. Küçük dokunuşlar büyük izler bırakabiliyormuş. Selamlar.”

9-001.jpegMesut Kalkan

Dönemin öğrencilerinden Mesut Kalkan şunları söyledi:

“Selçuk Hocamız Cizre’ye futbol dışındaki diğer sporları sevdiren ilk kişidir. Onun gelişinden sonra futbol dışında artık basketbol, voleybol, hentbol gibi oyunlar da oynanmaya başlandı.

Bana çok ilginç gelen ise hiç basketbol, voleybol, hentbol oynamayan o dönemin öğrencilerinin çok kısa bir sürede çok iyi oynamaları olmuştu. Nasıl olur da birisi hiç bilmediği, oynamadığı bir oyunu bu kadar iyi oynayabilirdi? Yetenek doğuştan gelen bir şeydi.Cizreli öğrenciler üzerinde çok olumlu etkiler bırakan Selçuk Hocamı hâlâ o dönemin öğrencileri kendi aralarında anlatırlar. Cizre’ye çok emeği geçti. Selçuk Hocamı tanımak güzeldi. Cizre’yi unutmaması, buraya gelişi ayrıca çok mutlu etti hepimizi.Ayrıca hepimizin üzerinde çok büyük emekleri olan Selçuk Hoca’ya da her türlü imkânı sunan, arkasında duran Lütfü Udum Hocamızı da unutmamak gerek. Hayatımızda iz bırakan 2 değerli eğitimci hocamıza da sonsuz saygılar.”

Azize İneç

Dönemin öğrencilerinden Azize İneç şunları söyledi:

“Bir gün beden eğitimi dersindeydik. Selçuk Hoca, törenlerde neler yapmamız gerektiğini anlatıyordu. ‘Sağ, sol, uygun adım, marş…’ Ben sağımı solumu karıştırıyordum ve bana dedi ki: ‘Sağına soğan, soluna sarımsak tak kızım, böylece karıştırmazsın.’ :)Kendisi ile böyle bir anım var. Ayrıca kızların okumasını çok istiyordu. O şartlar altında bize her türlü çalışmayı yaptırdı, gülle bile attık. Bu bizim için, o şartları düşündüğümüzde çok büyük kazançlardı.Okumak isteyene değer verdiğini biliyorum. Bende de ışık görmüş ki bana bir şiir armağan etmişti. Hâlâ saklarım.”

10-001.jpeg

Metin Sönmez

Dönemin öğrencilerinden Metin Sönmez şunları söyledi:

“Selçuk Hocamız dersinde gayet başarılı ve disiplinli olmasıyla bilinir. Beden eğitimi dersini bizim için anlamlı hale getiren, özellikle basketbolu bize sevdiren biri olarak hafızamızda yer edindi. Eğlenceyi ve disiplini bir arada çok güzel bir şekilde harmanladı. Bunun yanında karizmatik ve lider kişiliği de ön plandaydı.

Bir 19 Mayıs anısı…19 Mayıs çalışmalarını çok ciddiye alırdı Selçuk Hoca. Aylar öncesinden çalışmalara başlardı. Kıyafetleri sipariş eder, koreografi yaptırırdı.

Yine çalışma yaptığımız bir gün İbrahim Kerimoğlu en önde sıraya geçti. Selçuk Hoca sıraları kontrol ederken İbrahim’i gördü. İbrahim de kilolu olması ve boyunun da kısa olması sebebiyle Selçuk Hoca İbrahim’e dönerek, ‘Enine göre değil, boyuna göre alıyoruz.’ dedi…”

Ferit Ürük

Dönemin öğrencilerinden Ferit Ürük şunları söyledi:

“Okulun mezuniyet töreninde ortam güzeldi, siz gitar çalıyordunuz. Kayıt almamızı söylediniz ve evden kamera getirdik. Fakat kaset yoktu.Herkes eğleniyordu, ortam güzeldi. Herkes eğlenmeye devam ederken sözde kamera kayıtta gibi sizinle beraber ‘ evet, harika.’ diyorduk. Ama dediğim gibi kaydı yoktu.”

11-001.jpeg

26 Yıl Sonra Gelen Buluşma

26 yıl aradan sonra bu duygu yoğunluğunu ve ilginin karşılığını görmek Selçuk Güleç Hoca’yı çok etkilemişti. Öğrencilerinin kendisini hâlâ dünkü gibi taptaze anılarla, hatıralarla ve en çok da saygı ile karşılaması kendisinde büyük bir heyecan yaratmıştı.Gelişi ile gördükleri arasındaki duygularını ifade eden Selçuk Güleç şunları söyledi:

“Anılarımı tazelemek istediğim ilk görev yerim Cizre’yi tekrar görmek, ayrılışından 26 yıl sonra nasip oldu. İlk önce, örnek aldığım müdürüm Lütfü UDUM’la buluştuğumda çok mutlu oldum, duygularımı kelimelerle anlatamam.

13-001.jpeg

Daha sonra 1996-2000 yılları mezunu öğrencilerimle buluştuğumuzda hepsi değişmiş, kilo almışlar, kırışıklıkları olmuş ama saygıları, hürmetleri ve sevgileri hiç değişmemişti. Sevgili eşim Nilüfer Güleç bu durumları gördüğünde, ‘Çok güzel dokunuşlar yapmışsın ki tüm öğrencilerin seni yere göğe sığdıramadılar.’ diye konuşması beni gururlandırdı.Ayrılışımdan 26 yıl sonra eski değerlerin, saygı ve hürmetin yaşatıldığını görmek ve tüm öğrencilerimin hayran bakışlarını ve benimle ilgili güzel anılarını duymak, ‘İyi ki ilk görev yerim Cizre, iyi ki bu güzel insana dokunabilmişim.’ dedim.Bu buluşma bundan sonraki buluşmaların ilk adımı olacak. Tekrar görüşeceğiz.”

Son olarak Lise öğrencilerinden Erkan Özkalay’ın sonuç olarak değerlendirmesini aldığımız da bizlerle şunu paylaştı ; Cizre lisesinin hafızası güçlü,tarihi tanıklıklar ile isminden sıkça bahsedilen bir lise olma özelliğini taşımaktadır.Cizre Lisesi’nin koridorlarında, sınıflarında ve spor sahalarında geçen yıllar geride kalmış olsa da bazı öğretmenlerin öğrencileri üzerindeki izleri silinmiyor. Yıllar, insanların yüzünü, hayatını ve şartlarını değiştirebiliyor; ancak iyi bir öğretmenin öğrencisine bıraktığı iz, hafızalarda yaşamaya devam ediyor.

15-001.jpeg

Selçuk Güleç’in 26 yıl sonra Cizre’ye dönüşü de bunun en güzel örneklerinden biri oldu. Bir zamanlar ders verdiği öğrencileriyle yeniden buluşması, yalnızca bir öğretmen-öğrenci buluşması değil, aynı zamanda geçmişe, gençliğe, dostluklara ve vefaya yapılan bir yolculuk oldu.

whatsapp-image-2026-08-13-at-20-42-41.jpeg

Cizre Lisesi’nin tarihi binası artık yerinde olmasa da o binada yaşanan hatıralar, o sıralarda oturan öğrencilerin hafızalarında yaşamaya devam ediyor. Ve bazı isimler, aradan yıllar geçse de o hafızanın değişmez parçaları olarak kalıyor. Selçuk Güleç de Cizre Lisesi’nin hafızasında böyle bir isim olarak yerini almış durumda.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Erkan ÖZKALAY Arşivi

Şerê Selanîke (Selanik Muhaberesi )

25 Temmuz 2026 Cumartesi 14:07

Zozanê Fêraşîne..( Çalyan )

07 Temmuz 2026 Salı 12:51

UYUYAN ŞEHRİN HİKAYESİ

13 Haziran 2026 Cumartesi 15:37