BİZİM KÖYDE AYRI BİR DİL DAHA DA KONUŞULURDU

Hani hep “eskiler” deriz ya; eski kuşakları kast ederek. Yani benim kuşağın ebeveynleri ve onların anne baba ve dedeleri için bunu hep dile getiririz.

Bu değineceğim konu gerçek bir hikaye; ve o kadarda kıymetli bir meseledir. Bizim köyde Kürtçenin yanında ayrı bir dil daha konuşuluyordu. Kim konuşuyordu bu dili anne baba, dede ve ninelerimiz. Bu iki kuşak bir gün dahi okula gitmemiş. İçlerinde bir istisna dahi yoktur. Çünkü onların zamanında köyde ve tüm civar köylerde okul yoktu. Yani hiç okul okumadıkları halde bir dil icat etmişlerdi anne babalarımızın ebeveynleri. O tarihlerde sadece Arapça eğitim veren medreseler vardı. O medreselerde çoğu köyde yoktu. Çünkü o zamanlar kıtlık ve yokluk yıllarıydı, ekmek çok kıymetliydi ve halkın kahir ekseriyeti çok fakirdi. Eskiden medresede eğitim gören (faka) talebelerin yatma ve iaşeleri de o bulundukları köyün insanları tarafından tedarik edilirdi. Bundan dolayı her köy bu yükü kaldıracak güce sahip değildi. En ilginci de medresenin bulunduğu köyde; o köyden bir (faka) talebe müderris tarafından kabul edilmez ve okutulmazdı. Hani eski bir tabir var ya; derler ki “kimse kendi evinde alim olamaz”. Sanki bu cümle kabul görmüş olacak ki bizim Fırfêlê köyünde ki medresede hiçbir yerli talebe (faka) yoktu. Halbuki köyümüzdeki medrese çok alim yetiştirdi. Serdahlê medresesinden sonra gelebilecek az medreselerden biriydi. Bir asra yakın Arapça eğitimini veren nadir ilim dergahlarından birisi bizim köyde (Fırfêlê) eğitim veriyordu. Lakin dedelerimiz ve babalarımız bu medresede hiç eğitim görmediler.

Peki hiç okul okumamış bir nesil nasıl olurda bir dil icat edebildi. Maalesef dilin nasıl, ne şekilde meydana geldiğini bilemiyoruz. O dili konuşanlara sorduğumuzda dilin nasıl meydana geldiğini bilmediklerini söylüyorlardı. Maalesef bu dili bilenlerin hemen hepsi de hayatta değillerdir.

Ben ilkokul çağlarında iken rahmetli anne ve babamın çok defa bu dil ile birbirleriyle konuştuklarına, sohbet ettiklerine şahit olmuşum. Köydeki diğer amca, yengelerinde bu dili konuştuklarını çok iyi hatırlıyorum. Lakin ne hikmet ise bizim kuşak ilkokulu (1971) bitirmeden bu dil bizim ebeveynler tarafından terk edildi ve daha da konuşulmadı. En enteresan olanı da bizlere bu dil öğretilmedi. Sadece konuştuklarına şahit oluyorduk ama ne dediklerini anlayamıyorduk.

Yakın tarihte vefat eden rahmetli anneme bazen o dili sorardım. Bana derdi ki evet oğlum babanla biz o dille çoğu zaman konuşur sohbet ederdik. Diyordum ki ana o konuştuğunuz dilden bana birkaç kelime söyleyebilir misin? Düşünürdü ve derdi ki oğlum hiç hatırlamıyorum. Nedense o kuşak onlardan sonra gelen kuşağa; yani bize bu dili öğretmediler. Buda ayrı bir soru işaretini insanın aklına getiriyor.

Netice itibariyle ebeveynlerimiz hiçbir okul okumadıkları halde anne ve babalarının icat ettikleri bir dili kendi aralarında konuştular. Ama bu dili arkasında hiçbir iz bırakmadan da tarihin karanlık sayfalarına da teslim ettiler.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
M.Emin BOZKUŞ Arşivi

BUGÜNKÜ EĞİTİMLE BİR KIYAS

05 Ağustos 2026 Çarşamba 15:02

UMMANDAN BİR KATRE

27 Temmuz 2026 Pazartesi 17:07

NİCE 14. YILLARA

10 Temmuz 2026 Cuma 16:49

HERKESİN MEMLEKETİ GÜZELDİR AMA!

11 Haziran 2026 Perşembe 11:11