Ömer AYDA
Sessizliğin Konforu
Bazen bir kentin nabzını tutmak için istatistiklere değil insanların neyi konuşmadığına bakmak gerekir. Hatta bazen bazı kentlerin sayısal verileri yoktur ya da sayısal verileri denetleyen bir kitle yoktur.
*
Son zamanlarda bu kent için aynı şeyi düşünüyorum. Özellikle parklarda uygunsuz yakalanan insanlar, intihar vakaları, çeşitli infazlar, boşanma davaları, fahiş konut fiyatları, bir eve dört emlakçıyla giren adamlar, kentin dillendirilmeyen sorunları... İşte tüm bunlar ve sayamadığım birçok konu kanayan yaramızdır. Aslında bu saydıklarım herkesin bildiği ama kimsenin yüksek sesle dile getirmediği meselelerdir. Garip olan şu ki tüm bu problemlere karşı sergilenen suskunluk artık bir istisna değil neredeyse bir norm haline geldi.
*
Tüm bu sorunlar yaşanırken insanlar hâlâ duygusal hikâyeler anlatır. Oysaki duygusallığı bir kenara atarak rakamlarla konuşmak gerekir. Cılız bir ses kimi zaman rakamlar verse de asıl mesele, o rakamların hayatlara nasıl dokunduğunu görüp de susmaktır. Ne yazık ki şehrimizde de halk arasında dillendirilen ama gerekli yerlerde susulan birçok konu var. Aslında her şey gözümüzün önünde yaşanıyor ama onları dile getirecek cesaret yok.
Bir şehir düşünün, bir sürü sorunun olduğunun ama çözüm noktasında kimsenin samimiyetle adım atmadığı. Bir kent düşünün, işlerin güzel yürümediğini söyleyenin çok olduğu ama sorunun kimden kaynaklandığını kimsenin söylemediği. Bir sokak düşünün, herkesin birbirini tanıdığı ama sokaktaki kirliliği kimsenin sorgulamadığı. Demem o ki sorunlar çok ama sorunların adı konulmayıp muhatapları bulunmuyor. Çünkü bu coğrafyada isim koymak, büyük bir sorumluluk doğurur.
*
İnsanlar artık hataları görmezden gelmekten ziyade onları dile getirmenin matematiğini hesaplıyor. “Konuşursam ne olur?” sorusu, “Doğru olan ne?” sorusunun önüne geçmiş durumda. Bu da zamanla enteresan bir denge oluşturdu. Herkes rahatsız ama kimse düzene itiraz edip huzurunu bozmak istemiyor. Bu durum, zamanla ortadaki korkunun yanında alışkanlıklarımızı da değiştirdi.
Sonra bir bakıyorsunuz susmak, insanın kendisini koruma refleksi olmaktan çıkıp gündelik hayatın bir parçası oluyor. Hatta öyle ki konuşan biri çıktığında garipseniyor. Sanki problem dile getirilen şeyde değil de dile getirilmesinin kendisindeymiş gibi algılanıyor. Oysa sağlıklı bir kentte tam tersi olur; sorunlar konuşulur, tartışılır, bazen büyütülür ki çözülebilsin. Bizde ise sorunlar konuşulmadığı için küçültülüyor çünkü büyürse kontrol edilemeyeceğinden endişe ediliyor.
*
Oysaki ilçedeki bu çürümüş refleksleri daha büyük ölçekte de görüyoruz. Verilerden çok yorumların, gerçeklerden çok kanaatlerin dolaşımda olduğuna dair birçok duyum alıyoruz. Bir şeyin doğru olup olmadığından ziyade, sorumluların olanlar karşısında nasıl hareketsiz kaldığını endişe verici bir şekilde izliyoruz.Oysa esasen ele alınması gereken temel sorunlar, suskunluğun gölgesinde silikleşiyor. Bu da toplumsal düzlemde en kritik kırılma hattını daha da derinleştiriyor.
*
Çünkü tartışma zemini karanlıklaştığında hakikat geri planda kalıyor. İnsanlar bir süre sonra doğruyu aramayı değil susmayı tercih ediyor. Bu da ilçede korkunç sonuçlar doğuruyor: Sessiz bir gerileme. Kimse büyük bir çöküş yaşamıyor belki ama küçük kayıplar birikiyor. Küçük tavizler, küçük suskunluklar, küçük görmezden gelmeler… Zamanla bunlar bir alışkanlık hâline geliyor. Sonra bir gün dönüp bakıyorsunuz, her şey yerinde gibi ama hiçbir şey eskisi değil.
Belki de mesele yüksek sesle konuşmak değil ama en azından fısıltıyla bile olsa doğruyu söyleyebilecek bir alan ve cesareti sergileyememekten doğuyor.
*
Çünkü bir yerde herkes aynı anda susuyorsa orada sadece insanlar değil gerçekler de görünmez hâle gelir. Ne yazık ki Cizre için tehlike çanları çalıyor. Çünkü kimse konuşmayı tercih etmiyor. Çünkü konuşulsa konfor alanı bozulacaktır. Bence herkes alışılmış bir suskunluğu kabul ediyor. Bu suskunluğun bedeli ağır olacak çünkü en büyük çöküş, tam da böyle zamanlarda gelir: Herkes görür, kimse söylemez ve bir gün bakarsın, zaten her şey olup bitmiştir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.