ACININ DAYANIŞMAYLA PAYLAŞILDIĞI TAZİYE YEMEKLERİ ÜZERİNE

Coğrafyamızın kimliğini, insani dokusunu ve karakteristik özelliklerini teşkil eden gelenekleri vardır. Nesilden nesile günümüze değin gelen taziye yemekleri de, zikredilen geleneklerimizin bir simgesidir. Özellikle halk arasındaki yardımlaşma, dayanışma ve aidiyet duygusunu güçlendiren önemli bir adettir. Zira bu tarz gelenek ve adetler sayesinde kuşaklar arası bağ kurulur ve toplumsal süreklilik sağlanır. Ayrıca bu değerlerin zayıfladığı toplumlarda yabancılaşma artar, ortak vicdan ve sorumluluk bilinci de azalır. Kısacası toplumsal değerler, bir milleti ayakta tutan görünmez ama hayati bir harç niteliğindedir. Bu arada hakkı savunurken, haktan yana konuşmaktan da kaçmamak gerekir. Evet, konjonktürel olarak oldukça zor zamanlardan geçiyor olabiliriz, lakin çözüm asla taziye yemeklerini kaldırmak değildir. Nitekim taziye yemeklerinden önce düğünlerde yapılan israfları önlemek, beyhude masraflar için toplumsal mutabakat oluşturmak daha öncelikli ve çok daha elzemdir. Adetlerimize göre sadece bayanlara mahsus olan kına gecesi, maalesef gençlerin marifetiyle neredeyse düğün şenliği kadar büyük bir külfet haline gelmiştir, getirilmiştir. Evvela bu israfın önlenmesi evladır. Geleneklerimizde yeri olmayan beyhude ritüelleri kaldırmak, umumun menfaatinedir. Hülasa düğün adına yok yere yapılan masrafların, alınan ve dağıtılan eşyaların önüne geçmek çok daha yerindedir. Keza tüm zorluklara rağmen taziye sofraları, bu şehrin hâlâ ayakta kalan vicdan kolonlarından biridir. Ölüm, garip bir biçimde insanları birbirine yaklaştırır. Taziye sofrası da bu yakınlaşmanın fiziki karşılığıdır. Şunu açıkça söylemek gerekir, bu kültür korunması gereken bir değerdir. Ama akılla, ölçüyle, ahlakla korunmalıdır. Şırnak, acıyı paylaşmayı bilen bir şehirdir. Taziye yemekleri de bunun en somut, en insani halkasıdır. Yeter ki bu sofrayı geleneğin ruhuna uygun kuralım. Burada ölüm, bireysel bir kader değil, kolektif bir imtihandır. Ve bu imtihanın en somut cevabı, taziye sofralarında verilir. Bir kazan kaynar, bir kapı açılır, bir omuz yaslanır. Taziye yemekleri, Şırnak’ın yazılı olmayan anayasasıdır. Kimseye “gel” denmez ama herkes bilir ki gidilecektir. Kimseye “yardım et” denmez ama herkes elinden geleni ortaya koyar. Çünkü bu coğrafyada acı yalnız yaşanmaz, yalnız bırakılmaz. O sofralar, aslında bir ahlak dersinin güzel bir ürünüdür. Şırnak kültüründe taziye yemeği, “ayıp olmasın” diye değil, “insanlık olsun” diye verilir. Haliyle Şırnak’ın taziye sofraları, modern dünyanın unuttuğu dayanışmayı hatırlatır. Ve o sofralarda sadece yemek yenmez. Hafıza paylaşılır, Ayet ve hadisler dillendirilir, tarih anlatılır, kırgınlıklar askıya alınır, bazen yıllık küslükler bir “başın sağ olsun” cümlesiyle bertaraf edilir. Nihayetinde ölüm, garip bir biçimde insanları hizaya sokar. Taziye sofrası da bu hizalanmanın mekânıdır. Bugün Şırnak’ta taziye evleri, aynı zamanda toplumsal vicdanın nabzını tutan mekânlardır. Şunu açıkça söylemek gerekir: Taziye yemekleri, Şırnak’ın en kıymetli kültürel miraslarından biridir. Ama her miras gibi korunmazsa yozlaşır. Asıl olan sofranın zenginliği değil, niyetin temizliğidir, dayanışmanın varlığıdır. Çünkü Şırnak’ta insan bilir ki: Acı geçer, yemek biter; Ama dayanışma baki kalır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum
Turgay Birlik Arşivi

SAHİPSİZ KENT ŞIRNAK

27 Kasım 2025 Perşembe 11:04

HEŞTİYANIN SESSİZ ÇIĞLIĞI !!!

20 Kasım 2025 Perşembe 10:58

ŞIRNAK EMEK İSTER, SEVGİYİ İSE HAK EDER

06 Kasım 2025 Perşembe 12:41