Turgay Birlik
BİR ÇINARIN YALNIZ HİKÂYESİ, MOMÊ OSMAN ÖZDEN’İN ANISINA
Her toplumun bağrında, sanal âlemden ziyade halkın gönlünde yetişen büyük şahsiyetler vardır. Onlar diplomalarla değil, hikmetle büyür, ünvanlarla değil, irfanla tanınırlar. İşte bölgemizin yetiştirdiği Osman ÖZDEN, yani halkın tabiriyle ‘Momê Osman’ tam da böyle bir şahsiyetti.
O edebiyatın, sanatın ve kültürün içinde adeta yürüyen bir arşiv, yaşayan bir hazineydi. Şiirlerinde, Destanlarında, Hikâyelerinde ve Tarih anlatılarında kullandığı kafiye, ahenk ve kelime dizimi öylesine güçlüydü ki; onu dinleyenler sadece halktan insanlar değil, ilim ehli olanlar dahi hayranlıklarını gizleyemezdi. Zira Momê Osman’ın kalemi sadece yazmıyor, aynı zamanda ruhlara dokunuyor, hayata anlam yüklüyordu.
Şırnak’ın kültürel hafızasında o bir BİLGE adam, bir ULU çınar, bir İRFAN pınarı olarak yer edindi. Herkesin ve her kesimin saygısını kazanmış, sevgisine mazhar olmuş emsal bir isimdi. Günümüzdeki kuşak tanımasa dahi; Onun sohbetleri bir meclisi aydınlatır, bir sözü bir neslin hafızasında iz bırakırdı.
Bir zamanlar ünlü Fransız sinema sanatçısı Alein DELON, büyük bir tevazu ile şöyle demişti:
‘Şayet hayatta olsaydı, dünyanın en büyük aktörü benim yerime Yılmaz GÜNEY olurdu’. Bu kelam aslında bir hakikatin ifadesidir. Keza Momê Osman da Şırnak’ta değil de, bir başka toplumda yaşamış olsaydı, ismi tarih sayfalarında anılırdı.
Nitekim büyük insanlar bazen sahnelerde değil, halkın içinde doğar. İşte Momê Osman da böyle bir cevherdi.
Onun belagati güçlüydü, hitabeti derindi. Kelimeleri sıradan cümleler değil, adeta birer mana köprüsüydü. Yazdığı eserlerle, sergilediği karakterle ve sahip olduğu bilge kişiliğiyle sadece bir dönemi yaşamış biri olmadı; O, tarih yazanların safında yer aldı.
Ne var ki büyük insanların kaderi bazen yaşadıkları toplumun kaderiyle de sınanır. Momê Osman’ın en büyük talihsizliği; kültürüne, tarihine, gelenek ve göreneklerine maalesef gerektiği kadar sahip çıkmayan bir toplumun içinde yaşamış olmasıydı. Eğer bu büyük cevher başka bir coğrafyada doğmuş olsaydı, bugün üniversitelerde onun eserleri ders olarak okutulur, örnek şahsiyet olarak anlatılır, adına anıtlar dikilir, hikmeti nesilden nesile aktarılırdı.
Fakat bazı değerler heykellerle değil, gönüllerle yaşar. Şırnak toplumu değerlerine gerektiği kıymeti vermezse dahi Momê Osman da o gönüllerde yaşayan isimlerden biri oldu.
Onun hayatı bize Ebu Zer el-Gıfari’yi hatırlatır. Nasıl ki Ebuzer yalnız gelmiş, yalnız yaşamış ve hakikatin izinde yalnız yürümüşse; Momê Osman da bu dünyaya kendi vakarını ve hikmetini sığdırarak geldi, kendi izini bırakarak yaşadı ve büyük bir değer olarak ebediyete yürüdü.
Lâkin unutulmamalıdır ki gerçek çınarlar, devrildiğinde gölgesi kaybolmaz. Onların bıraktığı miras toprağın hafızasında yaşamaya devam eder.
Momê Osman artık aramızda olmayabilir; fakat onun sözleri, hikmetleri ve kültürümüze kazandırdığı o eşsiz miras, Şırnak’ın hafızasında yaşamaya devam edecektir.
Çünkü bazı insanlar tarih olmaz…
Tarihin kendisini yazanlardan olurlar.
Şırnak’ın sessiz bilgesi, yalnız çınarı, toplumun sahip çıkmadığı büyük cevheri: Sizleri anmaya ve rahmetle yad etmeye devam edecez…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.