Turgay Birlik
KENDİ GÜNEŞİNİ UNUTAN ŞEHRİN HİKÂYESİ, ŞIX ZEYN’Ê KÂL EL ŞIRNEXİ
Şırnak Coğrafyası asırlar boyunca sadece mukaddesatlarıyla ve köklü tarihiyle değil; bağrından çıkardığı ilim ve irfan sahibi büyük âlimler ile de tarihin en müstesna sayfalarında yer edinmiştir. Bu kadim irfan zincirinin en parlak halkalarından biride, şüphesiz Şıx Zeyn’ê Kâl’dır. İrfan Abidesi, yalnızca kendi devrinin değil; asırlar boyunca Mezopotamya ilim geleneğinin en mümtaz simalarından biri olarak tarihe geçmiştir.
Zira ismiyle müsemma ‘Kâl’ sıfatı, sıradan bir unvan değil; bilakis Âlimler Âlimi, Bilgelerin Piri anlamına gelen bir ilim mührüdür. Bu yönüyle o sadece bir müderris olmayıp; ilmiyle hükmeden, irfanıyla yol gösteren, hikmetiyle gönülleri ihya eden zamanın bedi’sidir.
‘Şıx Zeyn El Kâl’ zahiri ilimlerde derinleşmiş bir müderris olduğu kadar, batıni ilimlerde de kemale ermiş büyük bir mutasavvıf ve zamanın en önemli düşünürü idi. Kaleminden dökülen her satır, hakikatin özünden süzülmüş bir hikmet damlasıydı. Kur’an’ın nurani hakikatlerini tefsir eden, kelâmın çetin meselelerini izah eden ve tasavvufun ince sırlarını talebelerine aktaran ender bir ilim hazinesi olarak temayüz etti.
‘Şıx Zeynê Kâl’: Yalnızca ilmi bir dönemi değil, bir çağı anlatır, irfan silsilesinin zirvesini simgeler. Lâkin tüm çabalara rağmen ne yazık ki Şırnak toplumu, kendi değerlerine, tarihine ve kültürel mirasına gereken ihtimamı göstermemektedir. Halbuki ilmi, irfanı ve kabiliyeti dünyaya yön verebilecek büyüklükteki şahsiyetlerin unutulması, aslında içinde bulunduğumuz kültürel boşluğu izah eder mahiyettedir. Nihayetinde Şırnak kıymetlerini sessizliğe terk etse de, hakikat onları fısıldamaya devam edecektir. Rivayete göre 17. yy da Şırnak’a bağlı Navyan köyünde yaşamış ve aynı muhitte hicret etmiş olan bu büyük zat, sadece kendi çağının değil; asırların üzerinde yürüyen bir ilim kütüphanesidir. Ve asıl ismi: Zeynel Abidin’dir. Şıx Zeynê Kâl sıfatı, ona verilen bir lakap değil; bir mertebedir. O, bilgiyi taşıyan değil; bilgiyi yoğuran, tartan ve hükme bağlayan bir ilim otoritesidir. Öğrenimini zamanında halifeliğin payitahtı olan Şam medreselerinde ve Revandız gibi önemli merkezlerde tecrübe etmiş, aynı zamanda Bağdat’ın ilim mekteplerinden de istifade etmiştir. Keza ‘Şıx Zeyn’ Zahirde bir Müderris… Batında bir Arif… Kelâmda bir Âlim idi. Yaşadığı dönemin en önemli Mutasavvıf, Düşünür, Tefsir ve Fıkıh üstadı olarak bilinmektedir. Derin ilmi, bilge kişiliği, Kur’an ve hadislere olan tecrübesiyle tanınmaktadır. Yazdığı ve bazılarının günümüze değin ulaştığı 200 e yakın eseri bulunmaktadır.
Meclisleri ilmin nuruyla aydınlanır, sohbetleri hikmetin güneşiyle ısınırdı. Bu sebeple kendisi için ‘ilmin nuru’ tabiri kullanılmıştır. Şayet Şıh Zeyn El Kâl başka bir coğrafyada yetişmiş olsaydı, şüphesiz adına üniversiteler kurulur, şehirler onun ismiyle anılır ve eserleri asırlar boyunca medeniyetin temel metinleri arasında okutulacaktı.
Onun yaşadığı Güneyçam köyü dahi sıradan bir mekân değildi. Zira halk arasında ‘ocağa muhacirya’ olarak anılması sadece bir yakıştırma değil; kökleri derin bir mananın tezahürüdür. Nitekim köy, ismini Hz. Muhammed (sas) döneminde her şeyini geride bırakıp hakikat uğruna hicret edenlere verilen ‘muhacir’ sıfatından almıştır. Köy, kapısını çalanın kim olduğuna bakmadan açılan bir gönlün, paylaşmanın, adanmışlığın karşılığıdır. Sadece insan doyurmadı… Gönül doyurdu. Sadece misafir ağırlamadı… Bir medeniyet terbiyesi sundu.
Ve bugün bize düşen… Geçmişe methiyeler dizmek değil; o mirası omuzlamaktır. Bu büyük irfan güneşinin hatırasını yaşatmak; onun ilmini, hikmetini ve mirasını yeni nesillere aktarmaktır.
Sonuç olarak; onun ilmi ve yaşam biçimi talebelerin gönlüne nakşolurken, cömertliği ve gönül zenginliği de yaşadığı bu topraklara miras kalmıştır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.