EĞİTİMDE KALİTE

Yakın bir tarihte bir icazet törenine davetliydim. Bu arada icazet sözcüğüne bir açıklık getirirsek: İcazet alan bir şahıs sıra kitaplarını başarı ile bitirmiş anlamına gelmektedir. O şahıs artık bir alim olarak ilim öğretmeye ilk adımını atandır. Törenin yapılacağı yere gittik oturduk, bölgemizden azımsanmayacak sayıda alimlerde iştirak etmişlerdi. Kronolojik bir sıra takip edilerek planlı bir programa şahit olduk. Konuşmacıların hepsi seçkin alim-müderrislerden müteşekkildi. Hepsi tek tek konuşmak için kürsüye davet edildiler, görüş ve düşüncelerini biz haziruna anlattılar.

Bu hatiplerden birisi Mardin Artuklu ilçesinin müftüsü sayın Süleyman Baran’dı. Uzun sayılacak konuşmasının bir yerinde adeta kanayan bir yaraya parmak basarak dedi ki: Biz bu kadar öğrenci okutmamıza rağmen maalesef kaliteli alim yetiştiremiyoruz! Hocamızın bu yorumu bana göre her dalda ki eğitimimiz içinde geçerli bir söylemdi. Ben bir eğitimci olarak bu görüşteyim. Neden kaliteli öğrenci yetiştiremiyoruz? Sebebi ne olmalı?

Biz eğitimcilerin ne eksiği var ki öğrencilerimizin büyük bir ekseriyeti kaliteli bir eğitim alamıyor? Değerli hocamızın bu yorumundan sonra uzun uzun düşünerek eğitim geçmişimize bir göz gezdirdim. 1988’de nihayetlenen ve 70 yıla yakın tedrisat veren müderris-alim Molla Abdullah Bilge’nin öğrencilik ve müderrislik hayatının birkaç noktasına baktım. Müderris Abdullah Bilge bir hatırasında diyor ki: “Biz öğrenciyken memlekette okumak hemen hemen tümden yasaktı! Ama tüm bu olumsuzluklara rağmen okuyorduk, her zaman basılacağız, tutuklanacağız kitaplarımıza el konulacak korkusuyla yaşadığımız halde! Tutuklamamıza razıydık ama kitaplarımızın yakalanmasına razı değildik, çünkü kitaplarımız yakalansaydı artık kitap alacak gücümüz olmazdı, ailelerimiz fakirdi, bir daha bize kitap alacak güçleri hiç yoktu. Bir gece basılacağımızı anladık hızlı bir şekilde kitaplarımızı torbalara koyduk sırtımıza atarak gecenin zifiri karanlığında tepeyi tırmanmaya başladık, ben sakat olduğum için birkaç metre sonra yere yuvarlandım, faka arkadaşlarım beni bırakmadılar ve sırtlarına alarak kaçmaya devam ettiler.

Arkadaşlarıma yük olduğum için sırtlarında hüngür hüngür sağlıyordum? Arkadaşlarım kısık bir sesle ağlama, yeter ki biz ve kitaplarımız yakalanmayalım diyerek beni teselli ediyordular. O günleri hatırladığımda çok hüzünlerim”. Devamla: “Tedrisat verdiğim zamanların hiçbirinde öğlenleri eve gidip yemek yemedim. Ders verirken bazen ağzım kuruduğu için fakalardan bir tas su isterdim.” Bu şu anlama geliyor. Seyda yetmiş yıl boyunca müderrislik yaptığı günlerde evinde öğle yemeği yememiş. Yetiştirdiği alimlerden birkaç örnek verelim. Molla Zübeyir Arnasi, Şeyh Halil Serdêfi, Şeyh Muhammed Nurullah Seyda, Doç. Dr. A. Baki Deniz.

1985 yılında sınıf öğretmeni olarak göreve başladığımda benimle beraber Türkiye geneline atanan sınıf öğretmenlerin gittikleri köylerin yüzde 80’ninde elektrik yoktu, düzgün bir yol yoktu. Şehirden uzak oldukları için aylarca şehre inilmiyordu. Okulların geneli tek veya iki derslikli olurdu. Sınıflar birleştirilerek okutulurdu. Okula bitişik en fazla iki odalı bir lojmanları vardı. Lojmanda su ve elektrik yoktu. O zamanlar ilkokullar 5 sınıftı. Tüm yokluklara rağmen kaliteli öğrenciler yetiştiriliyordu. Her türlü yokluğa rağmen mutlu ve umutlu bir nesil yetişiyordu. Veli çocuğunu güvenle, hiçbir kaygı duymadan öğretmene teslim ediyordu, öğretmen aynı samimiyetle öğrencisini bağrına basıyordu. Güven ve umut eğitimin kalitesini zirveye taşıyordu.

Hali hazırda ki her bir öğrencimizin eğitim materyalı eksiksizdir. Öğretmenlerinde aynı şekilde hiçbir eksiği yok. Ders verilen mekanlar fiziki olarak kusursuzdur. Peki neden istenilen eğitim kalitesini yakalayamıyoruz. Bu kadar ahlaki çöküntülerin sebebi ne olabilir? Aile, öğretmen, okul idaresi nerede yanlış yapıyor?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
M.Emin BOZKUŞ Arşivi

KOÇERNAME

20/10/2026 09:50

BUGÜNKÜ EĞİTİMLE BİR KIYAS

05 Ağustos 2026 Çarşamba 15:02

UMMANDAN BİR KATRE

27 Temmuz 2026 Pazartesi 17:07