ŞIRNAK'IN SESSİZ HAZİNESİ: SABİNA KEWZANA/BIRTTIM SABUNU

Bazı kültürler vardır; değeri bilinmediği için değil, yeterince anlatılmadığı için sessizce kaybolur. Şırnak’ın Bıttım Sabunu da işte böyle bir kültürel hazinedir. Ayrıca Şırnak’a özgü Bıttım Sabunu yani Sabina Kewzana, yalnızca bir temizlik ürününden ibaret değildir. Köklü Şırnak coğrafyasının kadim kültürünün doğayla kurduğu ilişkiyi ve kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel el emeğini taşıyan önemli bir yöresel mirastır. Ve Şırnak’ın en köklü ve en derin tarihi kadar eskidir.

Şırnak tarihinin kültürel değerleriyle adeta harmanlanmış olan ‘sabina kewzana’; toprağın, ağacın, emeğin, geleneğin ve nesilden nesile aktarılan bilginin yoğrularak natürel bir ürüne dönüşmüş hâlidir. Yani Şırnak Bıttım Sabunu aslında bir ürün değil; bir medeniyet hafızasıdır. Doğanın bahşettiği, Şırnaklılarında değere dönüştürdüğü bu ürün için bir hususun altını çizmek gerekir. Şırnak Bıttım Sabunun asıl gücü; doğal hammaddesinde, geleneksel üretim tekniğinde ve kültürel mirasında saklıdır.

Bu noktada asıl sorulması gereken soru budur! Peki ama Şırnak bu değeri neden markalaştıramıyor?

Şırnak; petrolünden kömürüne, Habur'undan tarımına, balından tiftik dokumacılığına, geleneksel ürünlerinden tarihî mirasına kadar hayli önemli ekonomik, kültürel ve tarihi değerlere sahip bir şehirdir. Fakat yıllardır aynı yanlışı yapıyor: Üretiyor ama maalesef markalaştıramıyor. Değerimiz var ama değer üretemiyoruz. Hammaddemiz var ama katma değerimiz yok. Bıttım Sabunu da bu çelişkinin en çarpıcı örneklerinden biridir. Başka şehirler yöresel ürünlerini markalaştırırken, Şırnak çoğu zaman kendi değerlerinin seyircisi konumunda kalıyor.

Bırakın Bittım Sabunu Şırnak'ı anlatsın, Şırnak’ı tanıtsın!

Şırnak'ın artık yalnızca ‘yeraltı zenginlikleri’ üzerinden konuşulan bir şehir olmaktan çıkması lazım. Zira şehirlerin zenginliği yalnızca yerin altında değildir. Bazen zenginlik bir dağın yamacındaki ağaçtadır. Bazen Cudi’ye konan bir gemide, Bazen dağlara nakşedilen tasvirlerdedir. Bazen bir emekçinin elinde, Bazen bir annenin yıllardır sürdürdüğü geleneksel el sanatlarındadır. Bazen de küçücük bir sabun kalıbının içindedir.

Artık sadece tüketmek değil, değer üretmek zamanı!

Şırnak'ın kalkınması, yalnızca yeni binalar yapmakla, yollar açmakla veya kamu yatırımlarını artırmakla mümkün değildir. Gerçek kalkınma; Eldeki değerleri görmek, onları sahiplemek, geliştirmek ve dünyaya tanıtabilmektir. Sabina Kewzana bize bunu yeniden hatırlatıyor. Belki de Şırnak'ın en büyük problemi kaynaklarının yetersizliği değil; kaynaklarının kıymetini yeterince bilmemesidir. Zira bugün küçümsenen bir bıttım ağacı, yarının güçlü bir yöresel markasının başlangıcı olabilir. Yeter ki korumasını bilelim. Yeter ki sahip çıkalım. Yeter ki Şırnak'ın değerlerini başkalarının keşfetmesini beklemek yerine kendimiz keşfedelim.

Unutmayalım bir şehrin gerçek zenginliği, sahip olduğu değerlerin çokluğu değil; o değerleri geleceğe taşıyabilme iradesidir. Kısacası: Bıttım Sabununun Şırnak için değeri köpüğünden çok daha büyüktür. O sabunun içinde yalnızca bıttım yağı değil; Botan'ın doğası, Şırnak'ın üretim hafızası, kadınların emeği, kuşaktan kuşağa aktarılan bir zanaat ve doğru değerlendirildiğinde ciddi bir ekonomik potansiyel vardır. Sabina Kewzana köpük olmasın, Şırnak’ın dünyaya açılan simgesi olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Turgay Birlik Arşivi

KURMANCÎ HERE GULÊ

23 Haziran 2026 Salı 08:04