YERLİ DİZİLERİN TOPLUMA ZEKRETTİĞİ AHLAKSIZLIK VE KÜRDO FOBİA

Şüphesiz bütün imkân, araç ve hedefler; insanların daha müreffeh bir yaşam sürmelerini sağlamak, huzur ve refahını realize etmek ve gönülleri birbirine yaklaştırmak içindir. Hiçbir imkân; insanları birbirine düşman etmek, bir toplumu diğerine küçümsetmek ve/veya üstün kılmak, iyilik yerine husumet üretmek için kullanılmaz. En azından medeni toplumlarda anlayış ve ölçü budur. Nitekim cehaletin en tehlikeli hâli, imkân sahibi olup hakikati anlatmak yerine düşmanlık üretmektir.

Maalesef bizde zaman zaman bunun tam tersi tezahür ediyor. Algı üretiliyor, önyargı besleniyor, düşmanlık kurgulanıyor ve bütün bunlar marifetmiş gibi topluma empoze ediliyor. Böyle bir zihniyetin izini sürmek için ise çoğu zaman yerli dizilere bakmak kâfidir. Ayrıca kalemin bir vebali vardır. Senaryonun bir mesuliyeti ve kameranın da topluma karşı bir sorumluluğu…

Zira kamera yalnızca görüntü kaydetmez. Kamera; zihinlere dokunur, algı oluşturur, davranışları normalleştirir ve zamanla toplumun değer yargılarını değiştirebilir. Her daim milyonlarca insanın evine misafir olan ekranlar, yalnızca bir hikâye anlatmaz; aynı zamanda neyin normal, neyin sıradan, neyin özendirici ve hatta neyin makbul kabul edilmesi gerektiğine dair subliminal mesajlar da verir.

Bu merhalede mesele, dizi izlemek kadar basit değildir. Günümüzde yerli dizilerin önemli bir bölümünde özellikle Kürt halkını aşağılayan bir moment, şiddet, ihanet, gayrimeşru ilişkiler, lüks ve gösteriş tutkusu vb. mahremiyet sınırlarını zorlayan akışlar, neredeyse hayatın olağan bir parçasıymış gibi sunulmaktadır. İşte ahlaki çözülmede böyle oluşur. Tabi ekranların oluşturduğu tahribat bununla da sınırlı değildir.

Meselenin bir başka ve son derece hassas bir boyutu daha vardır! Bir kavmin, bir kültürün ekranda nasıl temsil edildiği! Özellikle bazı yerli yapımlarda Kürtlerin yıllardır belirli kalıplar içerisine hapsedildiğini görmek mümkündür. Şehir hayatına yabancı, kaba, eğitimsiz, sürekli şaşıran, konuşurken alay konusu yapılan veya sadece komedi unsuruna dönüştürülen karakterler…

İşte sorun da burada başlıyor. Bir insan, tanımadığı bir toplumu çoğu zaman önce ekranda tanır. Ekranda sürekli tekrar edilen her klişe ise zamanla insanların zihninde bir ‘gerçeklik’ algısına dönüşür. Bir halkı sürekli aynı tiplemelerle anlatmak, sadece senaryosal bir tercih değildir! Bu, önyargıyı besleyen ve toplumsal mesafeyi büyüten bir dilin üretilmesidir.

Tarih ise bize çok daha farklı bir tablo sunmaktadır.

Bu coğrafya; İlmin, Hikmetin, Sanatın ve Medeniyetin beşiği olmuştur. Nitekim El-Cezerî'nin sibernitik ve robotik alanındaki çalışmaları bugün dünya bilim tarihinin en önemli sayfalarında yer almaktadır. Selahaddin Eyyûbî, yalnızca askerî dehasıyla değil; adaleti ve devlet adamlığıyla da tarihe damga vurmuştur. Şıx Abdülkadir Geylânî, asırlardır milyonlarca insanın gönül dünyasında yaşayan büyük bir irfan ve tasavvuf önderidir. Bediüzzeman Said Nursî, fikirleri ve eserleriyle geniş bir düşünce dünyasının oluşmasına katkı sunmuştur. İbnü'l-Esîr tarih ilmine bıraktığı eserleriyle insanlığın ortak kültür mirasında yerini almıştır.

HaliyleSanatın ve Kameranın görevi toplumu bölmek değildir.

Sanatın görevi; farklılıkları düşmanlık sebebi değil, birlikte yaşamanın zenginliği olarak gösterebilmektir. Eleştiri ile aşağılama, mizah ile tahkir, sanat ile propaganda arasındaki çizgiyi de iyi analiz etmek gerekir. Toplumlar karikatür değildir! Her halkın bir hafızası, bir tarihi, bir kültürü ve her şeyden önce bir onuru vardır. Önyargının inancı, dili ve milliyeti yoktur. Önyargı; bulaştığı her toplumu zehirleyen tehlikeli bir hastalıktır. Kamera güçlüdür. Senaryo etkilidir. Ekranların insan üzerindeki tesiri ise inkâr edilemez. Ve hiçbir kurgu, hakikatten daha büyük olamaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Turgay Birlik Arşivi

KURMANCÎ HERE GULÊ

23 Haziran 2026 Salı 08:04