Turgay Birlik
ŞIRNAK’TA AİLE YAPISI VE TARİHÇESİ
Her toplumun bir tarihi vardır…
Lakin bazı toplumlar vardır ki; onların tarihi yalnızca taş kitabelerde değil, insanların yüz çizgilerinde, yaşlıların hafızasında, hayatın ise gerçeğinde saklıdır. İşte Şırnak tam da böylesi bir toplumdur… Bu minvalde; Hz. Nuh Nebi’nin makam-ı şeriflerini bağrında taşıyan kadim kent Şırnak, yalnızca taş ve topraktan ibaret bir yerleşke değil; bin yılların iç içe geçtiği büyük bir hafıza medeniyetidir. Mezopotamya ile Anadolu arasında asırlardır nefes alan büyük bir medeniyet koridorudur. Guti’den Babil’e, Medlerden Asurlulara, Perslerden, Bizans, Rum ve Osmanlı’ya kadar daha nice kavim gelip geçmiş; fakat bu coğrafyanın esas ruhunu ayakta tutan yine halkın kendisi olmuştur. Zira Şırnak’ın gerçek tarihi saraylarda değil, Hz Nuh Nebi’nin mirasıyla divanlarda yazılmıştır. Şırnak’ın asıl özü; onun kadim dokusunda, toplumsal dayanışmasında ve nesilden nesil e aktarılan sözlü hafızasında gizlidir. Ve bu şehirde aile, yalnızca bir soy veya secere değil; aynı zamanda bir sosyal denge, bir ahlak sistemi, bir toplumsal hukuk ve vicdan mekanizmasıdır.
Yerel kaynaklar, sözlü anlatılar ve bölgenin hafızasında yaşayan bilgiler ışığında; Şırnak merkezin ana omurgasını oluşturan yedi temel yapıdan söz edilir: Xalomeri, Bılıgi, Caferi, Dudani, Berwari, Bındori ve divan erkini temsil eden Hacı Yusuf Ağa eşrafı. Ayrıca bölgede Ağa olarak addedilen ‘Uysal-Onuk, Birlik-Erkan, Tatar’ aileleri vardır. Ki bunların hepsi bir kabile ve nesilleri ‘Ömer SOR’A dayanmaktadır. Xalomeri, Bılıgi, Caferi ve Dudanileri aşiret olarak değerlendirmek yanlıştır. Bunlar birer ‘malbat’ kabile olarak yer almaktadırlar. Önemli detay! Stratejik olarak Şırnak: Dudan, Cafran ve Bılgan/Xalomeri olarak üç ana eksen şeklinde şehre yerleşmişlerdir. Tabiatıyla bu yerleşim biçimi, oldukça stratejik ve manidardır.
Geçmişte bölgesel meseleler yahut toplumsal krizler meydana geldiğinde, her ailenin temsilcisi, Hacı Yusuf Ağa’nın riyasetinde divana davet edilirdi. Saatlerce süren istişarelerde mesele en ince ayrıntısına kadar konuşulur; karar ya oy birliğiyle yahut çoğunluğun rızasıyla alınırdı. Ve son sözü divanın temsilcisi sıfatıyla Hacı Yusuf Ağa söylerdi. Çünkü Şırnak’ta hüküm, kaba kuvvetten değil; toplumsal mutabakattan doğardı. Örnek olması hasebiyle; bir İngiliz diplomat, yazar ve arkeolog olan ‘Austen Henry LAYARD’ İngiltere lordlar kamarasında, şayet dünya gerçek manada demokrasi ve insan haklarını görmek istiyorsa, Şırnak’taki sosyal yapıya ‘idareye’ baksın diye tarihe not düşen önemli açıklamada bulunmuştur.
Bu yönüyle Şırnak’ın eski yapısı, modern dünyanın bugün ‘ortak akıl’ diye tarif ettiği sistemin çok daha vicdanlı ve insan merkezli bir örneğini teşkil etmekteydi. Şehrin en köklü ve en etkin ailelerinden biri olarak Xalomeri ailesi gösterilir. Bılıgiler ise çoğu anlatıda Xalomerilerin en yakın akraba uzantısı olarak zikredilir.
Caferiler ise daha çok konfederal bir yapıyla anılır. Göçebe yaşamın etkisini taşıyan bu aile yapısı, farklı ailelerin zamanla kendi bünyelerine dahil olduğu geniş bir toplumsal karaktere sahiptir.
Dudaniler ise ismini adeta yaşam biçiminden alır. ‘Dûr-danî’ yani merkezin biraz uzağında konaklayanlar. Dûr-daniler iki koldan ibarettir. ‘Dudani ve Bekiriler’ Bekiriler; 27 aileden ibaret olup ana kolu teşkil etmektedirler.
Berwariler ise daha çok kırsal bölgelerde, merkeze bağlı köylerde yaşam sürmüşlerdir. Geçitboyu, Balveren ve Kırun hattında şekillenen bu yapının ana omurgasını, ‘Mala Sağdu’ oluşturmaktadır.
Nihayetinde Şırnak; tufandan sonra yeniden filizlenen hafızanın adıdır. Burası kadim ailelerin, divan kültürünün ve toplumsal vicdanın hâlâ nefes aldığı Diyarı Nuh’tur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.