KURMANCÎ HERE GULÊ

Bazen bir kelam, kalın kitapların anlatamadığını anlatır. Bazen bir serzeniş, bir toplumun yıllardır görmezden geldiği hakikati haykırır. Ve bazen bir baba, yaşanacakları yıllar öncesinden görür de kimse ona kulak vermez.
Rivayet odur ki; ekmeğini gurbet ellerde arayan bir hemşehrimiz, yine gurbet diyarlarında hayatını bir kadınla birleştirir. Kadın zamanla kendi dilinden, kendi kültüründen uzaklaşır. Evin içinde yabancı bir dil konuşulur. Baba ise her fırsatta, “Çocuklar kendi ana dillerini öğrensin, kendi köklerinden kopmasın” diye nasihat eder. Ne var ki nasihatler karşılık bulmaz.
Aradan yıllar geçer.
Çocuklar yalnızca dillerini değil; örflerini, geleneklerini, aidiyetlerini ve hatta manevi dünyalarını da kaybetmeye başlar. Kendi toplumuna yabancı, kendi değerlerine mesafeli, köklerinden kopuk bir hayatın içinde savrulurlar. Buna şahit olan anne, telaşla durumu babaya anlatır. Baba ise yıllar öncesinden gördüğü akıbeti sadece üç kelimeyle özetler:
Kurmancî Here Gulê...
İşte bugün dönüp bölgemize, memleketimize ve hatta ülkemize baktığımızda aynı soruyu sormak zorundayız. Mesele yalnızca bir dil meselesi değildir! Mesele; hafızanın kaybıdır! Mesele; aidiyetin çözülmesidir! Mesele; bizi biz yapan değerlerin sessizce elimizden kayıp gitmesidir.
Keza toplumlar önce dillerini değil, önce ruhlarını kaybederler.
Dil ise bunun en görünür sonucudur.
Bugün ne yazık ki maddi menfaatler; vicdanın, ahlakın, samimiyetin ve toplumsal sorumluluğun önüne geçmiş durumdadır. Saygı ve sevgi artık hayatın doğal parçaları olmaktan çıkmış, aranılan meziyetlere dönüşmüştür. Akrabalık bağları zayıflamış, komşuluk ilişkileri solmuş, toplumsal dayanışma ise büyük ölçüde yara almıştır.
Peki neden?
Özellikle siyasi ve yetkili kanat; toplumun önüne ehil insanlar yerine vitrinlik/karşılığı olmayan isimler çıkarmıştır. Zira en büyük kırılmada burada cereyan etmektedir.
Liyakat yerine sadakat... Bilgi yerine gösteriş... Emek yerine beyhude söylemler tercih edilmiştir.
Toplumda karşılığı olmayan isimler, toplum adına söz söylemeye başlamıştır maalesef. İşin daha vahim tarafı ise çözüm üretmesi gereken makamların sürekli mazeret üretmesi ve kendilerini her şeyi bilen konumda tasavvur etmeleredir. Demezler mi; kedi buradaysa ciğer nerde, ciğer buradaysa kedi nerde diye!!!
Yıllardır Şırnak adına hazırlanan onlarca rapor, dosya ve proje ilgili makamlara sunulmuştur. Büyük emeklerle hazırlanan çalışmaların önemli bir kısmı maalesef sümenaltı edilmiş, okunmaya dahi gerek duyulmamıştır. Ne yazık ki realite bundan ibarettir…
Nitekim mesele memleket değil; Mesele çoğu zaman koltuktur.
Mesele hizmet değil; Mesele görünür olmaktır.
Bugün sosyal medyada verilen pozların sayısı, üretilen projelerin sayısından kat be kat fazladır.
Fotoğraf çoktur.
Netice azdır.
Reklam büyüktür.
Hizmet küçüktür.
Oysa rakamlar yalan söylemez.
İstatistikler ortadadır.
Şırnak hâlâ birçok alanda ülke ortalamasının gerisindedir.
Petrol bu topraklardan çıkar.
Kazanç başka merkezlere gider.
Kömür bu dağlardan çıkar.
Sermaye başka şehirlerde büyür.
Habur bu memleketin sınırları içerisindedir.
Ancak ekonomik getirinin büyük kısmı yine başka mecralara akar.
Çile burada...
Bedel burada...
Mücadele burada...
Fakat nimet her ne hikmetse, başka kentlerdedir.
Tüm bu hadiseler yaşanırken bu coğrafyada kalkınmadan, refahtan ve hizmet yarışından söz etmek ne kadar gerçekçidir? Ayrıca üretim olmadan, kalkınma mümkün değildir. Birileri ders çıkarır mı bilinmez! Lakin ülkede ‘organize sanayi bölgesi’ olmayan yegâne kentin adıdır Şırnak. Efsane değil gerçek! Yıllardır resmi kurumları dahi tam olarak inşa edil(e)meyen bir şehir gerçeği var karşımızda.
Asıl mesele yalnızca yönetenlerde değildir.
Asıl mesele; sorgulamayan toplumdur.
Kendi değerlerine, kültürüne, tarihine, ecdat mirasına maalesef sahip çıkmayan toplumdur.
Samimi insanlarını yalnız bırakan toplumdur.
Yanlışlardan ders çıkarmayan toplumdur.
Unutmayalım ki;
Toplumlar kendilerine rağmen yönetilmezler. Bir yerdeki yönetim, o toplumun aynı zamanda aynasıdır. Belki de bugün yeniden dönüp o sözü hatırlamanın zamanıdır:
Kurmancî Here Gulê...
Söz dinlenmezse kültür gider.
Kültür giderse hafıza gider.
Hafıza giderse toplum gider.
Ve toplum giderse geriye yalnızca beyhude kalabalıklar kalır.
Bes Vê Care Guhdar Be GULÊ…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum
Turgay Birlik Arşivi