Erkan ÖZKALAY
MELAYÊ CİZÎRÎ’DE AŞK, İRFAN VE KÜRT AKLININ İNŞASI
“Söz ülkesinde emirim, şiirde cihangirim. Bayraklarım ve sancaklarım var âşıklar kervanının önünde… Şeyh-i Sânî’yim aşk sanatında; gönülde ise bir mânâ deniziyim. Akl-ı selim ve gönlü hüşyâr olanlar için işaretlerimde şifa vardır… Aciz bırakan ifade ustalığı bahsinde söz insafa gelse eğer, anlar herkes kısaca Melâ’nın söze nasıl bir sihir kattığını… Nice la‘l ve incileri aşk kalemiyle döktürüp dizdin aşk bahsinde. Aşk mülkünün karasında ve denizinde malumdur sultansın, Melâ.”
Melayê Cizîrî’nin divanına bakıldığında aşktan çokça bahsedildiği görülür. Yukarıda yer alan cümleler, onun kendisini anlattığı ve tanımladığı sözlerdir. Aşk unvanını fazlasıyla hak ettiğini söyleyebiliriz. Divan edebiyatından ve klasik söz geleneğinden güçlü biçimde etkilenen, bu yönde kendini geliştiren ve divanının birçok beytini seslendirmiş olan edebiyatçı yazar Necat Zanyar, Melâ’yı anlatırken; şiirsel, felsefi ve irfani yeteneklerine rağmen divanının Kürtçe olmasından dolayı dünyada layık olduğu ilgiyi henüz göremediğine dair tespitlerde bulunmuştur.
Bu bağlamda, benzer bir profile sahip olan Hafız-ı Şirazi ile karşılaştırıldığında Cizîrî’nin talihsizliği daha net görülmektedir. İran’da, Doğu dünyasında ve genel olarak dünyada elde ettiği şöhret düşünüldüğünde, bu fark açıkça ortaya çıkmaktadır.
Şirazlı Hafız’dan yaklaşık iki asır sonra yaşamış olmasına rağmen Melâ, ondan etkilenmiş ve divanının bir yerinde onu şu sözlerle övmüştür: “Şiraz’ın kutlu Hafız’ından anladıysan bu sırrı eğer, Melâ / Ney, lazın avazıyla kanıtlanıp ulaşırsın semaya.” Cizîrî’nin Hafız’a büyük değer atfettiği bu ifadelerden anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Melâ, kendi şiirlerini daha üstün gördüğünü de şu sözlerle dile getirmiştir: “Nazmımın etrafa saçılmış incilerini görmek istiyorsan eğer / Gel Melâ’nın şiirinde gör onları; Şiraz’a gitmene ne gerek.”

“ Melayê Cizîrî, Kürtçenin yaygın biçimde kullanılmadığı bir dönemde şiirlerini Kürtçe yazarak büyük bir cesaret ve özgünlük ortaya koymuştur.” Divanı ile felsefe dünyasını kendine has bir biçimde harmanlamış; Kürtlerin ve Kürt aklının kalbinde önemli bir makam edinmiştir. Kürtçenin o dönemde resmî statüden mahrum oluşu ve bu nedenle dezavantajlı bir dil konumunda bulunması, Cizîrî’nin Hafız ve Ömer Hayyam gibi tanınmasının önünde engel teşkil etmiştir.
Bugün dahi Kürtçe divanının beyitleri yoğun ilgiyle karşılanıyor olsa da resmî olarak okutulmaması, ilgi ve alakanın sınırlı kalmasına neden olmaktadır. Her ne kadar dönemsel siyasi gelişmelere bağlı olarak Türkçe çevirileri yapılmış olsa da Kürtçe orijinalinin verdiği tadı tam anlamıyla yansıtmamakta ve yer yer anlam kayıplarına uğramaktadır.
Melâ’nın divanı, gerek ifade gücü gerekse içerik bakımından Hafız’ın divanından daha güçlü ve zengin bir dil örgüsüne sahiptir. Hafız’ın şiirlerinin çoğunlukla şarap ve meyhane etrafında dönmesine karşılık, Cizîrî’nin bununla yetinmeyen; aşk, varlık ve hakikat merkezli geniş bir anlam dünyası vardır. Hafız’dan bazı imgelerden etkilenmiş olsa da şiirini, kendine özgü ve zengin bir imge dünyasıyla kurmuştur. Şiirlerinde kutsal metin göndermeleri, astronomi bilgileri, müzik aletleri ve makamları, bitki ve çiçek çeşitleri, kuş türleri, farklı topluluk adları ve satranç gibi zekâ oyunları yoğun biçimde yer almaktadır.
Ayrıca kendisinden önce yaşamış önemli isimlere de göndermelerde bulunmuştur: Hallac-ı Mansur’a, Kaşgarlı Mahmud ve Eyas Aşkına,Lokman Hekim’e; Çin kültüründen Fağfur’a; İrem Bağları’na; Süleyman ve Belkıs kıssasına sıkça atıfta bulunmaktadır.
Kürt bilincinin öne çıkan isimlerinden biri olan Melâ, şiirlerinde aşk merkezli bir varlık okuması yapmıştır. Ruh ve aklı kalem ve yazıyla ilişkilendirmiştir. Ona göre varlığın kaynağı olan aşkın ruhunun ilk meyvesi akıldır.
Son olarak şöyle der: “Yek e eql û ruhê e’zem e, mîsbah û nûra ‘alem e.” Bu ifadeye göre akıl ve büyük ruh, âlemin lambasıdır.
Bizler de aklı ve ruhu kullanarak onun yolundan yürümeye çalışmalı; toplumumuzun karanlık dönemlerinde birer lamba olmalıyız. Onun mirasına sahip çıkmalı, ruhumuzu ve aklımızı kalemle inşa ederek divanına erişmeye gayret etmeliyiz.
Kaynak ; Kürt Aklı - Necat Zanyar ( s.234-235-236 )
Wesf û Kemalatên subuh herfên kîtebê eql û ruh.
Îsmek dive lê bin wuduh,lew lewh û gilk û xame da
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.