GÖRÜNÜR SEVGİ,UNUTULAN DEĞERLER

Bu gömlek bize bir beden büyük…
Kendi değer yargılarını görmezden gelen, kendi örf ve adetlerinden uzaklaşmış bir toplumun geldiği nokta gerçekten düşündürücü ve üzücüdür. Belli merkezlerden üretilen algılarla yılın belirli bir günü ve hatta belirli birkaç saati, yalnızca kapitalist sistemin çarklarını biraz daha hızlandırmak adına kutsallaştırılıyor. İnsanlar, sevginin ölçülebilir bir şey olduğuna inandırılıyor. Oysa sevgiyi bir terazinin kefesine koyup tartmak, onu hediyelerin fiyatıyla ölçmek ne akla ne de vicdana sığar.

Sevgi, takvim yapraklarına sıkıştırılacak kadar dar bir duygu değildir.

Annen vardır; belki yıllardır senden gelecek küçük bir ilgiye, bir sıcak söze muhtaçtır bakmazsın, baban vardır; hastalıkla mücadele ederken gözlerinin önünde erir gider, ama ona gösterilecek sevgi çoğu zaman ertelersin, ailen vardır; omurgandır, kökündür, fakat çoğu zaman ihmal edersin, dostluklar, akrabalık bağların vardır; hepsi senden ilgi ve vefa bekler ancak sen sadece birisine odaklanırsın ve sadece bir takvim yaprağına bağlanır kalırsın..

Ama bütün bu bağlar ihmal edilirken, tek bir geceye sıkıştırılmış bir duygu gösterisiyle, belki de samimiyetten uzak bir şekilde, yalnızca “görev” yerine getirilir gibi sevgi cümleleri dağıtılır. Sevgi gösterisinin içtenliği değil, görünürlüğü önemsenir hâle gelir.

Oysa sırf birileri istiyor diye sevgi gösterilmez. Sevgi dayatmayla değil, yürekle olur.

Ekonomik kaygılar nedeniyle ailesine yeterince zaman ayıramayan nice insan vardır. Geçim derdiyle boğuşan, emeğiyle, alın teriyle ayakta durmaya çalışan nice baba, nice genç vardır. Bu insanların sevgisini, yalnızca bir akşam alınan hediyeyle ölçmek adil midir? Sevgiyi maddi bir nesneye indirgemek, onu ruhundan koparmak değil midir?

Bugün oluşturulan dev pazarlar, küresel tüketim kültürü ve kapitalist zihniyet; sevgiyi bile ticarileştirmiştir. Özellikle Müslüman toplumlarda aile, sevginin en temel ve en kutsal zemini olarak görülürken; bu tür özel günlerin, zamanla aile içi beklentileri ve ilişkileri zorlayan bir baskı unsuruna dönüşmesi göz ardı edilemez. Sevgi; evlilik yıldönümünde, sevgililer gününde ya da belirlenmiş başka bir tarihte değil; hayatın tamamında yaşanmalı ve yaşatılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki, nice evli çiftin, nice gencin yuvasında sırf “hediye alınmadı” diye çıkan tartışmalar, hatta boşanmalar yaşanabiliyor. Sevgiyi madde üzerinden tanımlamak, onu kırılgan ve geçici hâle getirir. Oysa sevgi, fedakârlıkla, anlayışla ve süreklilikle güçlenir.

Ve şunu da unutmamak gerekir:
Eğer gerçek ve kalıcı bir sevgi arıyorsak, insanı var eden, ona şah damarından daha yakın olan yüce Yaratıcı’nın sevgisi en büyük ve en ebedî sevgidir. Diğer bütün sevgiler ve sevgililer geçicidir; fakat ilahî sevgi kalıcıdır, derindir ve karşılıksızdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Erkan ÖZKALAY Arşivi

MERYEM XAN ( BOTAN’IN MODERN SESİ)

01 Aralık 2025 Pazartesi 22:23