Erkan ÖZKALAY
KALDIRIMLARDA BÜYÜYEN ADALETSİZLİK
Bazı sorunlar vardır; yanından geçer, görür ama hissetmezsiniz. Gürültülüdür, rahatsız eder ama kulağınız sağır, gözleriniz kör olur; duymaz, görmezsiniz. Yürürken, gezerken, alışveriş yaparken yanından geçersiniz, yine de görmezden gelirsiniz. Sizin görmediğiniz, hissetmediğiniz, kulak arkası ettiğiniz sorunlar; bir kesimin en büyük, hatta bir kentin görünen en büyük sorunlarından biridir.
Çarşı esnafını dolaştığınızda kulağınıza fısıldar ama yüksek sesle konuşmaz. Sebzeci, manav (hal) esnafına sorarsınız, bin dert yanar. Giyimci esnafına sorarsınız, içinde fırtınalar kopar; ayağının dibindedir ama sessizce izler, bir yol arar, bir çare bekler ama dokunmaz, dokunamaz.
Bir kent düşünün; esnafı, marketi, manavı, giyimcisi, balıkçısı, peynircisi, zücaciyesi, kozmetikçisi vs; kira, personel, sigorta, stopaj ve geçim derdi ile uğraşırken aynı ürünleri gözlerinin önünde, sokak ve kaldırımlarda hiçbir bedel ödemeden “ işportacı” adı altında satanlarla bir kefeye konulsun. Rızık der geçer gidersin amma yapılan sessiz bir işgaldir.
Yerel işportacı ya da seyyar satıcı dersen amenna anlarız onlar bu kentin emektarları, çocukları ve sahipleridir; peki ya Maraş’tan, Antep’ten, Batman’dan, Urfa’dan, Siverek’ten, Mardin’den, Malatya’dan gelenlere ne demeli. Tabi ki serbest piyasa der geçersin lakin bu kadar da serbest olması kent esnafına zarar. Birde kentin kalbi tarihi eserlerin dibinde tezgah ve çadır kurar.
Peki bizim gördüğümüzü kimse görmüyor mu ?
Ellerini kollarını sallaya sallaya sokaklarımızda, esnafın gözünün içine bakarak hiçbir gideri olmadan satış yapar. Kimisi kamyonetlere doldurduğu eskimiş ve kokuşmuş balıkları satar, kimisi tablalara yüklediği elbiseleri satar, kimisi zücaciye malzemelerini, kimisi elektronik eşyayı ve kimisi de Hindistan sokak lezzetleri benzeri denetimsiz fast food türü ürünleri satar. Hakeza, bayram arifelerinde görüntü ve ses kirliliği bırakmaktan da imtina etmezler. İşportacılığın bu kadar bariz yaşandığı başka bir ilçe bulamazsınız. Şırnak’ta, İdilde, Silopi’de, Uludere’de göremezsiniz.
Tabii ki; kim olursa olsun insanların geçim kaynaklarına, ticari pazarlama tekniklerine karşı değiliz. Ancak bir kentin huzuru, kuralı, ticari usulü ve esnaflık ahlakı vardır. Bunları yaparken sınırları bilmek, kent içinde kira ödeyen, vergisini veren esnafların sinir uçlarına basmamak gerekir.
Bu anlamda; bunları denetleyen, izin veren ve kontrol eden yerel yönetimlerin de şehirde yaşanan bu karmaşıklığa müdahale etmesi; seyyar satışın, işportacılığın belirli yasal mevzuatlara uygun hale getirilmesi, onlar için bağımsız bir alan yaratılması ve gerekirse belediyeye de bu açıdan metrekare üzerinden “ardiye“ parası alınarak kaynak oluşturulması; hem sorunun ortadan kalkması hem de belediye bütçesine katkı sağlaması açısından faydalı olacaktır.
İşportacılık yasal olmadığı gibi, bunu engelleyecek bir kanun hükmü de yok gibi! Ancak yerel yönetimler bu konuda cezai işlemler ve caydırıcı kurallar koymalıdır. Bu sorun özellikle yerel yönetimlerin yetki alanındadır; nerede ve nasıl satış yapılabileceği, onların kararları doğrultusunda belirlenir.
Bu şehirde rızkını arayan yerel işportacılar varsa, onların da evlerine ekmek götürebilmesi için iş birliği yapılmalı; esnafın da zarar görmeyeceği bir arsa ya da alan tahsis edilebilmelidir.
Bizler de, bu güzide şehrimizin gelişmesi ve modern bir kent olması için elimizden gelen her türlü çabayı sarf etmeli ve yerel esnafımıza da sahip çıkmalıyız.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.