Turgay Birlik
YAZ GAZETECİ YAZ, BU MEMLEKETİN HALLARINIDA YAZ
Şüphesiz kalkınma; Ankara’nın koridorlarından ziyade, şehrin sokaklarında atılan adımlarla başlar. Nitekim bir memleket kalkınacaksa, bu kalkınma yerel yönetimlerin riyasetinde; Yerel dinamiklerin iradesinde ve en nihayetinde iş insanlarının VEFASINDA ve YATIRIMLARINDA vücut bulur. Kalkınma kentlerin kendi potansiyelini keşfetmesi, kendi sermayesini harekete geçirmesi ve kendi insanına güvenmesiyle mümkündür. Tabiatıyla bir kent ancak yatırım ve üretimle büyür, istihdamla güçlenir, stratejiyle kalkınır. Şırnak’ın sahip olduğu stratejik imkânlara baktığımızda tablo hayli çarpıcıdır. Gabar da çıkarılan devasa Petrol Rezervi, Habur Sınır Kapısı ve tabi Kömür Ocakları… Bu denli güçlü ekonomik enstrümana rağmen Şırnak hâlâ sosyo-ekonomik verilerde en sonlarda bulunuyorsa, bu durum olukça manidar ve izahata muhtaçtır! Vuku bulan intiharlar, kentin en ciddi meselesi olan GÖÇ, genç yaştaki boşanmalar, uyuşturucu vb. Yaşanan travmaların temel kaynağı ekonomik sebeplerdir. Hayati verilere rağmen, Şırnaklı iş insanlarının kahır ekseriyeti sermayelerini başka şehirlerde değerlendirmeyi tercih ediyorlar. Burada sormamız gereken sual şudur: Şırnak’ta elde edilen servetin Şırnak’a yatırım olarak yansımaması, sadece ekonomik bir tercih midir, yoksa vizyon eksikliğinin sonucu mudur? Bir şehirde yatırımcı kendi memleketine yatırım yapmıyorsa, ya VEFA duygusu körelmiştir, ya da toplumsal sorumluluk bilinci yeterince olgunlaşmamıştır. Kalkınma; betonla değil üretimle, tabelayla değil istihdamla, gösterişle değil sürdürülebilir YATIRIMLA olur. Şırnak muazzam bir ekonomik potansiyele sahiptir. Ancak yine de işsizlik, göç ve fiziki şartların yetersizlikleriyle anılıyor? Zira kalkınma sadece kaynağa sahip olmakla gerçekleşmez, kaynağı yönetecek kurumsal akla da ihtiyaç duyar. Şayet petrol çıkarılıyor ama şehirde sanayi gelişmiyorsa, şayet sınır kapısı ekonomik refah sağlamıyorsa, şayet kömür ocakları çalışıyor ama gençler hâlâ iş bulamıyorsa, burada çok ciddi sorunlar var demektir. Keza kalkınma; gelirin şehirde kalmasıyla başlar. Gelir şehirde kalmıyorsa, büyüme sürdürülebilir değildir. Burada yerel yönetim sadece ruhsat veren değil, stratejik sektör planlaması yapan bir aktör olmak zorundadır. Organize sanayi alanları, lojistik merkezler, enerjiye dayalı yan sanayi yatırımları planlanmadan, petrolün varlığı tek başına refah üretmez. Şırnak’ın sorunu imkânsızlık değil! Kurumsallaşma eksikliğidir. Sorun kaynak yetersizliği değil! VİZYON yetersizliğidir. Sorun potansiyel değil! SAHİPSİZLİKTİR. Bugün artık hamaset değil, strateji konuşulmalıdır. Şırnak sahip olduğu jeoekonomik avantajlara rağmen standartların altında kalıyorsa, bu durum kaderle açıklanamaz. Şehir ya petrolün gölgesinde kalmaya devam edecek, Ya da petrolü, ticareti ve yer altı zenginliğini sanayiye ve istihdama dönüştürerek gerçek bir kalkınma hamlesi başlatacaktır. Neticede; kalkınma dışarıdan ithal edilen bir reçete değildir. Her şehrin ilacı kendi potansiyelindedir. Yeter ki doğru teşhis konulsun, toplumsal bir irade sergilensin ve sermaye ile kamu arasında güven temelli bir ortaklık kurulsun. Aksi halde kalkınma sadece konuşulur, gerçekleşmez. Ve şehirler, imkânsızlıklardan değil; imkânları kullanamamaktan geri kalır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.