Kuralsız Dünyanın Gerçeği

Dünya bugün bir belirsizliğin eşiğinde değil belirsizliğin içinde yaşıyor. Yaşanan çatışmalar, kopuşlar ve krizler ani değil. Bunlar, uzun süredir çözülmekte olan küresel yapının görünür hale gelmiş sonuçlarıdır. Artık istisnalar değil süreklilikler konuşulmalıdır. Uluslararası sistemi ayakta tutan temel sütunlar birer birer aşındı. Liderlik zayıfladı, kurallar bağlayıcılığını yitirdi, denge mekanizmaları işlevsizleşti. Büyük güçler yön vermek yerine reaksiyon gösteriyor. Ortaya çıkan boşluk ise diplomasiyle değil güçle dolduruluyor.
*
Bu tablo düzen üretmez, yalnızca çatışmayı daha da normalleştirir. Uluslararası ilişkiler teorisyenlerin dile getirdiği çok kutuplu dünya söylemi de gerçeği açıklamaktan uzak. Bugün yaşanan şey yeni bir denge değil eşzamanlı krizler düzenidir. Merkez yok, sınır yok, netlik yok. Her aktör kendi güvenliğini genişletmeye çalışırken sistem bütünüyle daha güvensiz hale geliyor. Bedel her zaman aynı aktörler tarafından ödeniyor: kırılgan devletler ve yorgun toplumlar.
*
Bu küresel çözülmenin en sert hissedildiği yer Orta doğu’dur. Bölge, artık büyük güçlerin rekabet alanı olmaktan çıkmış; çok aktörlü, çok yönlü ve kontrolsüz bir çatışma alanına dönüşmüştür. Devlet kapasitesi zayıf, toplumsal dayanıklılık sınırlı, sınırlar ise fazlasıyla geçirgen. Bu nedenle Orta Doğu, küresel sistemin bozulmuş halinin bir yansıması değil doğrudan kendisidir.
*
Yeni bir Soğuk Savaş düzeni beklentisi ise gerçeği ertelemekten başka bir anlam taşımıyor. Bugünün dünyasında iki kutuplu bir yapı kurulamaz. Çünkü güç artık tek merkezde toplanmıyor, itaat ise hiçbir aktör için garanti değil. Devlet dışı yapılar, vekil unsurlar ve asimetrik tehditler klasik denge modellerini geçersiz kılıyor. Önümüzdeki dönem bir toparlanma süreci olmayacak. Aksine, krizlerin süreklilik kazandığı bir döneme giriyoruz. Gerilimler azalmak yerine yayılacak, çatışmalar daralmak yerine derinleşecek. Orta Doğu kısa vadede rahatlamayacak çünkü sorunlar geçici değil yapısaldır.
*
Bu tabloyu doğru okumayanlar yanlış çözümler üretir. Artık mesele ideal bir barış tasarlamak değil kuralların silikleştiği, dengelerin çözüldüğü bir dünyada ayakta kalabilecek stratejiler geliştirebilmektir. Bugün kriz olarak adlandırdığımız birçok olgu, aslında coğrafyayı duygusal okumanın bir sonucudur. Yaşananlar, romantik aktörlerin, Batı’nın sert gerçeklerini göz ardı ederek haritaların ahlaki ideallerle yeniden çizilebileceğine inanmalarının eseridir. Oysa realiteden kopan her politika, er ya da geç sahada sert bir sınavla yüzleşir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ömer AYDA Arşivi

Tahtanın Önündeki Maskeler

02 Ocak 2026 Cuma 13:27

Gazetecilik Nedir?

31 Aralık 2025 Çarşamba 18:54

DEKLANŞÖR

11 Aralık 2025 Perşembe 09:20

Salatadan Daha Acı Konular

01 Kasım 2025 Cumartesi 19:49

Herkes Aynıysa Hiç Kimse Yoktur

11 Ekim 2025 Cumartesi 09:39

Sahte Diploma

03 Eylül 2025 Çarşamba 08:59

Mutluluk Katili

21 Temmuz 2025 Pazartesi 15:45