Ömer AYDA
Şabaş: Mutluluğa Gölge Düşüren Gelenek
Bugün düğünlerimizin vazgeçilmezi sayılan ancak giderek daha fazla sorgulanması gereken bir geleneği ele almak istiyorum: Şabaş.
Bu satırları kaleme almadan önce uzun süre düşündüm. Çünkü gelenek dediğimiz olgu, çoğu zaman sorgulanmaz; sorgulayan ise kolayca “ayıp” ya da “saygısızlık” ile suçlanır. Oysa her gelenek, yaşadığı çağın vicdanına hesap vermek zorundadır.
*
Yazılı kaynaklardan tespit edilebildiği kadarıyla şabaş; Türkiye, Azerbaycan, Irak, İran, Kazakistan, Kırım, Özbekistan, Suriye ve Anadolu sahasında farklı biçimlerde varlığını sürdüren bir uygulamadır. Genel anlamıyla düğünlerde müzisyenlere verilen “modern bir bahşiş” olarak bilinir. Ancak mesele, yalnızca bir bahşişten ibaret değildir.
Bazı coğrafyalarda “para dansı”, bazılarında ise “para serpme” olarak adlandırılan bu gelenek, kültürden kültüre farklı şekillerde icra edilir. Ne zaman başladığı veya hangi toplumun bunu bir ritüele dönüştürdüğü kesin olarak bilinmese de bugün geldiği noktada şabaşın, müziğin önüne geçen bir gösteriye dönüştüğü aşikârdır.
*
Düğünlerde artık ezgilerden çok şabaş anonsları duyulur hale gelmiştir. Bir eli cebinde, diğer eli sanatçının omzunda bekleyen bir adam gördüğünüzde bilirsiniz ki birazdan ismi, verdiği para miktarı ve kimin adına bahşiş verdiği tüm salona ilan edilecektir. Şansı varsa ilk seferde ismi doğru duyulur; yoksa bu durumu tekrar ettirmek, ta ki herkes duyana kadar bu seremoniyi sürdürmek zorunda kalacaktır.
*
Peki, bu kimin için yapılır? Yeni evlenen çift için mi? Onların ne kadar sevildiğini göstermek için mi? Maalesef gerçekte olan, çoğu kez bir gövde gösterisinden ve şovdan ibarettir.
Kimi zaman sanatçı, aldığı yüksek şabaşı yüksek sesle anons etmeyi bir borç sayar. Gerekçesi ise sözde “nezaket”tir. Para miktarı arttıkça, verenin adı da üzerine basa basa telaffuz edilir. Oysa bu, bir incelik değil mikrofonla yapılan bir reklamdan ibarettir. Sanat, alkışın değil de paranın sesine ayarlanmışsa sahnede duyulan şey müzik değil, pazarlamadır.
*
Ne gariptir ki bu “eski gelenek”, damadı bir sonraki düğün için borçlu hâle getirir. Bugün damat için verilen paralar, yarın o parayı veren kişinin düğününde aynen iade edilmek zorundadır. Böylece şabaş, bir gönül işinden çıkıp bir borç zincirine dönüşür. Üstelik sanatçıyla düğün öncesinde belirli bir ücret üzerinden anlaşılmış olsa bile düğünde beklenen şabaş toplanmazsa kalan para düğün sonunda başka yollarla telafi edilmesi istenebilir. Yani gelenek, bir baskı mekanizmasına evrilmiştir.
*
Elbette her toplum sosyaldir ve her toplumun kendine özgü ritüelleri vardır. Ancak gelenek, insanı yücelttiği sürece değerlidir. Bugün şabaşı savunanlar kadar eleştirenler de var ancak bu durumu hâlâ “normal” karşılayanları anlamakta güçlük çekiyorum. Çünkü bazı düğünlerde bu iş, artık utanç verici boyutlara ulaşıyor. Geçim sıkıntısının ve ekonomik zorlukların yaşandığı bir dönemde, bu savurganlık israf sınırını çoktan aşmıştır. Gösteriş üzerinden var olmaya çalışan bir toplumun, kendi gerçekliğinden nasıl koptuğunu üzülerek izliyoruz.
*
Şabaş; her geçen gün daha büyük paralarla, daha yüksek sesle ve daha fazla teşhirle yapılıyor. Bu, açıkça ahlaki bir çelişkidir. Belki de artık bazı eski geleneklerin yerini, bugünün vicdanına daha uygun davranışlar almalıdır. Örneğin; komşusu açken şabaş yapmanın bir gurur kaynağı değil, bir ayıp ve günah sayıldığı bir anlayış...
*
Eminim ki bu geleneği ilk başlatan kişi bugünkü düğünleri izleseydi, ortaya çıkan tabloyu görür ve “Keşke hiç başlamasaydım,” derdi.
Bu yazı nedeniyle sanatçı dostlarımın endişelenmesini ya da geçim kaynaklarının kesileceği düşüncesiyle üzülmesini istemem. Bilakis bu satırlar, en çok sizin sanatınızı ve emeğinizi korumak için kaleme alındı.
*
Düğünden önce hangi ücret üzerinde el sıkışılmışsa, o ücretle yetinilsin. Sonrasında; parayla, mikrofonla, anonsla veya ima yoluyla hiç kimse rahatsız edilmesin.
Gelenek yaşasın; ama insanı incitmeden, onurunu zedelemeden ve vicdanları yaralamadan... Aksi hâlde adına “gelenek” dediğimiz şey, bir kültür mirası değil; yalnızca alışılmış bir yanlış olarak kalacaktır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.