“ Bu Toprağın Çocukları Birbirine Neden Kıyar.”

Bölgemizde son yıllarda sıklaşan aile içi ve topluluklar arası şiddet vakaları artık görmezden gelinemeyecek bir boyuta ulaştı. Uzun süre “adli vaka” gözüyle bakarak normalleştirdiğimiz bu olaylar, özellikle son bir ayda Merkezi Kızıltepe, Mardin ve Nusaybin’de yeniden ve sıkça karşımıza çıkmaya başladı.
Bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde tevafuk Mardin merkezden Kızıltepe İlçesine değerli bir abimi ziyaret için gittiğimde yerinde olmadığını ve kendi aile yakınlarının bir anlaşmazlık yüzünden kavgaya tutuştuğunun içlerinden de 45 yaşındaki bir gencin ağır yaralanıp vefat ettiğini kendisinden dinledim. Telefonda bu dostumuzun sessiz çığlığı, üzüntüsü hala kulaklarımda.
Şaşkın, üzüntülü ve bir o kadar da tepkiliydi bu olanlara .İlginç olan bizzat Mardin sınırları içinde olduğum bir vakitte hastanede olduğunu ve yakın akrabasını bu kavgadan dolayı ağır yaralanıp öldüğü bilgisini kendisinden aldım.

Çoğu, alacak–verecek gibi küçük çaplı anlaşmazlıkların büyütülmesiyle ortaya çıkan tartışmalar… Ancak mesele ne kadar küçük olursa olsun sonuçları çoğu zaman ağır: yaralılar, ölümler ve giderek artan bir korku atmosferi.

Şunu kabul edelim: Evet, ekonomik sıkıntılar önemli bir etken. İnsanlar geçim derdiyle boğuşurken tahammül eşikleri düşüyor. Fakat mesele ekonomik olmaktan çıkıp aşiretsel bağlarla birleştiğinde, küçük bir kıvılcım bile büyük bir yangına dönüşebiliyor. Aşiret yapısının güçlü olduğu bölgelerde en ufak sürtüşme bile kişisel olmaktan çıkıyor; bir anda ailelerin, sülalelerin reflekslerine dönüşüyor. Bu durum da çatışmayı büyütüyor, girift hale getiriyor.

Geçtiğimiz günlerde de yaşanan ve iddiaya göre bir gaspa bağlı olarak ortaya çıkan, içinde bir bebeğin de bulunduğu üç kişinin vahşice öldürülmesi ise toplumda büyük bir sarsıntıya yol açtı. Üstelik şehir merkezinde, güpe gündüz işlenen bu cinayetin tesadüfen fark edilmesi ve hâlâ failinin bilinmemesi, korku duygusunu daha da artırıyor. Böylesi bir olayın sessiz sedasız yaşanmış olması bile başlı başına ürkütücü.

Tüm bu tablo, şehirlerde bir güvensizlik iklimi oluşturuyor. İnsanlar kendilerini güvende hissetmeyince yaşam alanları da daralıyor. Bir yandan alacak meselesi, bir yandan “töre” ya da “onur” gerekçesiyle başlayan kavgalar… Kimi zaman o kadar anlamsız sebeplerle insanlar ölüyor ki, insan düşünmeden edemiyor: Ne oldu da bu kadar acımasızlaştık? Neden birbirimize tahammül edemez hâle geldik?

Belki de en ilginç çelişki şu:
Yabancıya, bir memura, bir kamu görevlisine karşı gayet saygılı ve yumuşak başlı olan insanlar, konu kendi çevreleri olunca bir anda sertleşiyor, öfkeli bir tutuma bürünüyor. Bu davranış biçimi, otoriteye uyarken yatay ilişkilerde agresifleştiren alışılmış bir kültürel refleks aslında. Biz bu kültüre yabancı değiliz, kendi kendimizi bitirmek ile uğraşmak genlerimize işlemiş kabullendik, meşrulaştırdık.

Bazen bir tavuğun bile kavga neden olduğu olaylar duyuyoruz. Sonra aynı insanlar barışmak için yüzlerce, binlerce koyun kesiyor. Bu büyük çelişki, aslında toplumun şiddetle kurduğu ilişkinin ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor. Madem bir noktada barışacaktık, o hâlde neden o tavuğa, o küçük meseleye bir can kıyıldı?

Oysa bu sorunların konuşarak, müzakere ederek, sağduyuyla çözülmesi mümkündü. Dünyanın başka toplumlarında bu mümkün oluyor da bizde neden olmuyor? Neden şiddeti, neden öfkeyi ilk refleks olarak benimsiyoruz?

Bugün bölgemizin en çok ihtiyaç duyduğu şey; konuşma kültürünü, uzlaşma kültürünü ve sağduyuyu yeniden hatırlamak. Şiddeti normalleştiren kalıpları değiştirmedikçe, alttan alta biriken bu toplumsal gerginlik daha büyük yaralar açacaktır.

Unutmayalım: Bir toplumun güvenliği yalnızca sokaklarda değil, insanların birbirine karşı kurduğu ilişkilerde başlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Erkan ÖZKALAY Arşivi

CİZRE UNUTULAN ZAMANIN KALBİNDE

01 Kasım 2025 Cumartesi 13:09

SİLOPİ KONUŞTU, CİZRE SINAVDA…

27 Eylül 2025 Cumartesi 14:38

KANAAT ÖNDERİ “ KİME “ DENİR

23 Eylül 2025 Salı 20:18