Erkan ÖZKALAY
YEREL AKTÖRLER VE KAMU HUKUKU
Kamu güvenliğini sağlamak, huzur ve güven ortamını yaratmak hakeza asayişi tesis etmek elbette devletin ve kamu kurumlarının yasal sorumluluğundadır. İç güvenlik emniyet ve kırsal kesimlerde jandarmanın bu alanlarda asayişi tesis etmek gibi görevleri vardır.
Bu kurumların, insanların can ve mal güvenliğini sağlamak gibi asli görevleri vardır.
Ancak bölgemizde ne yazık ki kamu güvenliği, asayişi ve insanlar arası sürtüşmelerde neredeyse herkes kendi kanunu ve örfi geleneklerden süregelen temsiliyeti kendilerine bir görev addetmektedir. Bunu bir aile veya aşiret sorumluluğu bilinci ile yaklaşmaktadır. Yerel aktörler bu gibi durumlarda iyi niyetli yaklaşımlar gösterse de bazı kesimler bu olayları kendi kişisel gücünü bir temsiliyet ve kudretli yaklaşım olarak hanelerine yazmaktadır.
Osmanlı dönemi Kürt tarihine ve Kürt aile ve aşiret yapısına baktığımızda devletin merkezi idareyi temsilinde Beylikler, Mirlikler, Aşiretler, Şexler ve Ağalara’da bu yönlü yetki verildiğini görebilmekteyiz. Bu müdahaleler belirli dönemlerde merkezi hükümetin ( devleti aliyye ) kontrolünde gerçekleştirilmiştir ve kamusal alanlarda yukarıda saydığımız bu franksiyonlar yetki hakkına ve temsiliyetine sahiptiler. Dönemsel olarak iç sorumluluk toplumsal bütünleşme ve birlik bu şekilde korunmuştur.
Ancak günümüze baktığımızda bölgemizde yaşanan sürtüşmeler, kavgalar veya ölümle sonuçlanan olaylarda bölgesel ve yerel aktörlerin katılımı, desteği ve kanaat önderlerinin, akil insanların olaylara yaklaşımı iyi niyet barındırıyor olsa da bu kamusal alanda yetki alanının karmaşıklığını bizlere gösterir.
Toplumsal olayların her defasında merkezi otoritenin varlığına rağmen kişi,grup veya ailelerin insiyatifine bırakılması kamu güvenliğini, insanların kurumlara olan güveni sarsmakta ve özellikle bunlardan cesaret alan gençlerin de cezai yaptırımların olmamasında ki avantajla kendilerinde kontrolsüz bir cürete dönüştürmektedir.
Gençler mahalli ve yerel erklerin insiyatifine bırakılıp cezasız bırakıldıkça azmaya ve huzur ortamını bozmaya devam edeceklerdir. Yaptırımların ve cezai durumların olmayışı da bölgede yaşanan sürtüşmeyi ateşleyeme devam ettirir. Her insanın arkasına saklandığı ve kendi hatasının kamufle edildiği gücü düşündükçe insanların bu yönde de cesaret toplayacağı ve hatalarına devam edeceği gün gibi aşikar.
Toplumun itici gücü veya toplum adına kendisine yetki addedenler bu ince çizgiyi iyi çözmeli ve buna göre hareket etmelidir.
Gücü elinde bulunduranlar güçlüden yana tavır alırsa mazlumun da hakkını savunmak kamu bürokrasisinin işidir.
Yerel aktörler insiyatif alıyor evet olması gereken bu ancak böylesi durumlarda tavır alınacaksa ; gücün hukuku yada üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü esas alınmalıdır. Kendilerine yakışan da elbette bu yaklaşım olacaktır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.