Hayati Umut SÖNMEZ
EĞİTİM EKMEK VE SU KADAR ELZEMDİR
Terbiye piyano eğitimine benzer. Genç yaşta alıştırma asla öğretilemez. Çünkü eğitim bir süreçtir. Nitekim okul eğitim verir. Baba terbiyeli olmayı, anne ise edebi öğretir. Dolayısıyla bir bütün olarak ahlâkla cilalanmış birey faziletli olup topluma öncülük edecektir. Bu açıdan eğitim ve öğretimin anavatanı terbiye ve edepten geçer.
İşte bu yüzden eğitim, bir toplumun can damarına enjekte edilmiş hayati öneme sahip refah vaktinde bir süs olur, felaket sırasında ise bir sığınaktır. Çünkü bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmak demektir. Dolayısıyla en önemlisi kişinin ahlaki boyutudur ve çevresel faktörlerdir.
Misal bir haftada gönül sunağımızı acıtan bizi çok inciten hadiseler yaşandı. Nerede mi yaşandı? İşin tuhaf kısmı da burası, eğitim ve öğretim kurumlarında vuku buldu.
İlkin Şanlıurfa'nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Lisesinde bir kişinin pompalı tüfekle okul binasına girip 16 kişinin yaralanmasına sebep olup ardından hayatına son verdi.
İkincisi ise Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinde Ayser Çalık Ortaokulu nda meydana gelen silahlı saldırıda 8'i öğrenci biri öğretmen 9 kişi hayatını kaybetti. 13 kişi de yaralandı.
Bu canhıraş iki hadiseye baktığımızda iki olayın da tanıdık geldiğini biliyoruz değil mi? Çünkü televizyonlar şiddet içerikli yayınların reklamını, ticaretini yapmaktadır. Hatta kanallar reyting uğruna şiddet içerikli ürün üretmek adına birbiriyle yarışır vaziyette! Özellikle şu diziler şiddete methiyeler dizmektedir: Eşref Rüya, Yeraltı... gibi diziler şiddeti, mafyayı özendirmektedir. Şiddeti sıradanlaştırmaktadır. Silahları öldürmeyi toplumun sıradan bir parçası gibi servis etmektedir.
Toplumumuzun bir diğer kanayan yarası, şiddeti normalleştiren şiddet içerikli oyunlardır. Bu oyunlar, yaşa bakılmaksızın hemencecik telefonlara indirilip oynanabiliyor. Hiçbir tedbir ve denetim mekanizması yoktur. Nasıl olur da bu şiddet içerikli oyunlar evimize gelebiliyor? Anne babalar nasıl olur da sınır koymuyor? Asıl içimizi kahreden baba-oğulun bu oyunları beraber oynamasıdır. Sözün bittiği yer burası olmalıdır. Düşünsenize, baba-oğul şiddeti servis eden aynı oyunda oynuyorlar. Sınır koyması gereken baba rolündeki adam, şiddeti oğluna normalmiş gibi servis eden oyunda birlikte av peşindeler. Aslında eğitim anlayışımız budur. Ahlâkî çöküntümüz budur. Yanlışı doğruyu çocuklarımıza öğretemiyoruz. Hele ki çocuklarımıza sınır koymayı öğretemiyoruz. Yalpalıyoruz. Tökezliyoruz. Çünkü kalite düştü her anlamda.
Son tahlilde bir toplumda okumak istemeyen çocukları, öğrencileri mecburi bir edimmiş gibi onları okulda tutmaya çalıştıkça, şiddet içerikli mafya dizileri her kanalda modelmiş gibi servis edilip bu diziler methedildikçe ve en önemlisi de teknolojik araç gereçlere sınır çizilmedikçe hayatımızda şiddet bitmez. Aksine şiddet hayatımızın bir parçası olur.
Çözüm; şiddet içerikli diziler denetlenmeli veya yayınlarına son verilmeli ya da bu benzer dizilere şiddetin her türlüsünün kötü olduğunu seyirciye yedirmelidir. Toplum yararına mesajlar verilmelidir.
Digital mercilerdeki oyunlar, sanal bahis siteleri gibi teknolojik içerikli araç gereçlere sınırlamalar ivedilikle getirilmelidir. Olay patlak verdiğinde değil, hadise vuku bulmadan evvel tedbirler alınmalıdır. Bilhassa anne babalar çocuklarının gelişimi için çocuklarına daha yolun başındayken bu dünyada istedikleri her şeyin sahibi olamayacaklarını öğretmelidirler. Çünkü kolay değildir bir çocuk yetiştirmek ve anne babalar, çocukları daha 10 yaşındayken onun ölümlerini görmek için dünyaya getirmiyorlar. Onlar, ahlâk ve erdemle donatılmış bir nesil yetiştirmek gayesiyle dünyaya getirirler çocuklarını.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.