Dündar Sansur
MEZOPOTAMYA, ŞEHR-İ NUH, TUFAN, CUDİ, GÜVERCİN, ZEYTİN DALI VE BARIŞ…
“Nihâyet Allah'tan: “Ey yer suyunu yut! Ey gök suyunu tut!” emri geldi. Sular çekildi, iş bitirildi, gemi Cûdî dağının üzerine oturdu ve “Kahrolsun o zâlimler topluluğu!” denildi." “
Kur'an ve Meali Hud 44. Ayet
Son Günler De Yine Hz. Nuh’un Gemisinin Malum Klikler Tarafından Geminin tamamen Volkanik Olan "Bırakın Bir Zeytin Dalını" Bir Kuru Utun Bile Yeşermediği Ağrı Dağında Olduğu İle İlgili “Araştırmalar Vs” Basın da ve Her Yerde Haberler Okumaktayız.
Bu Konuda Şırnak Üniversitemizin Değerli Akademisyenlerinin Harekete Geçmesi Karşı Verilerle Cevap Vermeleri Elzemdir.! Diye Düşünüyorum. Yaparlar mı Şüpheliyim, Düşünsenize Üniversitemiz ve Akademisyenlerimiz Hala Hz. Nuh ve Gemiden İnen 8 Yada 80 “Heşt” İnsanın Yerleştiği Şırnak’ın Kürtçe Heşt-an Dediğimiz Kadim Köyümüzün İsmi “Yoğurtçular” Diye Geçmekte. Hade Kürtçe’ye Çevirme Gücünüz Yok, Anladık. Ama En Azından Kadim Köyümüzün İsminin Seksenler Köyü Yapalım Diye Bir Çalışmanız Bile Yok mu.? Cudi Dağı ve Tufan Konulu Onlarca Kitap-Makale- Sempozyum, Seminer, Konferans ve Klasik Müzik gösterileri yaptınız, Şırnak’a Şehr-i Nuh-a Dünya Çapında Binlerce Akademisyen, Filolog, Teolog, Tarihçi Sosyolog vs Getirdiniz de Hiç mi Aklınıza Gelmedi? Yoğurtçular Köyünün İsminin Gerçek Değeri Olan Binlerce Yıldır “HEŞTAN” Diye Bilinen Bu İsmi İle Değiştirmek.! Yoğurtçular Köyü de Nedir ya Arkadaş….(!) Gülermisin Ağlarmısın…!
Ama Sanırım Atı Alan Üsküdar'ı Geçecek Gibi..! Ağrı Dağında Çalışmalar Yenilir Yutulur Gibi Değil.! Kısaca Bize “Şırnak’ta Nuh’un Şehrine Ait” Bir Medeniyet Başka Yere mi Kayıyor? Durum O Yönde, Bakalım Artık…! Kısaca İyi Uykular Mangalda Kül Bırakmayan Entelllerimiz vs….(!) Tarihine Sahip Çıkmayanlar Tarihe Karışırlar. Nokta….
**
Günlerce süren deli yağmurlar, kopan fırtınalar, birbiri ardına çakan yıldırımlar ve durulmayan sular Mezopotamya’yı işgal etmiş bir döneme son noktayı vurmuş bir dönemin kapılarını açmıştı. Gemi içindekilerle birlikte Cudi dağına inmişti. Şimdiki İnsanlığın 2. Doğuş yeri olan Şırnak sınırları içinde yer alan ihtişamı ile göz kamaştıran bu dağ, Cudi'ye mirada bereketi ile de günden güne dilden dile dolanarak günümüze kadar gelmişti. Mezopotamya mitosunda adı çeken ve yine bir çok kutsal kitapta adı çeken Nuh tufanı, yine kutsal kitapların dillendirdiği şekilde Nuh’un gemisi Cudi'ye inmişti. Gemiyi içindekilerle birlikte baş tacı ederek en tepesinde misafir eden bu dağ aynı zamanda o günden sonra da barışın sembolü olarak insanlık tarihindeki yerini alıyordu.
*
Cudi'nin tepesine demirlenen gemiden ilk çıkan-havalanan canlı olan Güvercin, kısa bir süre sonra yine gemiye dönüyordu. Gagasının arasına alarak getirdiği bir bitki, o günden sonra diğer bütün bitkilerden ayrıcalıklı olarak insanlığın en muhtaç olduğu bir kavramın simgesi olacaktı. Aynı zamanda güvercinde yine diğer bütün canlılardan farklı olarak dinlerin, dillerin, renklerin sınırların ötesinde aynı şekilde “en” yerini alarak tarihe yine “en” bir anlam kazandıracaktı. Güvercin, gagasında Cudi dağının yamaçlarından aldığı “zeytin dalını alıp gemiye dönerek Nuh’a uzatıyordu” diye yazıyordu bütün kutsanmış kitaplar.
*
Nuh, güvercinin kendisine getirdiği zeytin dalını güvercinin gagasının arasından alıp göğsüne bastırdı, sevdi, kokladı ve kendisi ile birlikte tufandan sağ kurtulan gemi halkına dönerek onlara gösterdi ve ekledi; tanrının izniyle bizi bağrına basan kucak açan bu dağ, bu güvercin bu bitki artık bundan sonra insanlık ailesi için bereketin ve kutsal bir yaşamın barış sembolü olacaktır.
*
Mezopotamya, Sümer, Yunan ve Mısır mitolojisinden günümüze kadar uzanan kimi tabletlerle, kimi efsanelerle, kimi ahitlerle, kimi söylencelerle söylenen her ifade biçimi insanlık tarihine mal olmuş kutsal bir anlamı da beraberinde getirmiştir. Sümerler başta olmak üzere dört kutsal kitap, İnka ve Maya medeniyetlerini de kapsayan efsanelerde adı geçen dünyanın büyük bir bölümünü kapsayan aynı zamanda insanlığın ikinci doğuşunu da vesile kıldığı bilinen Nuh tufanın indiği dağ bütün verileri bire bir Cudi dağını işaret etmektedir.
*
Ve güvercin ve zeytin dalı, o günden günümüze kadar insanlık tarihinin bütün dönemlerinde yine insanlığın yaşamı adına en kutsal kavram olan barışı da temsil ederek geldiği görülmüştür.
Lidyalılardan, Hititlere, Asurlulardan Sümerlere, Akadlardan, Friglilere Artuklulardan Med-lere kadar, Emevilerden Abbasilere, Osmanlılardan da günümüze kadar olan bütün süreçlerde, bu topraklar, yani Ortadoğu, Mezopotamya, hep kan, gözyaşı ve savaşların merkezi olmuş, her defasında viraneye dönüştürülen kana sulanan bu topraklar, yine kendi bereketi ile yaşama can vermiş, yaşanan acıları Dicle’nin Fırat'ın sularına bırakarak affetmeyi sonraki nesillere bütün hoşgörüsü ve hümanist akışıyla anlatmayı başararak kine intikama yer açmayarak yaşamı en asil duruşu ile barışa yer açarak selamlaşmayı bilmiştir.
*
Keşifler ve medeniyetler çağı olan 21. yüzyılın son demlerinde yine aynı coğrafyalar Ortadoğu kendi merkezinde yine savaşlara, katliamlara, soykırımlara, anlamsız acılara, kana gözyaşına yine acıyla tanıklık etmektedir.
Bereketli topraklar olarak tarihin bütün evrelerinde insanlık ailesine en özel hizmeti veren Mezopotamya’nın Ortadoğu'nun her bir karış toprağında, savaşlarla ya kan izi yada gözyaşının derin izleri sürüldü. Bu toprakların kimyası bozuldu. Metabolizması darmadağın oldu. Elli çeşit haritaya bölünen bu coğrafyalar, her bölünen haritada da elli çeşit sorunla hiçbir dönemde rahat yüzü görmedi. Sürdürülen savaşlarla insanlık, yine kendi soy kütüğünden gelen akrabalarının kanını bu topraklarla sulayarak barış tarlalarının çölleşmesine gedikler açtı.
*
İnsanlık ailesinin En muhtaç olduğu kavramlar olan Barış ve sevgi, Güvercinin Nuh’a uzattığı zeytin dalı kadar insanlık ailesine yakın dururken, Ortadoğu'nun dört bir yanında süren savaşlarda ölenlere açılan mezarlarla “yine ne acıdır ki on binlerce dönümlük arazilere her gün bir yenisi eklenerek” zeytin tarlalarının alanlarını gittikçe yok etti....
*
Bir kez daha tekerrür eden tarihin sayfaları, her nedense beyaz bir eklentiyi fazla korumayarak “kan kırmızı bir renk alarak” sadece bu yüzyılda yüz binlerce can aldı durdu Mezopotamya topraklarında….
Nuh’tan beri kanla sulanan her çağda savaşların merkezi haline gelen Mezopotamya toprakları, yorgun hali ile “edi bese” dercesine artik yeniden bilim ilim ile barışla anılmak istiyor ve artık Cudi inin tepesine Bir günle sınırlı olmamakla beraber Günlerce Sürecek SEFİNEYE TAVAFA GITMEK İSTİYOR(UZ).. "Bu sene Cudi Dağı Festivalin de AMATÖR CE Düzenlenen ve adeta felaket ve işkenceye dönüşen festivalde yaşanan rezalet ve trajedyanın bir daha olmaması dileği ile....!" Bu arada Festival-de yaşamlarını yitirenleri de saygı ile anıyor Mekanları Cennet olsun diyorum..."
Tarih, yine bu coğrafyadan yayılarak tanıklık etsin diye Nuh’tan sonra bir kez daha insanlık ailesi için yeni ve bembeyaz bir sayfa daha açılsın diye gagalarında zeytin dalları ile titreklikleri ve heyecanları ile birkaç güvercin gelip konsun artık Cudinin eteklerinden Habur çağından Nile kadar Temennisi ile Barışla Kalınız....
Hasıle Hz. Nuh'un Gemisi Cudi Dağında, Cudi Dağı'da Şırnak Sınırları İçerisindedir. NOKTA...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.