Kalkınma Dörtgeni: Şırnak, Mardin, Siirt ve Hakkari’nin Güçlü Ekosistemi

Bölgesel geri kalmışlık ile yerel ekosistem arasında koparılamaz bir bağ bulunmaktadır. "Ekosistem" denince akla genellikle sadece bitki ve hayvan türlerinin doğa ile dengesi gelse de, modern dünyada bu kavramın kültürel, sosyal ve ekonomik boyutları ön plana çıkmıştır. Tıpkı doğadaki hassas dengeler gibi; toplum ve ekonomi, sosyal yapı ve kültürel bütünlük arasında artık doğrusal ve kopmaz bağlar oluşmuştur.

Bölgemizin ekonomik ekosistemindeki dengesiz yapı, maalesef birçok dışsal olumsuzluğa zemin hazırlamaktadır. Oysa bu ekosistemin sağlıklı bir şekilde yapılandırılması, bölgenin "kötü talihini" tersine çevirecek güce sahiptir. Şırnak, Mardin, Siirt ve Hakkari dörtgeni, ekonomik ekosistemin ihtiyaç duyduğu temel hammadde kaynaklarına fazlasıyla sahiptir. Başta tarım ve hayvancılık olmak üzere, gıda sanayisinin ihtiyaç duyduğu tüm potansiyel bu dört ilin sınırları içerisinde mevcuttur.

Bunun yanı sıra, dünya sanayi ve endüstriyel atılımının temelini oluşturan madencilik sektörü, Şırnak, Siirt ve Hakkari illerinde devasa rezervlere sahiptir. Bu zenginlik sadece bilinen kömür kaynaklarıyla sınırlı değildir; krom, altın ve demir gibi stratejik ve kıymetli madenleri de kapsamaktadır

Yukarıda değindiğimiz tarım, hayvancılık ve madencilik potansiyeli, yazımızın esas konusu olan "ekonomi ekosistemi"nin özünü oluşturmaktadır. Bu hammaddelerin bilimsel yöntemlerle, ticari bilinçle üretilmesi ve organize edilmesi, bölgenin Gayrisafi Yurt İçi Hasılata (GSYİH) katkısını kısa sürede sıçratacak bir zenginlik vadetmektedir.

Bu denkleme değer katan bir diğer kritik boyut ise turizm ekosistemidir.
* Şırnak: Cudi Dağı ve Hz. Nuh Tufanı tarihçesiyle inanç turizminin,
* Siirt: Eşsiz Botan Vadisi zenginliğiyle doğa sporlarının,
* Mardin: Anlatmaya gerek dahi duyulmayan kadim tarihsel dokusuyla kültür turizminin,
* Hakkari: Gökyüzüne uzanan görkemli dağlarıyla kış turizminin merkezidir.

Bölgede binlerce yıllık bir etkileşimle şekillenmiş yaşam tarzı, dünyada nadir görülen bir kültürel kimlik oluşturmuştur. Düğünlerden halaylara, el sanatlarından Cudi Dağı’nın manevi derinliğine kadar her unsur, bu ekosistemin "ruhunu" ve toplumsal motivasyonunu oluşturur.

Ekosistemin sağlığı, toplum sağlığını ve sosyal bağları da doğrudan etkiler. Temiz hava,korunan yeşil alanlar ve nitelikli parklar; toplumsal stresi azaltarak bütünleşmeyi sağlar. Sosyal bağların zaten güçlü olduğu bölgemizde, yerel yönetimlerin bu alanlara yapacağı yatırımlar, toplumsal huzuru daha ileri bir noktaya taşıyacaktır.

Sonuç olarak; bölgemizin kalkınmasında rol alacak temel doğal kaynaklar ve kültürel sermaye tüm çıplaklığıyla ortadadır. Önemli olan, bu ekosistemin planlı ve stratejik bir akılla ele alınmasıdır. Bugüne kadar ağırlıklı olarak uygulanan merkezi karar mekanizmalarının yanına, "Merkez-Yerel İş Birliği" modellerinin eklenmesi artık bir zorunluluktur. Bu model kararlılıkla uygulandığı takdirde, önümüzdeki 10 yıllık zaman diliminde bölgesel GSYİH’da tarihi bir sıçrama yaşanması işten bile değildir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mesut BALTA Arşivi

Nitelikli İnsan Gücü

10 Kasım 2025 Pazartesi 11:15