Bel ve Boyun Ağrılarında Her Yöntem Her Hastaya Uygun Değil!
Uzun süre devam eden bel ve boyun ağrıları, günlük yaşamı olumsuz etkilerken uzmanlar tedavi sürecinde doğru teşhisin önemine dikkat çekiyor.
Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Tolga Türkmen, girişimsel ağrı tedavilerinin uygun hastalarda rahatlama sağlayabileceğini belirterek, her ağrının aynı yöntemle tedavi edilemeyeceğini vurguladı.
Bel ve boyun ağrıları; çalışma hayatından uyku düzenine, hareket kabiliyetinden sosyal yaşama kadar birçok alanı etkileyebiliyor. Uzun süre devam eden ağrılarda tedavi yönteminin belirlenmesi için öncelikle ağrının kaynağının doğru tespit edilmesi gerekiyor.
“Bel ve boyun ağrısı tek başına bir tanı değildir”
Aynı bölgede hissedilen ağrıların farklı nedenlerden kaynaklanabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Tolga Türkmen, ağrının başlangıcı, yayılımı ve hangi hareketlerle arttığının değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkmen, muayene bulguları ve gerekli tetkikler doğrultusunda hastaya özel tedavi planı oluşturulduğunu belirterek, her bel ve boyun ağrısının girişimsel tedavi gerektirmediğinin altını çizdi.
Sinir blokajı, epidural enjeksiyon ve radyofrekans yöntemleri
Girişimsel ağrı tedavilerinin, ağrının oluştuğu veya iletildiği yapıları hedef alan uygulamalar olduğunu belirten Türkmen, bu işlemlerin genellikle görüntüleme eşliğinde gerçekleştirildiğini söyledi.
Sinir blokajları, epidural enjeksiyonlar ve radyofrekans uygulamalarının farklı amaçlarla kullanıldığını aktaran Türkmen, bazı yöntemlerin ağrının kaynağını belirlemeye yardımcı olduğunu, bazılarının ise ağrıyı azaltmayı hedeflediğini kaydetti.
Tedavi seçiminde ağrının nedeni, süresi, hastanın genel sağlık durumu ve daha önce uygulanan tedavilere verdiği yanıtın dikkate alındığını belirten Türkmen, ilaç tedavisi, egzersiz ve fizik tedavi gibi yöntemlerin de tedavi sürecindeki önemini koruduğunu ifade etti.
“Her hastada aynı sonuç elde edilmeyebilir”
Girişimsel ağrı tedavilerinin herkeste aynı etkiyi göstermediğine dikkat çeken Türkmen, bazı hastalarda uzun süreli rahatlama sağlanabilirken bazılarında etkinin daha kısa sürebileceğini veya beklenen düzeye ulaşmayabileceğini belirtti.
Bu yöntemlerin herkes için kalıcı bir çözüm olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Türkmen, temel amacın ağrıyı azaltmak, hareket kabiliyetini artırmak ve hastaların günlük yaşamlarını daha rahat sürdürebilmelerine yardımcı olmak olduğunu söyledi.
Ağrının azalmasının, hastaların kendilerine önerilen egzersiz ve rehabilitasyon programlarını sürdürebilmelerine de katkı sağlayabileceği ifade edildi.
İşlem öncesi değerlendirme ve takip büyük önem taşıyor
Girişimsel ağrı tedavilerinin de diğer tıbbi işlemler gibi bazı riskler taşıdığını belirten Türkmen, işlem öncesinde hastanın kullandığı ilaçların, eşlik eden hastalıklarının ve enfeksiyon gibi durumların değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Beklenen yararların, olası risklerin ve alternatif tedavi seçeneklerinin hastayla paylaşılmasının önemine değinen Türkmen, işlem sonrasında tedaviye verilen yanıtın izlenmesi ve takip programının sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
Türkmen, bel ve boyun ağrılarının tedavisinde başarının yalnızca bir uygulamaya bağlı olmadığını belirterek, doğru tanı, uygun tedavi seçimi ve düzenli takibin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.