Zihin mi Karar Verir, Hayat mı?

Gün içinde verdiğimiz kararların çoğunu düşündüğümüz kadar uzun uzun analiz ederek vermiyoruz. Aslında çoğu zaman kararlar çoktan verilmiş oluyor; biz sadece sonradan kendimize mantıklı bir açıklama buluyoruz. ...

Gün içinde verdiğimiz kararların çoğunu düşündüğümüz kadar uzun uzun analiz ederek vermiyoruz. Aslında çoğu zaman kararlar çoktan verilmiş oluyor; biz sadece sonradan kendimize mantıklı bir açıklama buluyoruz. İnsan zihninin garip ama bir o kadar da farklı çalışan tarafı tam da burada başlıyor.
*
Modern psikolojinin önde gelen en etkileyici isimlerinden biri olan Psikolog Daniel Kahneman, insan zihninin iki farklı düşünme yöntemiyle çalıştığını ifade eden "Hızlı ve Yavaş Düşünme" kitabı bu konuyu derinlemesine inceler.
Beynimiz çoğu zaman düşünmeden karar verir. Sonra biz o kararın mantıklı olduğuna kendimizi ikna ederiz. Bir yüzün öfkeli olduğunu hemen anlamamız, trafikte bir tehlikeyi anında fark etmemiz ya da tanıdık bir sesi kalabalık içinde ayırt etmemiz bu sistem sayesinde olur. Bu sistem hayatımızı kolaylaştırır; çünkü her şeyi uzun uzun düşünmek zorunda kalsaydık muhtemelen günün yarısını basit kararlarla geçirmek zorunda kalırdık.
*
Ama işin bir de diğer tarafı var. Zihnimizin bu hızlı tarafı bazen bizi yanıltır. İlk izlenimlere fazla güveniriz, bir insanın tek bir özelliğinden yola çıkarak onun hakkında geniş yargılara varırız. Bazen de aklımıza ilk gelen örnekleri gerçekliğin tamamı sanırız. Bir uçak kazası haberi duyduğumuzda uçak yolculuğunun çok tehlikeli olduğunu düşünmemiz buna iyi bir örnek. Oysa istatistikler tam tersini söyleyebilir.
*
Kahneman’ın dikkat çektiği noktalardan biri de zihnimizin “yavaş düşünme” kapasitesinin aslında oldukça tembel olmasıdır. Analitik düşünmek, hesap yapmak, bir problemi gerçekten çözmek zihinsel enerji ister. Bu yüzden çoğu zaman beynimiz hızlı sistemin verdiği ilk cevabı kabul etmeye meyillidir. Özetle zihnimiz pratik olmak ister ama pratiklik bazen pahalıya patlar.
*
Bunun günlük hayatımızdaki yansımaları düşündüğümüzden çok daha fazla. Bir ürünü pahalı gördüğümüzde otomatik olarak kaliteli olduğunu varsayabiliriz. Bir kişinin özgüvenli konuşmasını onun gerçekten bilgili olduğu şeklinde yorumlayabiliriz. Hatta bazen başarı hikâyelerini anlatırken şansı tamamen görmezden gelip sadece yeteneğe odaklanırız.
*
Oysa gerçek hayat çoğu zaman bu kadar düzenli değildir. Başarıda da başarısızlıkta da görünmeyen pek çok faktör vardır. Kahneman’ın çalışmalarının bize hatırlattığı şey belki de şudur: İnsan zihni güçlüdür ama kusursuz değildir. Sezgilerimiz çoğu zaman işe yarar fakat bazen bizi yanlış yollara da götürebilir.
*
Belki de bu yüzden hayatın bazı anlarında kendimize küçük bir mola vermek gerekir. İlk düşündüğümüz şeyin doğru olup olmadığını sormak, bir adım geri çekilip duruma yeniden bakmak… Çünkü hızlı düşünmek hayatı kolaylaştırabilir ama bazen biraz yavaşlamak gerçeğe daha fazla yaklaştırır.
Bu noktada Daniel Kahneman’ın ortaya koyduğu hızlı ve yavaş düşünme ayrımı, insan zihninin karar alma biçimini anlamak için önemli bir çerçeve sunar. Ancak gerçek hayatta kararlar yalnızca psikolojik süreçlerin ürünü değildir. Çoğu zaman bu kararların arkasında ekonomik koşullar ve maddi kaygılar da vardır.
*
Risk karşısında verilen kararlar, insanların içinde bulunduğu yaşam koşullarından bağımsız değildir. Kaybedecek çok şeyi olan birinin temkinli davranmasıyla, zaten kaybedecek fazla bir şeyi olmayan birinin risk alması aynı psikolojik zeminde açıklanamaz. Bu yüzden bazen irrasyonel gibi görünen kararların arkasında zihinsel hatalardan çok, insanın yaşam koşullarından kaynaklanan ekonomik kaygılar bulunur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri