Vazgeçmek Cesaret İster

Modern insanın en büyük yanılgılarından biri, her şeyi elinde tutarak kuvvetli kalabileceğine inanmasıdır. Oysa hayat; tutuldukça sertleşen, bırakıldıkça anlam kazanan bir akıştan ibarettir.

Modern insanın en büyük yanılgılarından biri, her şeyi elinde tutarak kuvvetli kalabileceğine inanmasıdır. Oysa hayat; tutuldukça sertleşen, bırakıldıkça anlam kazanan bir akıştan ibarettir.
Kontrol altına almaya çalıştığımız her şey bir noktadan sonra bizi yönetmeye başlar: roller, ilişkiler, makamlar ve ünvanlar… Batı düşünce dünyasında sıkça kullanılan bırakma sanatı, yani Loslassen kavramı tam da bu noktada karşımıza çıkar.
*
Bırakmak, çoğu zaman zannedildiği gibi bir pes etmek değildir; aksine bazı yüklerin artık bize ait olmadığını kabul edecek kadar cesur olmaktır. Bırakmanın bir güce dönüştüğü an; haklılıktan, beklentiden ya da "hep ayakta kalma" zorunluluğundan vazgeçtiğimiz andır.
Sorumluluk taşıyan, her sözü tartılan, hata yapma ihtimaliyle yaşayan çağdaş insan her zaman ağır yüklerin altında ezilir. Her an güçlü görünmesi beklenen insan, ruhunda sessiz ve sarsıntılı depremler yaşar. Enkazın altını görmediği için hâlâ ayakta olduğunu sanır. Oysa denge çoktan bozulmuştur; çatlaklar görünmezdir ama derindir, yıkım gürültüsüz olur.
*
Peki, bırakmak neden bu kadar zor?
Çünkü bırakmak belirsizliği kabul etmektir. İnsan zihni boşluklardan hoşlanmaz; kontrol edemediği her şey onu tedirgin eder. Oysa hayatın en gerçek hâlleri, çoğu zaman kontrol edemediklerimizde saklıdır. Her şeyin hızlandırıldığı bir dünyada vazgeçmek neredeyse devrimci bir tutumdur.
Bırakmak sadece bir vazgeçiş değil, insanın kendine yeni bir alan açmasıdır.

Kaybetmeyi göze almak kadar eksilmeyi de kabullenmektir. Çünkü her fazlalık güç değildir; bazı ağırlıklar insanı büyütmez, sadece yorar. Yanlış anlaşılmak, yerinin doldurulması ya da görünür gücün azalması; çoğu zaman insanın iç dünyasında başlayan bir sadeleşmenin dışarıdan görünen bedelleridir.
*
Asıl kayıp, her şeyi elde tutmaya çalışırken kendini yitirmektir. Kontrol güven verdiğini sanır ama uzun vadede insanı hayattan koparır. Oysa bırakılan her şey insanın içinde yeni bir temas alanı açar; daha sahici ilişkiler, daha dürüst duygular, daha gerçek bir benlik.
*
Güç bazen ayakta kalmakta değil, ne zaman duracağını ve neyi taşımayacağını bilmektedir. Belki de asıl soru şudur:
Güç, hayatı denetim altına aldığımızda mı ortaya çıkar, yoksa onunla karşılaşmayı göze aldığımızda mı? Cevap zamana ihtiyaç duysa da bazı hakikatler ancak suskunlukta olgunlaşır. İnsan, bırakabildiği için değil artık tutmanın varlıkta bir karşılığı kalmadığını idrak ettiği an hafifler.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri