Bazı denizler aşılmadığı için uzun zamanlar arkalarındaki bir kısım kara parçaları, kıtalar bilinmiyordu. Ta ki cesur bir insan deryalara yelken açar, arar bulur. Kristof Kolomb gibi.
Melayê Cizirî’de bu gibi deryaların ötelerinde kalmış büyük bir alim olan ceddimizdendir. Melayê Cizîrî 23 Kasım 1566 yılında Cizre’de doğdu. İlk dersini babasından aldı, icazetini Hasankeyf’te Molla Taha’dan aldı. Yaşamı boyunca bölgedeki ilim merkezlerinde bilgi tahsil edip ders verdi. 1640 yılında Cizre’de vefat etti. Mezarı Cizre Kırmızı Medresesine bitişik ters kubbenin altındadır.
Bu yazımızda 12 ilmin imamı Molla Ahmed’in divanından bir dörtlüğünü yorumlamaya çalışacağız. Melayê Cizirî maalesef hala istenilen bir şekilde tanınmış değildir. Bediüzzaman Said Nursi, Kürt tasavvuf ve irfan geleneğinin en önemli isimlerinden biri olan Melayê Cizîrî için O’nun manevi ve aşk meşrebindeki yüksek makamına dikkat çekmiştir. Melayê Cizîrî’nin tasavvufi ve manevi derecesini şöyle anlatır: “Mevlana Celaleddin-i Rumi, Molla Ahmed-i Cezirî ve Mevlana Cami’nin aşk meşrebindeki makamları birdir.” Diyor. Said Nursi ayrıca 1909’da Volkan gazetesinde Melayê Cizîrî’den daha geniş bahs eder. (İçtimai reçeteler s.531) İşte Mêla ve ilminin büyüklüğünün yorumu.
Melayê Cizîrî divanının bir yerinde diyor ki:
Hostayê işqê dil hevot
Ser ta qedem hingi dî sot
Remza “Ene l – Heq” her di got
Bawer bikin Mensûr e dil
Molla Ahmed’in divanı herkesçe malum. Cihanşümul bir divan ve 500’e yakın sahifeden meydana gelmektedir. Divanındaki bu dörtlüğü 858 tarihinde İran’da doğan ve 922 yılında Bağdat’a vefat eden Hallâc-ı Mansur’a ayırmıştır. Hallâc-ı Mansur Enel Hak sözüyle tanınan, ilahi aşkı tasavvufta zirveye taşıyan bir İslam alimidir. Hallac-ı Mansur ilahi aşkta sekir halinde başka alemlerde gezinirken ağzından Enel Hak terennümleri çıkar ve etrafındaki sofiler, ahali işitir onlarda çevredeki diğer insanlara, onlar da alimlere söyler. Toplanan Ulema neticede öldürülmesine karar verir ve Hallac-ı Mansur idam edilir. Mela divanındaki bu dörtlükte diyor ki: Aşkın ustası gönlümü mesrur eyledi, kalbimi tatmin eyledi. Bu aşkın yangınında bende Enel Hak’ı kabul ediyorum.
Molla Ahmed-Melayê Cıziri dolaylı bir şekilde Hallac-ı Mansur’un çevresindeki alimlerin ölümüne karar vermelerinin yanlış olduğunu bu şiirinde dile getiriyor. Ondan dolay da diyor ki: Remza “Ene l Haq” her dî got... Tasdik etme babından da devamla: Bawer bikin Mensûre dil. Burada Mensûr kelimesini iki manada kullanmış büyük Üstad. Mensur doğru söylemiş, gönlümü mansur eylemiş diyor.
Bediüzzaman Said Nursi ve Ehl-i sünnet alimleri, bu gibi zatların sekir halindeyken söyledikleri hatalı veya zahiren şeriate aykırı görünen sözlerinden dolayı mazur sayılmadıklarını, çünkü bu durumda iradelerinin tam yerinde olmadığını belirtirler.
Bediüzzaman: Büyük evliyaların ve mutasavvıfların yaşadığı bazı vecid ve aşırı coşku (sekir) hallerinde hakikati mecazi veya aşırı tabirlerle dile getirebildiklerini belirtir. (Âsâr-ı Bedîiyye)
Burada ehli sünnet’in büyük alimlerinin büyük mutasavvuf Hallac-ı Mansur’un o haletiyle başka bir alemde olduğu kaati hasıl oluyor ve Melayê Cıziri’nin Hallac-ı Mansur ile ilgili görüşünün haklılığını tasdik etmiş oluyorlar.