SOFİ ŞAHİN’İN KERAMETİ

Talars Bitlis ilinin Hizan ilçesine bağlı 10-15 hanelik şirin bir köy. Nurs köyüne 7 km uzaklıktadır. Talars köyünün 3 km yukarısında geniş bir yaylası vardır.

Talars Bitlis ilinin Hizan ilçesine bağlı 10-15 hanelik şirin bir köy. Nurs köyüne 7 km uzaklıktadır. Talars köyünün 3 km yukarısında geniş bir yaylası vardır. Göçerler bu yaylaya yüz yıllardır her yıl Mayıs ayının sonlarına doğru gelir, kara çadırlarını kurar ve koyunlarını sonbaharın sonlarına kadar bu yaylada otlatırlar. Yaz aylarında bu yaylada daha önce hiç görmediğimiz değişik ot çeşitleri yeşerir. Renga renk yeşermiş çiçekleri insan temaşa edince adeta dünyanın en güzel manzarasının hazzını alır. Her çiçeğin değişik bir kokusu vardır. Bu güzel reyhaların hepsi birleşince muazzam bir amber zenginliği olur. Bal arılarının yanı sıra diğer envaı çeşit arılar çiçekten çiçeğe konar. Değişik kuş türleri ve değişik kuş sesleri. Cennet misal bir yayla Talars köyü yaylası.

Yaylada irili ufaklı ondan fazla çeşme bulunur. Bu çeşmelerden bir tanesi hariç diğerleri yerden çıkan suların aşağı akması, kendi yollarını bulması ve önlerinde tabii gölcüklerden oluşmuşlardır. Yazın ortasında suları buz gibidir. Bu çeşmelerden bir tanesi var ki en güzeli ve en görkemlisidir. Bu çeşmenin adı Mir Davut çeşmesi. Çeşmenin etrafı ince ve uzun taşlarla örülüdür. Ön tarafı çeşmeden akan sularla küçük bir gölcüğü meydana getirmiş. Bu gölün etrafıda ince ve uzun taşlarla örülüdür. Orta kısmında suyun tahliyesi için taştan bir oluk bulunmaktadır. Mir Davut zamanında göçerlerin Miriymiş. Aynı zamanda Talars köyü ve çevresinde bulunan diğer göçer obalarının da miri.

Saidi Kürdi 18-20 yaşlarında iken Talars köyünün bu yaylasına gelirmiş ve takriben yirmi gün kadar yaylanın ıssız yerlerinde tefekküre dalarmış. Ancak namaz vakitlerinde yaylanın hangi tarafında olursa da mutlaka Mir Davut çeşmesine gelir abdest alır çeşmenin üst tarafında bulunan düz bir taşın üzerinde huşu içerisinde namazlarını eda eder ve namaz ibadetinden sonra tekrar yaylanın ıssız mahallerine gider tefekküre dalar. Bu tefekkür sanki Üstadın ileriki hayatında iman hakikatlarini insanlara tebliğ edeceğinin bir ön hazırlığı, bir ön basamağı. Allahualem.

Meşhur Saidi Kürdi’nin bu haleti yaylada yaşayan göçer Sofi Şahin’in dikkatini çeker ve her gün obada ki çadırından Üstada bir tas çorba getirir. Adeta Sofi Şahin genç Said’in Ümmeti Muhammedinin selameti için, iman hakikatlarını yazacağını bildiğini, hayatının tamamını bu yola vakfedeceğini bir kerametle görüyor gibi. Bundan dolayı ilerlemiş yaşına rağmen Saidi Kürdi aç kalmasın diye çorba getirmeyi ihmal etmemiş. Genç Said’in başına bir şey gelmesin diye ona görünmeden uzaktan her gün takip etmiş.

Bediüzzaman gibi İslam kutuplarının değişik haleti ruhiyeleri vardır elbette. Tefekküre daldıklarında konuşmaz, yanında kimsenin konuşmasını da istemez. Bundan dolayı yüksek tepeleri, kuytu ve ıssız yerleri tercih etmişler. Bir gün Sofi Şahin yine obadaki kıl çadırından bir tas çorbayla yola koyulur ve genç Said’e vermek için aramaya koyulur. Lakin bu sefer Genç Saidi Kürdi’nin gittiği yerleri gün boyu arasa da onu bir türlü bulamaz. Bediüzzaman Sofi Şahin’in kendisini aradığını görür ve bulunduğu yerden yanına kadar yürür. Saidi Kürdi Sofi Şahin’in yanına vardığında ona der ki: “Bundan sonra bana çorba getirdiğinde çorbayı bu taşın üzerine koyacaksın. Ben burada olsam da olmasam da beni bir daha aramayacaksın, ben seninle konuşmadığım müddetçe sen benimle konuşmayacaksın.” Tabi ki Sofi Şahin Üstadın her bir konuşmasında büyük hikmetlerin olduğunu bilir, her dediği sözde bir büyük anlam olduğunu anladığından dolayı “belî, belî” der ve Üstadın yanından ayrılarak obasına doğru gider.

Kaynak: Ali Rıza Dalar

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri