Modern Çağda Gerçek Buluşmalar

Kalabalıkların arttığı ama bağların zayıfladığı bir çağda yaşıyoruz. Takvimlerimiz dolu, mesaj kutularımız taşkın, dumandan geçilmeyen okey masalarımız bitmiyor. Fakat yine de içten içe şu soruyu soruyoruz: Sosyal hayatımda bir eksiklik mi var?

Kalabalıkların arttığı ama bağların zayıfladığı bir çağda yaşıyoruz. Takvimlerimiz dolu, mesaj kutularımız taşkın, dumandan geçilmeyen okey masalarımız bitmiyor. Fakat yine de içten içe şu soruyu soruyoruz: Sosyal hayatımda bir eksiklik mi var?
*
Bu sorunun izini sürerken bir araya gelmenin anlamını, gücünü ve ihmal ettiğimiz yönlerini fark ettim. Bu yolculuk yalnızca sosyal ilişkiler üzerine değil aynı zamanda demokrasi, topluluk ve modern yalnızlık üzerine bir düşünme davetine dönüştü. Bu davetin içinde zihnimi kurcalayan sorular var: Bir araya geliyoruz ama gerçekten bir arada mıyız? Bedenlerimiz aynı ortamda fakat ruhlarımız farklı âlemlerde dolaşıyor.
*
Okeye dördüncü bulduk, yancı da cabası ama toplanmayı bilmiyoruz.

Bir doğum günü partisi, bir okul toplantısı, güneşli bir günde yapılan piknik, gelin ve damadın etrafında toplanılan bir düğün ortamı ya da sıradan bir akşam yemeği… Çoğu zaman bu tür organizasyonlarda gereksiz ayrıntılara odaklanıyoruz: Mekân hazır mı? İkram yeterli mi? Sunum düzgün mü? Kim ne giymiş, kim ne demiş? Oysa nadiren şu soruyu soruyoruz: Bu buluşmanın amacı ne?
*
Amaç net değilse en güzel mekân da en lezzetli yemek de insanları birbirine yaklaştıramaz. Anlam üretmeyen buluşmalar yalnızca zamanı tüketir, çünkü toplanmak sadece fiziksel yakınlık değil ortak bir niyet etrafında buluşmaktır.
Modern insan, tarihte hiç olmadığı kadar iletişim hâlinde fakat hiç olmadığı kadar da yalnız. İnternet paketlerimiz artıyor, dijital ağlarımız genişliyor ancak yüz yüze kurduğumuz derin ilişkiler azalıyor. Sosyal medya kalabalık hissi veriyor ama aidiyet duygusunu garanti etmiyor. Belki de eksik olan şey nicelik değil niteliktir. Ev sahipliği yaptığımız birçok buluşmada samimiyet azalıyor çünkü ev sahipliği giderek matematikleşiyor. Ya bir borcun karşılığıdır ya da karşıdakini görünmez bir hesapla borçlu bırakma çabasıdır.
*
Oysa aynı masa etrafında kurulan sahici bir sohbet, en sert fikir ayrılıklarını bile insanileştirebilir. Birlikte olmak, “Bir dahaki buluşmada sıra sende.” demek değildir. Birlikte olmak hesapsızdır; anın ve buluşmanın amacının derinliğinde saklı bir tecrübedir. “Zamanım kıymetli ama şu an seninleyim.” diyebilmektir.
Modern yalnızlık üzerine yapılan araştırmalar, insanların daha az arkadaşlık kurduğunu, daha az komşuluk ilişkisi geliştirdiğini ve daha az sivil topluluğa katıldığını gösteriyor. Bu durumu yalnızca psikolojik olarak değil, belki de siyasi iklimin boyutuyla da ilişkilendirebiliriz. Çünkü böylesi bir atmosferde güven azalır, dayanışma zayıflar, ortak hayal kurma kapasitesi düşer. Çoğu zaman bunun gerçeklik duygumuzu nasıl körelttiğinin farkına bile varmayız.
*
Toplumda gerçeklik algısı değişken olabilir; ancak bir araya gelmek, ancak sahici bir gerçeklik zemininde mümkündür. “Neden buluşuyoruz? Niçin bir aradayız?” sorularına dürüst cevaplar verildiğinde bir araya gelmek anlam kazanır. Aksi hâlde masalar gereksiz yere işgal edilir, zaman tüketilir, geriye niteliksiz bir vakit kalır.
Oysa gerçeklik üzerine inşa edilen bir akşam yemeği, bir okul toplantısı, bir mahalle buluşması, düğün ya da piknik; bilinçli tasarlandığında sadece bireylerin değil, toplumun da faydasınadır.
Peki, bu faydayı sağlamak için ne yapabiliriz?
*
Her buluşmanın amacını netleştirelim.
“Gerçekten neden bir aradayız?” sorusunu sormadan davet göndermeyelim.
Çerçeve koymaktan korkmayalım. Sınırlar özgürlüğü azaltmaz, derinliği artırır.
Gerçek sorular soralım. Yüzeysel sohbetleri bilinçli şekilde derinleştirelim.
Anlaşmazlığa alan açalım ve bunu güvenli bir zeminde yapalım.
Bir arada olmaktan korkmadan, gerçekliğin hissedildiği masalardan başlayalım çünkü büyük toplumsal değişimler gerçek masalarda başlar. Belki de sosyal hayatımızdaki eksiklik, daha fazla insan tanımamaktan değil sahte buluşmaların fazlalığından kaynaklanıyor. Kalabalıklar çağında yaşıyoruz ama dört yanımız samimiyetsizlikle çevrili. Bağlantı çağındayız fakat bağ kurma çağında değiliz.
*
Gerçeklik etrafında yapılan buluşmalar yalnızca sosyal hayatımızı zenginleştirmez, toplumsal hayatı da onarır. Çünkü bir arada olma isteği, demokrasinin en küçük ama en güçlü hücresidir. Belki de bugün ihtiyacımız olan şey daha büyük salonlar değil daha gerçek ve bilinçli masalardır.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazar Yazıları Haberleri