MEZUNİYET TÖRENLERİ BİRAZ AŞIRIYA KAÇMIYOR MU?

Her ne iş yaparsan nihayetini getirdiğinde elbette sevinirsin. Bu insanın bilinç altına yerleştirilmiş bir olgu. Hele o işi güzel yapmışsan sevincin katbekat artar.

Her ne iş yaparsan nihayetini getirdiğinde elbette sevinirsin. Bu insanın bilinç altına yerleştirilmiş bir olgu. Hele o işi güzel yapmışsan sevincin katbekat artar.

Bir duvar ustası yapmış olduğu binanın duvarlarını bitirdiğinde sevinir bir teşekkür takdir bekler bina sahibinden. Bir mühendis bitirmiş olduğu yolun firmasının sahibinden bir takdir bekler. Tabi ki hakkıdır. Lakin son zamanlarda artık en ufak bir iş yerinin açılışına dahi o kasabanın en yetkilileri çağrılır ve merasimle işyerlerini açarlar. Eskiden bu tür gösterişli açılışlar yoktu. O gösterişi yapmayan eski esnaflarda elbette kazanıyordu, satışı yapılıyordu.

Ben öğrenim hayatım boyunca hiçbir mezuniyet töreni yaşamadım. Yukarıda da dediğim gibi insan yapmış olduğu işin sonunda bir takdir bekler. Yüksek okulumuzun son gününde ön bahçede tüm mezun olacak öğrenciler toplandık. Tabi ki önceden bu bilgi biz mezun olacak öğrencilere verilmişti. Okulumuzun en yetkili idarecisi giriş merdiveninin en üst basamağına çıktı ve bize hitaben dedi ki: “Gençler hepiniz mezun oluyorsunuz, lütfen öğretmenliğe müracaat ediniz çünkü Türkiye’nin öğretmene ihtiyacı var.” Dedi ve birkaç nasihatini dinledikten sonra hepimiz sınıflarımıza geçtik derslerimize devam ettik. Ben öğretmen kimliğimle eğitimin tüm kademelerinde görev yaptım. Sayısız mezuniyet törenleri, sene sonu müsamereleri organize ettik. Lakin tüm mezuniyet törenlerimiz, müsamerelerimiz günün anlam ve önemine uygun yapıldı. Örf ve adetlerimiz doğrultusunda yapıldı. Elbette bugünkü müsamereler ve mezuniyetlerde de aynı duyarlılığı taşıyıp organize eden kurumlarımız çoğunluktadır. Ama bir kısım kurumlar sanki biraz aşırıya kaçıyor. Şunu hiç aklımızdan çıkarmayalım. Her memleketin, her coğrafyanın belli gelenek ve inanç kültürleri mevcuttur. Geçmişinde yüzyıllarca yaşattığı o inanç ve geleneklere sahip çıkmak yeni kuşakların görevidir. Bu yeni nesle hatırlatmak anlatmak, hayatlarında tatbik etmeye çalışmakta biz büyüklerin ve ebeveynlerinin görevidir. Nasıl ki bizden önceki nesil (anne babalarımız-atalarımız) aynı görevi bize karşı yapmışsa bizimde aynı görevi şimdiki nesle anlatmamız, aktarmamız lazım. Çocuğumuzu bir müsamereye, bir mezuniyet törenine hazırlarken giyeceği kıyafeti, ayağına koyacağı ayakkabıyı inceleyip gözden geçirmemiz lazım. Aşırıya giden kıyafetlerden imtina etmemiz lazım. Bir ebeveyn bu görevinin bilincinde olması gerekir.

Bizim zamanımızda sadece yüksek okullarda mezuniyet törenleri vardı. Sene sonu müsamereleri olurdu, Halk Eğitim merkezlerinin de sene sonu sergileri olurdu. Şimdi en ücra bir anaokulunda bile cübbe giydiriyorlar ve kep taktırıyorlar olabilir elbette. Lakin memleketimizin, coğrafyamızın belli bir giyim ve kuşam kültürü var. Bu kültür ve inanç yüzyıllar boyudur devam ede gelmektedir. Bu kültüre sahip çıkmak en tabii hakkımızdır. Bunları göz ardı etmeyelim, bu kültürümüzden vaz geçmeyelim. Taklit etmek istediğimiz batı sadece çıkarı ve menfaati için seni sever. Başka türlü seni asla sevmez. Batı en ufak bir çıkarı için seni gözden çıkarır hem de tereddüt etmeden. Madem batı böyledir biz onu neden taklit edelim. Yani eğlenmenin oynamanın da belli bir uslubu var, ama maalesef bu eğlenceyi biz bazen aşırıya götürüyoruz.

Mezuniyeti hak etmiş tüm çocuklarımıza, öğrencilerimize önlerindeki hayatta hep başarılı olmaları en büyük temennimizdir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri