Sayın Barzanî’nin gelişi Cizre ve bütün bölge için gerçekten tarihi bir andı. Adeta bir milat… Coşkusu kadar heyecanı da yüksek bir ziyaretti. Her ne kadar dışarıdan kültürel bir organizasyon gibi görünse de özünde millî bir duygu, köklü bir kültürel uyanış ve geçmişten süzülen bir ulusal hafızanın yeniden filizlenişi hissediliyordu.
Sayın Barzanî’nin 4.Ulusal Melayê Cizîrî Sempozyumu’nda divanından okuduğu beyitler, bu duyguyu pekiştiren mesajlar ve tarihî derslerle doluydu. Konferans salonunda kendisini dinleme fırsatı bulmak, şahsım adına da hem tarihi bir an hem de coşku dolu bir gündü. Onu dinlerken çocukluk hafızamızın canlandığını fark ettim. Heyecanlanmamak mümkün değildi; çünkü bunun büyüsü herkesin dilinde dolaşan şu cümlede saklıydı:
Çocukluğumuzun kahramanı ve hayaliydi.”Konuşmasında sergilediği bir faqî, bir medrese âlimi edası; Cizre’nin köklü kültürel mirasına yaptığı vurgu; mevcut değerlerimize sahip çıkmanın, onları yaşatmanın ve Melayê Cizîrî’nin hayatını okumanın önemini bizlere bir kez daha hatırlattı.
Melayê Cizîrî’nin, nice âlimin, ulemânın, fıkıhçı ve tasavvuf ehlinin yetiştiği bu kadim şehri ziyaret etmesi elbette tesadüf değildi. Medrese kültürüyle büyüdüğünü ve Barzan tekkesinde Melayê Cizîrî’nin eserlerine yabancı olmadığını özellikle dile getirdi. Cizîrî’yi hiç sönmeyen bir kutup yıldızına benzetmesi çok anlamlıydı.
Devamında şunları söyledi:
“ Bugün benim için çok güzel bir gün. Bizim için bir kutup yıldızı olan Melayê Cizîrî adına düzenlenen sempozyuma katılmak büyük bir onur. Melayê Cizîrî hiçbir zaman batmayan parlak bir yıldızdır. Hak yolunun âşıklarının kervanbaşıdır. Cizîrî’nin şiirleri asla eskimez.”
Barzanî, Melayê Cizîrî’den derinden etkilenmiştir. Onu felsefe meydanının bir süvarisi olarak görür ve Cizîrî’ye de bir süvari edasıyla yaklaşır.
Peki biz bunun farkında mıyız? Ne yazık ki çoğu zaman hayır. Bu büyük zat hakkında bildiklerimiz bundan ötesine geçmiyor.
Barzanî’nin, hemen yanı başımızdaki medresede yatan ve bizim tarafımızdan yeterince sahiplenilmeyen bu tasavvuf ehline defalarca atıfta bulunması; beyitlerini ezbere okuması, bizleri bir kez daha mahcup etmiş ve Melayê Cizîrî’yi sahiplenmenin önemine dikkat çekmiştir.
Barzanî, bir anlamda hem kültürel hem sosyal eksikliğimizi; birlik ve beraberlik noktasındaki dağınıklığımızı yüzümüze vurdu.
Ayrıca, uzun zamandır hayalini kurduğu Cizre sokaklarında gezmenin, Melayê Cizîrî’nin kabrini ziyaret etmenin önemine vurgu yaptı ve bize şu cümlelerle seslendi:
“Yaşadığınız şehrin kıymetini bilin.
Allah bu bölgeye büyük bir lütufta bulunmuştur.
Cizîrî buradan çıkmıştır.”
Ve ardından şu tarihî ayeti hatırlattı:
“Westewet ‘elel Cûdîyyî – Gemi Cûdî’ye oturdu.”
Nuh’un Gemisi’nin bu topraklara inmiş olmasının, hepimiz için büyük bir onur olduğunu dile getirdi.
Konuşmalarının ardından, salonu dolduran ve dünyanın dört bir yanından gelen misafirler tarafından ayakta alkışlandı. Sempozyumdan sonra Medresa Sor’u, ardından Mêm û Zîn ile Nuh Peygamber’in kabirlerini ziyaret ederek programını tamamladı.
Geriye ise tarihî ve kültürel hafızasında kırılma yaşayan, bu anlamda eksiklik hisseden utangaç bir genç nesil bıraktı. Umudumuz odur ki; bu ruhu yeniden yaşatmak, canlandırmak adına yeni çalışmalar ve sempozyumlar düzenlenir ve şehrimiz hak ettiği ulusal ve kültürel kimliğine yeniden kavuşur.
Bunu başaracağımıza inanıyoruz.