Ramazan geldi mi, insanın içine tarif edemediği bir sükûnet ve manevi bir huzur hasıl olur. Nitekim gökyüzü biraz daha yakın, dualar biraz daha içten ve gözyaşları ise biraz daha anlam kazanıyor bu mübarek ayda. Maneviyatıyla bedenimize, bereketiyle soframıza tesir eden bu ay; Kalbin yeniden atmaya başlamasıdır. On bir ay boyunca yorulan kalplerin, kirlenen zihinlerin, ağırlaşan vicdanların artık huzura erme, artık temizlenme fırsatıdır Ramazan. Kur’an’ın nazil olduğu bu mübarek ay, insanı yeniden insan kılma çağrısıdır. Rabbimizin “oruç size farz kılındı” hitabı, aslında bir yük değil; bir lütuftur. Keza oruç, insanı nefsin tahakkümünden kurtarıp hakikatin huzuruna taşır. Ramazan, bereketin adıdır. Tabiatıyla sofralarla birlikte gönüller büyür. Lokmalarla birlikte şükür çoğalır. Cüzdan hafifler belki, lâkin vicdan huzur bulur. Neticede paylaşmanın hazzı, tüketmenin hırsından daha büyüktür.
Oruç…
Yalnızca mideye vurulan bir mühür değildir. Dile, göze, kalbe ve niyete çekilen bir istikâmettir. Aç kalmak değildir sadece: Nefse “dur” demektir. Öfkeye gem vurmak, dile set çekmek, kalbi terbiye etmektir. Gün boyu susuz kalan beden değil aslında; susuzluğun ne demek olduğunu öğrenen vicdandır. Ramazan, bize unuttuğumuz hakikatleri hatırlatır: Bir lokmanın kıymetini, bir yudum suyun şükrünü, bir tebessümün sadaka olduğunu gösterir. Bu ayda sofralar sadeleşir ama gönüller zenginleşir. Unutmayalım: Paylaştıkça çoğalırız, verdikçe de büyürüz. Bir hurmayla açılan iftar, aslında bir dünyanın kapısını aralar. Haliyle o sofrada sadece yemek yoktur. Merhamet vardır, sabır vardır, şükür vardır. Ramazan huzurdur; Zira insan açken kavga etmemeyi öğrenir. Sabretmeyi öğrenir. Nefsini susturmayı öğrenir. Eğer bir toplum Ramazan’ın ruhunu kavrarsa, o toplumda kin barınmaz. Eğer bir fert Ramazan’ı hakkıyla yaşarsa, o yürekte kibir yer tutmaz.
Ramazan barıştır. Önce insanın kendisiyle barışmasıdır. Sonra kardeşiyle… Sonra bütün insanlıkla…
Bugün dünya kaos içinde. İnsanlık yorgun. Kalpler kırık. İşte tam da bu yüzden Ramazan’a her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Çünkü Ramazan, insana yeniden merhameti öğretir. Oruç tutan bir insan, açın halini anlar. Gece secdeye duran bir insan, zulme razı olmaz. Kur’an’la buluşan bir yürek, adaletsizliğe sessiz kalmaz.
Ramazan; gösterişten arınma ayıdır. İyiliğin fotoğraflarla değil, sessiz yapıldığı, ibadetin samimiyetle eda edildiği aydır.
Aç kaldığımız saatlerde aslında ne kadar sabırsız olduğumuzu görürüz. Susuz kaldığımızda ne kadar tahammülsüz olduğumuzu fark ederiz. İşte Ramazan, bu fark edişin adıdır. Bayram bir gündür; Ama Ramazan’ın öğrettiği ahlâk bir ömürdür. Eğer bu ayın sonunda kalbimiz yumuşamamışsa, dilimiz arınmamışsa, elimiz daha çok vermeye başlamamışsa; o zaman biz Ramazan’ı değil, sadece açlığı yaşamışız demektir. Ramazan; bereketin mektebidir. Huzurun inşasıdır. Barışın imtihanıdır. Bu mübarek ay; kalplerimizi diriltsin, kırgınlıklarımızı onarsın, memleketimize sükûnet, hanelerimize rahmet, insanlığa umut getirsin. Çünkü Ramazan, Allah’ın kuluna en nazik dokunuşudur. Ve o dokunuşu hisseden yürek, bir daha eskisi gibi olmaz.
Rabbim Ramazan’ı hakkıyla idrak etmeyi, kalbimizde iz bırakacak şekilde yaşamayı nasip etsin inşaAllah.
RAMAZANIN AHLAKINA FAZİLETİNE VE ÖNEMİNE BİNAEN
Ramazan geldi mi, insanın içine tarif edemediği bir sükûnet ve manevi bir huzur hasıl olur. Nitekim gökyüzü biraz daha yakın, dualar biraz daha içten ve gözyaşları ise biraz daha anlam kazanıyor bu mübarek ayda.
Yorum Yap
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.