Küresel Militarizmin Ekonomi-Politiği ve Sosyal Refahın Geleceği

Dünyanın son dönemde tanıklık ettiği kaotik olaylar silsilesi, bittiği varsayılan "küresel çatışma risklerini" trajik bir gerçeklik olarak yeniden gündeme taşımıştır.

Dünyanın son dönemde tanıklık ettiği kaotik olaylar silsilesi, bittiği varsayılan "küresel çatışma risklerini" trajik bir gerçeklik olarak yeniden gündeme taşımıştır. İlkel toplulukların sınırlı kaynak paylaşımı kavgası; antik çağdan orta çağa, oradan da dijital çağa uzanan bu tarihsel serüvende maalesef yok olmamıştır. Günümüzde bu dürtü; maddi kaygıların ötesine geçerek ideolojik ve doktrinel bir düzleme taşınmış, küresel istikrarı tehdit eden çok katmanlı bir içerik kazanmıştır.

Antropolojik ve bilimsel veriler; eğitim ve gelişmişlik parametrelerinin artmasıyla insanoğlunun "ego merkezli dürtülerden" uzaklaşarak daha barışçıl ve kolektif bir tutum sergileyeceğini öngörür. Bu süreç, bir bakıma toplumsal bir "evcilleşme" grafiği olarak tanımlanabilir. Tarihsel ilerleyişin, toplumları daha şeffaf, anlayışlı ve evrensel hukuka saygılı bir yaşam modeline ulaştırması beklenmektedir. Ancak mevcut küresel tablo, bu iyimser beklentinin aksine yeni kriz alanlarına kapı aralamaktadır. İktisadi hırsların tetiklediği genişlemeci modeller, modern diplomasi maskesi altında varlığını sürdürmektedir. Bölgesel refah arayışlarının önündeki statükocu engeller, kalıcı barışın tesisi önündeki en büyük yapısal sorunlar olarak belirmektedir.

Küresel ölçekte bir krize dönüşen gerilimler ve enerji arzındaki daralmalar, fiyat artışlarını körükleyerek özellikle gelişmekte olan ekonomilere ağır maliyetler yüklemektedir. Savunma harcamalarındaki kontrolsüz artış; doğası gereği eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik bütçelerinden kaynak transferi anlamına gelmektedir. Bu durumun sosyo-ekonomik sonuçları nettir:

• Enflasyonist Baskı: Üretim yerine tüketime dayalı askeri harcamaların artması. • Sosyal Haklarda Aşınma: Kamu kaynaklarının uzun vadeli kalkınma yerine kısa vadeli güvenlik ikamelerine ayrılması.

• Orta Sınıfın Tasfiyesi: Ekonomik dengesizliklerin dar ve orta gelirli kitleler üzerindeki yıkıcı etkisi.

Bölgesel gerilimleri (İran, İsrail, ABD ekseni gibi) birer yıkım sinyali olarak okumak yerine, militarist bütçeleri artırma yoluna gitmek; küresel büyüme oranlarını düşürecek ve istihdamı baltalayacaktır. İnsanlık; kaynakların adil paylaşıldığı, savunma sanayii üretiminin uluslararası etik kriterlere bağlandığı ve "sosyal devlet" ilkesinin küresel ölçekte korunduğu yeni bir düzen inşa etmek zorundadır.

Aksi takdirde, kaynakların verimsiz kullanımı sonucu oluşacak ekonomik daralma; açlık, işsizlik ve sosyal bunalımları beraberinde getiren bir karanlık çağı tetikleme riski taşımaktadır. Daha barışçıl bir gelecek için, tüm insanlığın kolektif bir sağduyu ve yeni bir anlayış geliştirmesi elzemdir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri