KÜLTÜRLERİMİZİN TÜRKÜSÜ MÜ, YOZLAŞMAK MI?(2)

 Gündem ve Ötes
Bir kültürü ve dayanışmayı simgeleyen taziye yemeklerinin kaldırılması için ortalığı velveleye verenlerin; geleneklerimizde yeri olmayan düğün israfına aynı hassasiyeti

Bir kültürü ve dayanışmayı simgeleyen taziye yemeklerinin kaldırılması için ortalığı velveleye verenlerin; geleneklerimizde yeri olmayan düğün israfına aynı hassasiyeti göstermemeleri, oldukça manidardır! Oysa bugün aile huzurunu zedeleyen, gençleri ekonomik çıkmaza sürükleyen ve boşanmalara mahal veren sorunların önemli nedenlerinden biri de, ölçüsüz düğün harcamalarıdır.’
Bilmeyenler için Şırnak; yalnızca derin bir tarihin değil, asırlardır süzülerek günümüze ulaşan kadim bir kültürün de adıdır. Hz. Nuh Nebi ile özdeşleşen bu mübarek coğrafya, tufan sonrasında hayatın yeniden filizlendiğine inanılan müstesna bir yere sahiptir.
Bu toprakların kültürü; bir düğünün coşkusunda, bir taziyenin dayanışmasında, bir alimin nasihatinde ve nesilden nesile aktarılan geleneklerde hayat bulmuştur. Ne var ki bugün cevap bekleyen önemli sorumuz: Bu eşsiz kültür mirasını yaşatmak için ne yapıyoruz?
Ve maalesef zamane gençliğinin kahır ekseriyeti, sahip olduğu kültür deryasının kıymetini yeterince idrak edemiyor. Bu durumda kültürel yozlaşmayı derinleştiriyor.
Oysa kültür, geçmişin sırtımızda taşıdığımız yükü değil; geleceğe yürürken bize yön gösteren ana pusuladır. Neticede köklerinden koparılan bir ağacın dalları yeşil kalabilir mi? Hafızasını yitiren bir toplum, yarınını sağlıklı değerler üzerine inşa edebilir mi?
Elbette değişim hayatın tabiatında vardır. Ancak asıl mesele; kültürümüzün Özünü, Ahlakını ve Güzelliğini koruyarak geleceğe taşımaktır. Şırnak’ın kadim kültürü yalnızca yaşlılarımızın hafızasında saklı kalmamalıdır. Gençlere aktarılmalı, divanlarda anlatılmalı, yazılı ve görsel eserlerle kayıt altına alınmalıdır.
Burada sorumluluk yalnızca gençlerimize ait değildir. Aileler, eğitimciler, kanaat önderleri, kültür insanları ve yerel yönetimlerde bu mirasın korunmasında sorumluluk sahibidirler. Şırnak’ın kültürü, geçmişten kalan bir hatıradan ibaret değildir; geleceğe bırakacağımız en kıymetli emanettir.
Nihayetinde ya kültürümüze sahip çıkıp onu yarınlara taşıyacağız, ya da gözlerimizin önünde yaşanan kültürel erozyona seyirci kalıp kendi değerlerimizin sessizce yok olmasını izleyeceğiz.
Tercihimiz açık, sorumluluğumuz ise büyüktür: Şırnak’ın kültürünü yalnızca anlatmak değil, yaşatmak; yalnızca geçmişiyle övünmek değil, geleceğine aktarmak zorundayız. Bu hususta, Özellikle ‘yerel yönetim’ ve siyaset erbabına oldukça önemli görevler düşmektedir. Çünkü bir toplumun gerçek zenginliği, sahip olduğu servetten önce, koruyabildiği değerleridir. Kültür yaşarsa kimlik yaşar; kimlik yaşarsa bir milletin hafızası ve istikbali ilelebet kalır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri