KARDU

Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın bereketli iklimi ve doğa güzelliğinin yanı sıra bir o kadar da derin ve eski bir tarihi vardır.

Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın bereketli iklimi ve doğa güzelliğinin yanı sıra bir o kadar da derin ve eski bir tarihi vardır. Bu tarihi menkıbelerden bir tanesini 2021 yılında Şırnak Üniversitesi “Nuh Tufanı ve Cudi Dağı” adlı uluslararası sempozyumun bize aşağıdaki bilgileri vermektedir.

Kutsal kitabın çevirisi olan Peşitta, Hz. Nuh’un gemisinin Kardu dağlarına indiğini söyler. Sahip olduğu bu özel anlamın ötesinde Kardu, Süryani kaynaklarında sıklıkla karşılaşılan bir isimdir. Geminin nereye indiği tartışmalarından bağımsız olarak bu çalışmanın amacı, Süryani yazarların kaydettiği verilerden yararlanarak, bir yer adı olan Kardu’nun konumunu ve özelliklerini olabildiğince tespit etmektir. Orta Çağ Süryani yazarların Süryanice veya Arapça kaleme almış oldukları tarihi nitelikli eserler ana kaynak olarak kullanılmıştır. Bu bağlamda elde edilen veriler Kardu’da bulunan bazı yerleşim yerlerini tespit etmeyi, Kardu’nun yaklaşık konumunu belirlemeyi ve yine coğrafi ve etnik özellikleri hakkında fikir sahibi olmayı mümkün kılmaktadır. Buna göre Kardu, geniş dağlık bir alan olup burada Ermeniler, Kürtler ve Süryaniler yaşamaktadır. Konum olarak ise bölgenin, Irak’ın kuzey kesimindeki dağlık alandan başlayıp Doğu Anadolu’nun içlerine doğru uzandığı anlatılmaktadır.

Süryani kaynaklarında bir bölge veya yer olarak Kardu’ya dair veriler bulmak mümkündür. Kardu'nun geniş bir bölge olma özelliği, Kutsal Kitap’taki Pelek anlatımıyla bağlantılı olarak desteklenebilmektedir. Buna göre yeryüzü Pelek zamanında, Hz. Nuh’un soyundan gelenler arasında bölünmüştür.

Kutsal Kitap anlatımıyla bağlantılı; Süryani kroniklerinde de yer bulan diğer bir anlatım Kardu’nun konumu hakkında daha belirgin bilgiler sunar. Kutsal Kitap, Asur Kralı Sanherib’i öldüren oğullarının, onu öldürdükten sonra Ararat ülkesine kaçtıklarını ifade etmektedir.

Yine Süryani Mihail, burada geçen ‘ar’o d- kardvoye ile kasdedilen yerin Kardu Dağları olduğunu açık bir şekilde belirtmiştir. Bu olaydan bahs eden Bar ‘Ebroyoda Sanherib’in oğullarının Kardu dağlarına kaçtıklarını ifade etmektedir.

Süryani kaynaklarında geçen bilgiler, fiziksel özellikleri ve konumu dışında Kardu bölgesinin etnik yapısı hakkında da önemli ipuçları verir. Sanherib’in oğullarının, Kardu dağlarına kaçtıktan sonra Ermenilerle karıştığı bilgisine yer veriyor. Süryani kaynaklarındaki Kardu isimlendirmesinin geniş bir bölge için kullanıldığını, Kardu’nun dağlık bir yapıya sahip olduğunu, Irak’ın kuzeyinden başlayıp Türkiye sınırı içlerine kadar uzanan bir alana tekabül ettiğini ve yine Ermeniler, Kürtler ve Süryanilerin yan yana yaşadıkları bir coğrafya olduğunu göstermektedir. Yine Süryani kroniklerinde bazı yer adları ve manastır adlarının geçmesi bölgenin Kardu olduğunu kanıtlıyor. Diğer bir durum Zengiler döneminde Müslümanların Ceziretü İbn’Umer dedikleri yer olduğunu açık şekilde ifade etmiştir. Böylelikle Dicle nehri kıyısında bulunan ve nehir sularının çevrelemesi sebebiyle ada ismini alan şehrin, ismini aldığı Kardu bölgesiyle de özdeşleşmiş olduğu görülmektedir.

Kaynaklarda Kardu’yla bağlantılı olarak geçen yer ve manastır isimlerinin ise çoğunlukla günümüz Şırnak ilinin ve elbette Cudi dağının, tarihi Kardu bölgesi içinde yer aldığı görülmektedir. Bu bulgulardan hareketle Dicle kıyısında bulunan Cizre’yi içine alacak şekilde, özellikle dağlık kesimleri itibariyle günümüz Şırnak ilinin ve elbette Cudi dağının, tarihi Kardu bölgesi içinde yer aldığını rahatlıkla söylemek mümkündür.

Kaynak: Ahmet Yasin TOMAKİN (Dr. Öğr. Üyesi)

2. Uluslararası Nuh Tufanı Cudi Dağı Sempozyum Bildirileri

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazar Yazıları Haberleri