Önceki yazı dizimizde, Cizre isminin nereden geldiğini ve tarihî kaynaklara dayanarak günümüze kadar hangi isimlerle adlandırıldığını ele alarak Cizre’yi anlatmaya çalıştık.
İslam öncesi tarihî kaynaklara baktığımızda, Mezopotamya Bölgesi’nin Müslümanların fethinden hemen önce Farslar ve Bizanslı Rumların egemenliğinde olduğunu görüyoruz. Bölgenin batı tarafları Bizanslı Rumların, doğu tarafları ise Farsların egemenliğine boyun eğmişlerdi.
İslamî fetihler sürerken Bizanslılar (Roma), Re’su’l-Ayn’den, günümüz Suriye’sinden Fırat’a kadar uzanan bölge ile Tor Abdin’in (Midyat) güneyine kadar uzanan düz ve verimli bölgeyi elinde bulunduruyordu. Sınır, Nusaybin ile Dara arasında bulunan Serce Kalesi’nin yanından geçiyordu.
Irak’ın kuzeyi ve Mezopotamya’daki İslamî fetihlerden bahseden tarihçiler, Dicle ile Fırat nehirleri arasındaki diğer şehir ve bölgelerin isimlerinin yanında, sürekli olarak Bazebda ve Bakarda’nın isimlerine de şehir şehir, kale kale yer vermişlerdir. Tarihlerinden ve nasıl fethedildiklerinden ayrıntılı bir şekilde bahsetmişlerdir.
El-Yakubî, et-Taberî, İbnu Hayyat, İbnu’l-Esir, İbnu Şeddad ve diğer tarihçiler, Mezopotamya şehirlerinin tamamının fethinin İyad bin Ğanem ve komutanları eliyle gerçekleştiği konusunda hemfikirdirler.Bu tarihçilerin çoğu, Bazebda ve Bakarda’nın da içinde bulunduğu bu şehirleri kendi isimleriyle zikretmişlerdir. “Ceziretu İbnu Ömer (Cizre)” şehrinin de Bakarda (Kardu)’daki “Dicle” köyünün enkazı üzerinde bina edildiğini, sonradan Dicle Nehri’nin mecrasında meydana gelen değişikliklerle Bazebda yöresinde kaldığını söylemişlerdir. İbnu Sa’d, “Mezopotamya’nın İyad bin Ğanem bin Züheyr bin Ebi Şeddad eliyle fethedilmiş olduğunu” söylemiştir.Taberî, İbnu İshak’tan rivayet ettiğine göre, Ömer bin el-Hattab’ın Sa’d bin el-Vakkas’a yazdığı bir mektupta şöyle demiştir:
“Yüce Allah, Müslümanlara Şam ve Irak’ın fethini nasip etmiştir. Kendi yanından Irak’tan Mezopotamya’ya biraz asker gönder ve onlara Halit bin Urfete’yi veya Haşimlerden ya da İyad bin Ğanem’i komutan olarak görevlendir.”
İyad bin Ğanem, Sa’d bin Ebu Vakkas tarafından bir askerî güçle birlikte, yanına Ebu Musa el-Eşarî ve küçük yaşta olmasına rağmen oğlu Ömer bin Sa’d ile Osman bin Ebi’l-As bin Bişr es-Sekafî de verilerek gönderilmişti. Bu görevlendirmenin tarihi, miladî 640/hicrî 19 yılıydı.
Ünlü İslam tarihçisi İbnu’l-Esir, hicrî 17. yılın olaylarında şöyle diyor:“el-Cezire (Mezopotamya)’nın fethi 17. yılda İyad bin Ğanem döneminde olmuştur.”
El-Belazurî, Ebu Yusuf ve İbnu’l-Fekih’e göre, Bazebda ile Bakarda’nın da içinde bulunduğu Mezopotamya şehirlerinin tamamı, Halife Ömer döneminde İyad bin Ğanem komutasında fethedilmiştir. Ancak İbnu Haldun’un ileri sürdüğü görüş, bu bölgenin fethinin Halife Osman bin Affan döneminde olduğuna işaret ediyor.İbnu’l-Fekih el-Hemedanî, ez-Zührî’den rivayet ederek şöyle diyor:“Halife Ömer devrinde, Mezopotamya bölgesinde fethedilmeyen bir tek ayak yeri kadar toprak kalmadı. Hepsi İyad bin Ğanem tarafından fethedildi. Bu dönemde Harran, Rakka, Karkisa, Nusaybin, Sincar, Amed, Tor Abdin, Hunsu Mardin, Dara, Karda, Bazebda ve Arzen fethedildi.”
Geçmişe dayanarak diyebiliriz ki Bazebda ve Bakarda, Mezopotamya bölgesindeki diğer şehir ve yöreler gibi, Halife Ömer döneminde ve İslam askerleriyle birlikte Mezopotamya bölgesine doğru ilerleyen komutan İyad bin Ğanem tarafından fethedilmiştir.Böylece, daha miladî 641 ve hicrî 20. yılına girmeden, içinde Arap ve Arap olmayan, Hristiyan dinine mensup şehirlerle birlikte Mezopotamya bölgesinde bulunan bütün şehirler Müslümanların egemenliği altına girdi. Çünkü Müslümanlar, Müslümanlığını ilan etmeyen ve Kitap sahibi olanlara, kendi dinleri üzerinde kalmaları şartıyla müdahale etmezdi.
Kaynak:
Ortaçağ İslam Tarihi (M.S. 815–1515)
Dr. Muhammed Yusuf Ğandur – Çeviri: Dr. Fadıl Bedirhanoğlu
57 .et-Taberî, Tarihu'1-Ümemi ve'l-Müluk, c. 4, s. 53.
58 Jbnu Şeddad, el-A'laku'1-Hatire, c. 3, k. 1, S. 9.
•Ibnu'l-Esir, el-Kamil, c. 2, s. 372.
.Jonu Haldun, Tarih, c. 2, k. 5, s. 1016."' İbnu'1-Fekih el-Hemedanî, Muhteseru Kitabi'1-Buldan, s. 132.