"Daha dündü taze külleri, soğumamıştı Halepçe katliamının
Bir tek, bebeğine abanmış babanın makus ölümleri kaldı fotoğraflarda…
Tarih seni yenik saymıştı ve de suçlu! ...
Oysa sen suçsuzdun ve de çocuk ey Halepçe…
"İnsanlık Tarihinin en vahşet kokan çöplüğünde yerini alan Saddam Hüseyin diktatörlüğünün zulmüyle Halepçe'de Kürtlerin yaşadığı trajedi, takvim yaprakları 16 Mart 1988'i gösterdiğinde savaş uçaklarının ürkütücü sesiyle başlamıştı. Bombalar tarihin en büyük katliamlardan birini gerçekleştirme yolunda kentin kalbini parçalıyordu. Bir anda her taraf insan cesetleriyle dolmuş, kentin sokaklarında gezen zehirli gazlar, insanları birer birer yere sermeye başlamıştı.
Üzerinden on yıllar geçmesine rağmen yaraları kapanmadı Halepçe'nin. Zehir yüklü bulutlar bir kabus gibi dağılmadı gökyüzünden, Halepçe'nin yüksek dağlarından... Halepçe kırmızı bir duman bulutuydu.
*
Halepçe Katliamı… “kısa biyografi”
İran-Irak Savaşı’nın sekizinci yılında Enfal Operasyonu kapsamında gerçekleştirilen Halepçe Katliamı’nda da binlerce Kürt korkunç şekilde yaşamını yitirmiştir.
Halepçe, Güney Kürdistan’da Derbendihan Gölü’ne 15 km uzaklıkta bir yerleşim merkezidir. Nüfusu yaklaşık 70 bin kişidir. Hemen yukarısında, İran sınırına oldukça yakın Hurmal şehri vardır. Her iki yerleşin merkezi de Irak için stratejik öneme sahiptir. Bu merkezlerin Süleymaniye’ye bağlantıları Derbendihan Gölü’nün güneyinden geçen tek ana karayolu ile sağlanmaktadır...
Bu bölgeye 15 Mart günü İran askeri birlikleri ‘Zafer-7’ Harekatı adlı genel bir taarruzu başlattı. Celal Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlı Peşmergeler de İran Ordusu ile işbirliği yapıyordu. İran ordusu ve YNK Peşmergeleri Halepçe’yi geçerek geceleyin botlarla Derbendihan Gölü’nün güneyine çıkmışlar ve Süleymaniye karayolunu tutmuşlardı...Tüm iletişim hatları kesilmiş ve bölge ile Irak’ın ilişkisi kopmuştu. Burada, Irak’ın 4000 civarında askeri bulunduğu ve bu birliklerin içinde de 25’e yakın üst rütbeli kurmayının da olduğu söyleniyordu. İşte Irak, hem İran ordusunun girişi ve hem de bölgenin Kürt Peşmergelerinin denetimine geçtiğini görünce paniğe kapılmıştı.
*
Saddam Hüseyin İran Ordusu’nun ilerlemesini durdurmak için Irak Ordusu’nun Kuzey Cephesi Komutanı olan Korgeneral Alî Hasan al-Majîd al-Tikritî’ye (Kürtler tarafından ‘Kimyasal Ali’ lakabı takıldı)zehirli gaz bombalarını kullanmayı emretti.
Korgeneral Alî Hasan al-Majîd al-Tikritî de 16 Mart’ta Halepçe’yi tümden yok edecek düzeyde bir saldırı başlatmış, dağa taşa bomba yağdırmıştır... Ve ardından Irak hava kuvvetlerine bağlı 8 uçak (Mig - 23) Halepçe, Dûceyde, İnab, Hurmal ve Sirva kasabalarını kimyasal bir bombardımana tabi tutmuştur. Uçak ve helikopterlerin art arda bıraktığı hardal gazı, sinir gazı ve siyanit gazı bombaları çok geçmeden etkisini göstermiş ve binlerce masum insanın ölümüne yol açmıştır...
*
Dünyanın en önemli bültenlerinde ve tirajı en yüksek gazetelerinde bir şekilde yargılanan ve aşağıda gibi ifade edilen gerek haber gerekse yazı ve makalelerde katliamın ve Kürtlerin yaşadığı trajediyi de gözler önüne sermekteydi… “Ama hala Irak rejimine kimyasal silahı verenler ve bu katliama göz yumanlardan hesap sorulmadı! Her şeyden habersizdi Halepçeliler. Bir anda olup bitmişti her şey. Ne olup bittiğini anlayacak fırsatları bile olmamış,hatta korkamamışlardı bile. Her ne kadar Enfal Operasyonları’nı yaşamış olsalar da, bir saldırı bekleseler de toptan katledilmeyi beklemiyorlardı bir 16 Mart günü. Öğleye doğru geldi uçaklar, rüzgarın yönüne doğru bıraktılar gazları.Öyle ki öncesinde rüzgarın nereden estiğini bile ölçmüştü, Saddam’ın faşist askerleri... MİG 23’tü bombaları atan. Sovyet yapımıydı bu uçaklar. Gazları ise Avrupa’nın demokratik(!) ülkeleri vermişti. Herkes bir şekilde dahil olmuştu Kürtlerin parçalanmasına yıllar önce, şimdi katliamı için de ses çıkartacak değillerdi. Önce helikopterler geldi, sonra uçaklar... Bir bir atıldı bombalar...‘Başlangıçta çöp gibi kötü bir kokuydu. Sonra elma kokusu gibi güzel bir kokuya dönüştü. Ardından yumurta gibi koktu’ diye anlattı bir Halepçeli genç kız. Karardı Halepçe. Kara bir duman çöktü üstüne. Ve bu dumanı soluyan herkes bir bir öldü... İnsanlar, hayvanlar, ağaçlar... Sonra insanlık öldü Halepçe’de... Yarattıkları diktatörün vahşetinde Kürtlerin şahsında bir kez daha insanlığı öldürdüler dünyanın egemenleri. Ve insanlığın kanayan yarası oldu Halepçe... Her 16 Mart’ta sızlayan bir yara...
*
Dünya tarihine kara bir leke olarak geçen, 16 Mart 1988’de Saddam Hüseyin rejimi tarafından gerçekleştirilen Halepçe katliamının 38. yılına girdik. Çoğunluğu çocuk ve kadınların oluşturduğu katliamda resmi rakamlara göre 6 binden fazla kişi ölmüş, 10 binlere kişi de yaralanmıştır. Ama ölen ve yaralanan insanların sayısının bundan çok daha fazla olduğu da katliamı yaşayanlar tarafından ifade edilmektedir.
Her ne kadar bu katliamın sorumluları yıllar sonra da olsa yargılanıp cezalandırılsa da, Irak rejimine kimyasal gazları ve silahları satanlar, Kürt katliamına yönlendirenler, onun uygulamalarına sesini çıkartmayan uluslararası güçler suçsuz mu? Çünkü Halepçe katliamı Saddam Hüseyin rejiminin Irak’ta yaşayan Kürtlere yönelik bu ne ilk ne de son katliamı olmuştur. Halepçe katliamı yıllardır uygulanan Kürtleri yok etme stratejisinin bir sonucudur.
*
Resmi rakamlara göre 6330 insan öldü, binlerce insan yaralandı... Zehirli gazların etkisi yıllar geçmesine karşın etkisini sürdürmekte...
Ancak, Halepçe Katliamının yarattığı toplumsal travmanın izleri kolay kolay silinmeyecek...
Dünya kamuoyunda hala gereken yankısını bulamayan ve insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen Halepçe Katliamının ardından tam 38 yıl geçti yani bir çeyrek asır…
Dünya devletleri, bu olayı kınamakla yetindi.
Bilhassa bütün Müslüman devletler “o günkü hükümetimiz dahil olmakla beraber, hiçbir şekilde Kürt soykırımına yönelik bir açıklama bile yapmadılar, çünkü ölenler katliama maruz kalan Kürtler idi.....!
*
Ve Onlarda tarihteki bu pek makbul(!) yerlerini bu şekilde almış oldular..(!) ”
Bölgede hakim diğer güçler ve devletler ise reel politiğin” oporçinizmin ve ırkçı hükümetlerle yönetilen hükümetler kirli çıkarların vermiş olduğu sorumlulukla (!) derin bir sessizliğe büründü
Ay ve Yıl itibarı ile Halepçe Katliamı’nın 38. Yıldönümü…..
ve bugün bu katliamın tek tesellisi zalim Saddam’ın diğer zalimlerle beraber olması gereken yerde olduğudur…
Darısı diğer zalimlerin başına..!
'Zalimler için yaşasın Cehennem…”
"İnsanlık Tarihine Düşen Kara Leke: Halepçe Katliamı.”
"Daha dündü taze külleri, soğumamıştı Halepçe katliamınınBir tek, bebeğine abanmış babanın makus ölümleri kaldı fotoğraflarda…Tarih seni yenik saymıştı ve de suçlu! ...
İlk yorum yazan siz olun