ABD öncülüğündeki Koalisyon Güçleri’nin, planlanan takvim doğrultusunda Irak ve Irak Kürdistan Bölgesi’nden (IKBY) çekilme sürecini tamamlaması, Orta Doğu jeopolitiğinde taşları yeniden yerinden oynatan kritik bir milat niteliğindedir. Amerikan askeri varlığının ve hava savunma şemsiyesinin bölgeden ayrılmasıyla ortaya çıkan güvenlik vakumu; asimetrik tehditlerin tırmanması, bölgesel siyasi kırılganlıkların derinleşmesi ve Türkiye’nin güney sınır hattındaki güvenlik mimarisi ekseninde son derece hayati bir tabloyu önümüze koymaktadır.
Dron Saldırıları ve Savunma Zafiyeti
Çekilme kararıyla birlikte Erbil Hava Üssü ve çevresindeki hava savunma sistemlerinin pasife çekilmesi, IKBY bölgesini İran yanlısı milis grupların (Haşdi Şabi bünyesindeki unsurlar) insansız hava aracı (İHA/SİHA) ve roket hedeflerine açık hale getirmektedir.
Söz konusu milis yapıların elindeki kamikaze dron teknolojisi, asimetrik bir tehdit unsuru olarak öne çıkmaktadır. Geçmişte DEAŞ ile yürütülen kara savaşında operasyonel kabiliyet göstermiş olan Peşmerge güçleri, hava sahası kontrolü ve sofistike füze/dron savunma sistemlerinden yoksundur. Bu noktada ABD tarafından sağlanacak olası istihbarat desteği, riski bertaraf etmede tek başına yetersiz kalacaktır. Erken uyarı istihbaratı yalnızca personelin sığınaklara çekilmesine imkân tanır; ancak kritik kamu binalarının, enerji altyapısının ve sivil yerleşimlerin fiziki yıkımına engel olamaz.
Siyasi Bölünme ve KDP-YNK Gerilimi
Olası hava saldırılarının ve altyapı yıkımlarının tırmanması, IKBY’nin kendi içindeki hassas dengeleri de doğrudan tehdit etmektedir. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) arasında öteden beri varlığını koruyan siyasi ve idari rekabet, dış unsurların manipülasyonuna son derece açıktır.
Bölgeye yönelik hava tazyikinin artması, Erbil ile Süleymaniye arasındaki makası açabilir. Güvenlik zafiyetine dair karşılıklı suçlamalar ve vekalet savaşlarının bölge içine sirayet etmesi, birleşik bir Peşmerge komuta zincirinin kurulmasını zorlaştıracağı gibi; bölgesel bir istikrarsızlık sarmalını ve iç gerilim riskini tetikleyebilir.
Türkiye Açısından Stratejik Ayrılmazlık
Irak Kürdistan Bölgesi; sosyolojik ve tarihi bağları, komşuluk hukuku, ekonomik entegrasyonu ve bölgesel dengeleriyle Türkiye’nin güvenlik ve istikrar vizyonundan ayrı düşünülemeyecek bir stratejik derinliğe sahiptir. Bölgede meydana gelecek her türlü çalkantı, kelebek etkisiyle doğrudan ülkemize yansıma potansiyeline sahiptir.
Oluşacak bir otorite boşluğu, sınır güvenliği risklerini artıracağı gibi Habur Sınır Kapısı ve enerji nakil hatları üzerinden yürütülen ticari akışı da kesintiye uğratabilir. Bu bakımdan IKBY’nin huzur ve istikrarı, Türkiye’nin bölgesel barış vizyonu ve sınır güvenliği ile doğrudan ilişkilidir.
Türkiye’nin Koruma ve Destek Kalkanı: Ankara’nın Gelecek Vizyonu
ABD’nin çekilmesiyle oluşan bu stratejik boşluk karşısında seyirci kalması düşünülemeyecek tek aktör Türkiye’dir. Bölgenin kaosa sürüklenmesini engellemek ve Erbil’in yalnız kalmayacağını somut adımlarla göstermek adına Ankara, bütüncül bir güvenlik ve destek şemsiyesini kararlılıkla sahaya yansıtmalıdır:
- Hava Savunma ve Anti-Dron Kalkanı: IKBY’nin en büyük zafiyeti olan asimetrik hava saldırılarına karşı Türkiye; yerli ve milli anti-dron sistemlerini, elektronik harp (C-UAS) imkânlarını ve alçak irtifa hava savunma unsurlarını koordineli bir koruma konseptiyle bölgenin kullanımına sunmalıdır. Sınır hattındaki Türk radar ağları Erbil ile entegre edilerek anlık tehdit algılama kapasitesi maksimuma çıkarılmalıdır.
- Kapsamlı Askeri Eğitim ve Savunma İş Birliği: Peşmerge güçlerinin modern hava tehditlerine, kamikaze dronlara ve gayri nizami harp metotlarına karşı direnç kazanması amacıyla TSK bünyesindeki uzman kadrolarla verilen askeri eğitim programları genişletilmeli, donanımsal altyapı desteği artırılmalıdır.
- Ekonomik ve Enerji Güvenliği Teminatı: Bölgenin can damarı olan petrol ve doğal gaz sahaları ile ticaret koridorlarının güvenliği, Türkiye’nin lojistik ve teknik desteğiyle teminat altına alınmalıdır. IKBY ekonomisinin çökmesini hedefleyen saldırılara karşı ortak ekonomik koruma mekanizmaları işletilmelidir.
- Kesin Diplomatik Kırmızı Çizgiler: Bağdat merkezi hükümeti ve bölgesel aktörler nezdinde yürütülecek diplomaside; Erbil’in, sivil altyapının ve IKBY’nin kurumsal varlığının hedef alınması doğrudan Türkiye’nin milli güvenliğine yapılmış bir tehdit olarak tanımlanmalı, bağlayıcı diplomatik yaptırımlar kararlılıkla masaya konulmalıdır.
Sonuç Olarak;
ABD’nin Irak’tan çekilmesi bir belirsizlik yaratmış olsa da, bu durum Türkiye için bölgesel liderliğini ve koruyucu rolünü pekiştirme fırsatıdır. Irak Kürdistan Bölgesi’nin güvenlik vakumuyla baş başa kalmasına izin verilemez. Türkiye’nin kararlılıkla uzatacağı askeri, teknik ve diplomatik koruma eli; Erbil-Süleymaniye hattında iç barışın garantörü olacak, bölgeyi vekalet savaşlarının hedefi olmaktan çıkaracak ve Türkiye’nin güneyinde sarsılmaz bir bölgesel güvenlik şemsiyesi tesis edecektir.