Rivayete göre padişah; Eğitim mi, yoksa Karakter mi daha önemlidir hususunu müzakere etmek için uhdesindeki vezirleri makam-ı aliye davet eder. Baş vezir oldukça donanımlı ve bilgili olduğundan padişahın niyetini kavrar ve ona göre de planlama yapar. Eğitimi esas alan padişah ise vezirlerinden habersiz derhal bir kedinin misafirlere çay servisini yapacak derecede eğitilmesini emreder. Akabinde de vezirleri huzura kabul ederek, onlara çay ikram edilmesini buyurur. Elinde tepsi ile ‘kedinin’ misafirlere çay servis ettiğini gören baş vezir, hemen cebindeki kesenin ağzını açarak içindeki fareyi dışarı salar. Fareyi fark eden kedi, elindeki tepsiyi hazirunun suratına fırlatarak farenin peşine düşer. Dolayısıyla baş vezir padişaha; Eğitim hayati öneme haiz olabilir, lâkin karakter olmadan pek bir anlam ifade etmez diye tarihi bir ders vermiştir. Bulunduğumuz çağda karşımıza çıkan en büyük problem cehalet değildir. Asıl sorun, ne yaptığını bilen ama yaptığı yanlıştan rahatsız olmayan insan tipidir. Keza diploması vardır ama duruşu yoktur. Konuşur, ama sözünün ağırlığı yoktur. Yetkilidir, ama SORUMLULUK almaz. Zikredilen bu tablo, karakterden kopmuş bir eğitim anlayışının doğal sonucudur. Haliyle karakter, insanın denetlenmediği yerde kim olduğunu gösterir. Menfaat karşısında eğilip bükülmemek, güç elde ettiğinde de değişmemektir karakter. Eğitim ise ancak bu duruşu beslediğinde anlamlıdır. Toplumu analiz ettiğimizde okumuş ama faydasız, bilgili ama adaletsiz, donanımlı ama sorumsuz bir realiteyle karşı karşıyayız. Sertifika var, liyakat yok! Diploma var, duruş yok! Konuşma var, itibar yok! Tabiatıyla güven azaldı, adalet zayıfladı, sorumluluk duygusu aşındı. Eğitim tek başına insanı iyi yapmaz. Bilgi verir, beceri kazandırır ama ahlak inşa etmezse eksik kalır. Karakterle desteklenmeyen eğitim, insanı sadece daha “yetkin” kılar. Daha Adil, daha Dürüst ya da daha Vicdanlı yapmaz! Nihayetinde karakter sessiz bir öğretmendir. Sınıfı yoktur ama hayatın her alanında ders verir. Not sistemi yoktur ama insanın gerçek değerini belirler. Makamda da, sokakta da aynı kalan, güce göre şekil almayan, menfaate göre eğilip bükülmeyen bir duruştur KARAKTER. Çocuklara “başarılı ol” diyoruz ama “dürüst ol” demeyi ihmal ediyoruz. “Kazanmaya bak” diyoruz ama “hak yememeye bak” demiyoruz. Sonra da neden güven bitti, neden adalet zayıf, neden toplum anlamsızlaştı diye şaşırıyoruz. Oysa sağlıklı toplumlar önce karakteri inşa eder, eğitimi onun üzerine şekillendirir. Bir toplumun gerçek sermayesi ne varlıkları, nede diplomalarıdır. Karakterli, sorumluluk sahibi, vicdanlı insanlarıdır. Doğal olarak eğitim şarttır ama yeterli değildir. Karakter esastır ama eğitim ile tamamlanmalıdır. Özellikle karakterin olmadığı yerde eğitim tek başına toplumu ileri taşımaz. Bu yüzden mesele bir tercih değil, bir sıralamadır. Önce karakter, sonra eğitim. Aksi halde çok şey bilen lâkin hiçbir şeye güven vermeyen bir toplum olmaya devam ederiz.
EĞİTİM Mİ DAHA ÖNEMLİ, YOKSA KARAKTER Mİ?
Rivayete göre padişah; Eğitim mi, yoksa Karakter mi daha önemlidir hususunu müzakere etmek için uhdesindeki vezirleri makam-ı aliye davet eder.
Yorum Yap
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.