Daha dün intiharlarla ilgili yazımı tamamlamak üzere iken Cizre’nin kavurucu sıcağından bıkmış Uludere’nin o temiz ve serin havasını solumak istediğim güzel İlçe’nin bahçelerinde gezinirken; 28 yaşlarında henüz yeni evli bir gencin evde kendisini iple astığı haberini duyduk.Bizler daha iyi bir yaşam ararken birileri o saatlerde yaşamına son vermeye çalışıyordu meğer.
Annesi tavana asılı bir şekilde oğlunu görüp alttan ipin boynunu daha fazla sıkmaması için kaldırmaya çalışmış ve bir nebze olsun yaşaması için o koca yüreği ile ağırlığı kaldırabildiği kadar kaldırmış ancak yeteri kadar nefessiz kalan oğlu İlçenin yoğun bakımında entübeye alınmış yaşam mücadelesi vermektedir.
Bizim gibi akrabalık ilişkilerinin olduğu bölgelerde bir kişinin intiharı tüm toplumun intiharı gibidir.Yediden yetmişe bütün kesimlerin etkilendiği toplu ölüm merasimlerinden farkımız yoktur.İnsan olmak bunu gerektirir.
Her dönem gündemden düşmeyen,toplum olarak şok halini yaşadığımız ve kimi zaman aileden,çevreden,karşı mahalleden herhangi birisinin canına kastetme girişimleri içimizde onarılmaz bir yara açar ve travmaya dönüşür.
Ne,nerede,nasıl,neden,ne için ve kim soruları ile meşgul oluruz şaşırıp dururuz.Nedenlerle uğraşmaktan çok sonuçlarla (işin magazinsel boyutu ) ile ilgileniriz.Halbuki çevremizi iyice analiz ettiğimizde,yaşanan durumu öncesinden çeşitli hal hareketler,davranışlar ile intihar eden kişi bunun sinyallerini zaten vermektedir ancak anlaşılması zordur.
Sosyal medyada da ki herhangi bir paylaşımı veya olur olmaz bilinç altında kurguladığı ona ağır ama bize basit gelen herhangi bir cümle bile bir intihar fişeği “ malumun ilanıdır .”
Kişi intiharı bir kaçış ve bir kurtuluş olarak görür. Bu gibi durumları yaşayacak olan insan yaşadığı toplumda daha öncesinde birçok davranışı, birçok konuşması ile bunu belli eder “kendime zarar vermekten korkuyorum” “yaşamak anlamsız geliyor” “intihar dışında başka çare kalmadı” gibi.Aslında bir uyarı niteliği taşıyan ve bizlerinde bunu önemsememizden kaynaklı olarak kişiler bizden istediği karşılığı ve desteği alamadığını düşünür çareyi ve kurtuluşu bunda arar.
Bölgemizde intihar edecek kişi intiharın halk nezdinde bir suç unsuru oluşturduğunu, yaptığının öldükten sonra da aile fertleri arasında olumsuz durumlar oluşturduğunu,veya toplum nezdinde,onur,şeref ve haysiyet gibi kavramlar arasına sıkıştırılacak olan birinci derecede akrabalarının yaşayacağı durumları da göz önüne alarak aslında zor bir süreçten geçtiğinin farkındadır.Onun için zor bir karardır.
“ Bölgenin muhafazakar kimliği göz önüne alındığında insanlar intiharı din çerçevesinde değerlendirip suç sayar. İntihar, İslam’ın haram kıldığı büyük günahlardan birisidir. ” Bir şeyle canına kıyana, cehennemde onunla azap edilir.” hadisinden yola çıkarak eğer iple boğazını sıkarak intihar ederse kıyamet gününe kadar her gün aynı saatte diğer alemde intihar edip aynı azap ile cezalandırılacağını veya bıçak ile kendini öldürmüşse cehennemde de bıçaklanarak azap göreceği hükmünün farkında olarak bu gibi olumsuz durumlardan kaçınır ve yaşama daha sımsıkı bağlanır ve bu durumdan bir an kurtulmak için farklı arayış içine girerler. “
Kişiyi intihara iten sebepler çok fazladır ; örneğin kişinin içinde bulunduğu ruhsal sorunlarını kimi zaman görmezden gelen,çözüm yerine onları bu durumlara itecek kadar pervasızlaşan yakın akraba ve birinci dereceden akranlarının da istemeden de olsa sorumluluğu vardır.Toplumumuzda bu gibi durumlarda ruhsal boşluk yaşayan insanlara bakış açımız pek olumlu olmaz ve hatta toplum tarafından dışlanılır,alaya alınır.Bu gibi durumlarda sadece intihar edeni değil onu görmezden gelerek asıl suçu işleyen kendimizi de suçlamalı ve öz eleştirimizi verebilmeliyiz. Kişi yalnız kaldığını, artık aile ve arkadaş ortamında bir kıymeti harbiyesinin olmadığını karşılıksız bırakılarak fark eder ve hayatının anlamsız, kendisini de çaresiz hissedip aslında yapacağı eylemin doğruluğunu kabul eder ve bu intiharı gerçekleştirir. Bu insanlarla intihar etmeden önce konuşulmuş olsa birçoğu kararından vazgeçirilebilir. İçine düştüğü duygusal yoğunluktan kurtarılabilir.
Duygusal yoğunluk arttıkça, akıl geri planda kalır ve zayıflar.
Evet bizler hemen her gün bu suçu işlemekteyiz ve yakın çevremizin duygularını ve yaşadığı umutsuz hayatının bize yansımalarını görmezden gelerek onu intihara belki de istemeden teşvik ediyoruz.Özellikle son dönemlerde İlçemiz’de yaşanan intihar vakalarına baktığımızda kişilerin ruhsal durumlarını pek analiz edemediğimiz gerçeği çıkıyor. Sonuç olarak bu gibi durumlarda bizler hepimiz aslında o insan için bir yardım çığlığı olan bu istemleri göz ardı etmememiz gerektiği konusunda daha dikkatli davranmalı ve kişinin ruh halini yakın takibe alabilmeliyiz.
Bunlar en yakın arkadaşlarımız,eşimiz,dostumuzveya çevremiz de yaşayan tanıdıklarımız da olabilir ve onun için bu durumları çok iyi analiz edebilmeli ve gerekli müdahaleyi geç olmadan yapabilmeliyiz.Toplum yaşanan bu beklenmedik ölümler karşısında Kimi zaman intihar eden kişinin geçmişine bakarak olayları anında analiz etme gibi bir yanlışın içine girer ve şahsın geçmiş profili üzerinden yalan yanlış değerlendirmeler yapılır. Bu değerlendirmede kişinin ailesi ve çevresinde olumsuz durum ve tepkiler doğurur.Bu gibi söylemlerden kaçınmamız gerekir.İntiharın bir kurtuluş yolu olmadığını yakın çevremize her alanda anlatmalı ve bu gibi durumları yaşayan insanların duygularını ve hareketlerini iyi okumalı ve bu yoğunlaşmış umutsuzluk pozisyonundan çıkarabilmeliyiz.