Bir Bardak Görsel Üretmeye Ne Dersiniz?

Dijital hayatımızın her yönüne sirayet eden yapay zekâ artık yalnızca bir teknoloji olmakla kalmayıp ciddi doğal kaynak tüketen bir altyapı olma yolunda hızla ilerliyor.

Dijital hayatımızın her yönüne sirayet eden yapay zekâ artık yalnızca bir teknoloji olmakla kalmayıp ciddi doğal kaynak tüketen bir altyapı olma yolunda hızla ilerliyor. Yapay zekânın sanıldığından çok daha fazla doğal kaynak tükettiğini ve bunun en kritik unsurlarından birinin tatlı su olduğunu belirtmek gerekir. Bu bilgi, meselenin yalnızca enerji boyutuyla sınırlı olmadığını; doğrudan suyun geleceği hakkında da kapsamlı biçimde düşünmemiz gerektiğini gösteriyor. Biz bunları tartışırken dünya genelinde yüksek kapasiteli veri merkezleri hızla artıyor. Üstelik bu merkezlerin önemli bir bölümü su stresi yaşayan bölgelere yerleştiriliyor: ABD’nin güneybatısı, İspanya, İrlanda, Şili ve Orta Doğu…
*
Bu durumda, ChatGPT’nin günde yaklaşık bir milyar sorgu aldığını düşündüğümüzde tablo daha netleşiyor. Veri merkezlerinde çalışan ve ısınan çipler, binlerce Grafik İşlem Biriminden (GPU) oluşuyor. Tek bir GPU’nun 700 watt’a kadar enerji tüketebildiği düşünüldüğünde, on binlercesinin aynı anda çalıştığı bir tesiste ortaya çıkan ısıyı tahmin etmek zor değil. Basit fan sistemleri yeterli olmuyor; işte burada su devreye giriyor. Çiplerin arasından dolaştırılan su ısıyı emiyor. Her gün yüz binlerce damacana eşdeğeri tatlı su yalnızca sistemlerin aşırı ısınmasını önlemek için kullanılıyor. Bu suyun önemli bir kısmı buharlaşıyor. Dolayısıyla mesele yalnızca tüketim değil, aynı zamanda geri kazanımı sınırlı bir kayıp süreci. Uluslararası Enerji Ajansı ve sektör analizleri, yapay zekâ ve veri merkezlerine bağlı su talebinin önümüzdeki yıllarda sert biçimde artacağını öngörüyor.
*
Veriler, 2025–2027 yılları arasında yıllık 300 ile 800 milyar litre tatlı su tüketimine işaret ediyor. Morgan Stanley’in 2024 tarihli analizine göre ise yapay zekâ odaklı veri merkezlerinin su tüketimi 2028’e kadar yaklaşık 11 kat artarak 1 trilyon litreye ulaşabilir. Bazı araştırmalar 2027’ye kadar 6,6 milyar metreküplük küresel kullanım ihtimaline dikkat çekiyor.
*
Bu artık teknik bir ayrıntı değil; ülkelerin ve şirketlerin kaynak yönetimi konusunda stratejik düzeyde düşünmesi gerektiği anlamına geliyor. Nitekim son dönemde pek çok teknoloji devi yapay zekâyı temel ürünlerine entegre ediyor: arama motorları, alışveriş platformları, rezervasyon sistemleri… Basit görünen bir dijital işlem artık daha fazla işlem gücü demek. Daha fazla işlem gücü daha fazla enerji, daha fazla enerji daha fazla ısı, daha fazla ısı ise daha fazla soğutma ihtiyacı anlamına geliyor. Yani her bir arama, bir yerlerde görünmeyen bir musluğun açılması demek. Küresel iklim krizi zaten kuraklık döngülerini sertleştirmişken, yapay zekâ altyapısının hızla artan su talebi yeni ve büyük bir baskı unsuru oluşturuyor.
*
Bu tabloyu teknoloji karşıtlığı olarak okumuyorum. Ancak veri merkezi yatırımları su bütçeleri dikkate alınmadan planlanırsa, bugün konfor olarak gördüğümüz dijital hizmetler yarının su krizine zemin hazırlayabilir. Belki de asıl soru şu: Bir arama sonucu, bir görsel üretimi ya da bir algoritmik kolaylık için ne kadar tatlı suyu görünmez saymalıyız?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri