Cudi Dağı'ndaki 2700 Yıllık Asur Rölyefleri Korunmayı Bekliyor

TRT GAP Radyosu'nda Aslıhan Hocaoğlu'nun programına katılan Turgay Birlik, Cudi Dağı'ndaki 2700 yıllık Asur kabartmalarının korumasız olduğunu belirtti. Küresel mirasın yok olmaması için bölgenin acilen sit alanı ilan edilmesi istendi.

TRT GAP Diyarbakır Radyosu’nda yayınlanan "Duydunuz mu Gördünüz mü" programında, Cudi Dağı’nda yer alan 2700 yıllık Asur kaya kabartmaları masaya yatırıldı. Sunuculuğunu Aslıhan Hocaoğlu'nun üstlendiği programa konuk olan Araştırmacı Yazar Turgay Birlik, bölgedeki tarihi mirasın önemi ve karşı karşıya olduğu tehlikeler hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

​Yüzyıllık Keşif Süreci ve Gizemli Rölyefler

​Programda paylaşılan bilgilere göre, Cudi Dağı'ndaki Asur Kralı Sanherib’e ait kaya kabartmaları sanılanın aksine 4 değil, peyderpey yapılan keşiflerle toplamda 8 adet olarak tescillenmiş durumda. Bölgedeki ilk bilimsel çalışmaların geçmişi ise oldukça eskiye dayanıyor:

İlk Keşif ve Belgeler: Kabartmaları 1847 yılında ilk kez keşfedip kayıt altına alan kişi İngiliz arkeolog ve diplomat Austen Henry Layard oldu. 1903 yılında ise yakın doğu uzmanı Leonard William King, rölyeflerin varlığını dünyaya ve bilim literatürüne ilk kez detaylıca tanıttı.

Dünya Basınındaki Yeri: 17 Kasım 1912 tarihinde ünlü New York Times gazetesi, bu eserlerin tarihi ehemmiyetine dikkat çekerek "Sanherib Vesikası" başlığıyla geniş bir makale yayınladı.

Cumhuriyet Dönemi Çalışmaları: Türkiye Cumhuriyeti dönemindeki en ciddi resmi adım ise 1986 yılında atıldı. Ankara Üniversitesi ve Kültür Bakanlığı adına Doç. Dr. Hayat Erkanal başkanlığındaki heyet, "1. Cudi Dağı Araştırma Gezisi" kapsamında sarp kayalıklardaki bu eserlerin ilk kez yerinde çizimlerini yaparak fotoğraflarla belgeledi.

​İki Ayrı Bölgede Ortak Miras

​Turgay Birlik, Cudi Dağı'ndaki Asur kaya kabartmalarının coğrafi dağılım olarak iki ayrı grupta incelendiğini belirtti. İlk grup Şah Çağlayan Hisar köyü çevresinde yer alan 6 tamamlanmış ve 1 yarım bırakılmış rölyeften oluşurken; ikinci grup ise Kasrik (Hasanat) köyünde biri tamamlanmış diğeri yarım kalmış kabartmaları barındırıyor. Ayrıca uzmanlar, bu alanda çivi yazıları ve süslemelerin yanı sıra "Kayser-i Rum" (Sezar) dönemine ait olabileceği değerlendirilen bir başka rölyefin varlığına dair de izler bulunduğunu aktarıyor.

​"Bölge Tamamen Korumasız"

​Yüzyıllardır doğa şartlarına direnen bu eşsiz mirasın günümüzde ciddi bir tahribat ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı. Bölgede uzun yıllar süren çatışma ortamı ve terör olayları nedeniyle alanın insansızlaştığını ve tamamen bakir kaldığını ifade eden Birlik, eserlerin şu an tamamen korumasız bir vaziyette kaderine terk edildiğini söyledi. Kaya yüzeylerindeki çivi yazılarının ve tarihi tasvirlerin doğa olayları sebebiyle silinmeye yüz tuttuğunu ve okunma durumunun yok denecek kadar azaldığını ekledi.

​Sit Alanı İlan Edilmesi İçin Çağrı

​Bu eserlerin sadece Şırnak’ın değil; Türkiye’nin, Mezopotamya’nın ve tüm insanlık tarihinin ortak mirası olduğunu hatırlatan Turgay Birlik, yetkililere acil çağrıda bulundu. Cudi Dağı’ndaki bu bölgenin vakit kaybedilmeden sit alanı ilan edilmesi ve koruma altına alınarak açık hava müzesi vasfıyla turizme kazandırılması gerektiğinin altını çizdi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Tarihimiz, Kültürümüz ve Değerlerimiz Haberleri