Dr. Ecenur Yağcı'dan 25 Kasım Mesajı: "Şiddetle Mücadele Kadının Güçlenmesiyle Mümkün"

Cizre Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ecenur Yağcı: “Kadına yönelik şiddetle mücadele için sağlık alanı dahil olmak üzere tüm alanlarda “Kadının Güçlenmesinin önünü” açmalıyız” dedi.

Cizre İlçe Sağlık Müdürlüğü Çocuk, Ergen, Kadın ve Üreme Sağlığı Birim sorumlusu Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ecenur Yağcı, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla önemli yaptığı açıklamada, kadına yönelik şiddetle mücadelede temel çözüm yolunun "Kadının Güçlenmesi" olduğunun altını çizdi.

Dr. Ecenur Yağcı, "Kadına yönelik şiddetle nasıl mücadele edeceğiz?" sorusuna yanıt ararken, mücadelenin sadece sağlık alanı ile sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. Yağcı, "Sağlık alanı dahil olmak üzere tüm alanlarda “Kadının Güçlenmesinin” önünü açmalıyız" diyerek kapsamlı bir yaklaşımın gerekliliğine dikkat çekti.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Gününe dikkat çekmek için önemli konulara değinen Yağcı, kadının “bilgi” ile güçlenmesi için gerekli olan sağlık eğitimi uygulamalarından biri olan Gebe Okulu’ndan bahsetti. Bununla birlikte kadına yönelik şiddetle mücadelede şiddet mağduru kadınların hukuki başvuru yollarını bilmelerinin önemini hatırlattı.

Kadına yönelik şiddet ile nasıl mücadele edeceğiz?

Türkiye’de 2025 yılında, 25 Kasım 2025 itibariyle, 408 kadın uğradığı şiddet nedeniyle hayatlarını kaybetmişlerdir. Bu demek oluyor ki 326 günde 408 kadın cinayeti yaşanmıştır. Kadına yönelik şiddetin temelinde ‘kadınlara karşı her alanda yapılan ayrımcılıklar’ yatmaktadır.

Anayasamıza göre; mevcut yasalarımızdan da üstün olan, Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası belgelerimizde kadın ve erkek eşitliğinin sağlanması için “kadın–erkek eşitliğini ülkede sağlık dahil her alandaki kararların, politikaların ve uygulamaların içine yerleştirmek” gerektiği açıklanmaktadır. Bu noktada bir örnek vererek ifade etmek isterim: sağlık alanına değinelim, çiftlerin sağlık ihtiyacı olan aile planlaması yöntem ihtiyaçlarının sağlanması, her iki cinsiyet için insan hakkıdır. Bu konuda danışmanlık verilmesi, gereksinime göre aile planlaması hizmet sunumunun sağlanabilmesi için yöntem temini ve uygulamaların eksiksiz sağlanabilmesi, üreme sağlığı yükü kadınlarda erkeklere göre 3 kat fazla olduğu için “kadını önceleyen bir şekilde” bu hizmet sunumunun sağlanabilmesi gerekmektedir. Kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için özellikle sağlık, ekonomi ve eğitim ile ilgili alanlarda kadını önceleyen, daha doğru ifade ile “kadına fırsat veren” yaklaşımlar benimsenmelidir. Bunun uluslararası literatürde karşılığı “geçici özel önlemlerdir”.

Cizre’mizde kadınların bilgi ile güçlenmesine yönelik sağlık alanında İlçe Sağlık Müdürlüğü olarak yaptığımız bir uygulamadan bahsetmeden önce; Türkiye’mizin, güzel ülkemizin gelişmiş ülkelerle kadın-erkek eşitliği açısından karşılaştırılmasına bakalım. Ülkemiz kadın-erkek eşitliğini ölçen bir ölçüte göre 148 ülke içinde 135. Sıradadır. Bu ölçütün hesaplanmasında ekonomi, eğitim ve sağlık alanlarında kadının temsiliyetindeki göstergeler kullanılmaktadır. Ülkemizin son sıralarda olması bizi umutsuzluğa sürüklememelidir. Gelişmiş ülkelerin kadın-erkek eşitliği için neler yaptığına bakmalı ve onları örnek almalıyız: Japonya’da hem erkek hem de kadın tuvaletlerinin içinde bebeğin yerleştirilebileceği pusetler bulunur. Çünkü bebekle ilgilenmek her iki cinsiyetin de sorumluluğundadır. Benzer şekilde İsveç’te bebek bakım odalarının kapılarındaki amblem hem erkek hem de kadın figürlerini, her iki cinsiyeti, içermektedir. Gördüğünüz gibi her alanda kadın-erkek eşitliği dikkate alınmalıdır. Dünyada sağlık eğitimi konusunda yol gösterici teknik rehberler hazırlayan bilim örgütüne göre (UNESCO) ülkelerin örgün eğitim müfredatlarında 5-8 yaş arası dönemde okul çocuklarına kadın-erkek eşitliğini aşılayan yaklaşımlar sergilenmelidir. Bu yaklaşımlar, temel olarak hem kadını hem aileyi hem de toplum sağlığını koruyacaktır.

Bunun yanı sıra toplumda kullanılan dil, ayrımcılığı körükleyebilmektedir. Dil alanına “eşitliği” yerleştirmek için çalışmalar yapılmalıdır. Kadını itham eden, kadını kötüleyerek kullanılan olumsuz sıfatlar ya da kadın bedeni üzerinden sarf edilen kötü ifadeler, maalesef toplumda kadına yönelik şiddet olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kadına yönelik her türlü şiddet insan hakkı ihlalidir. Hiçbir şiddet türünün, hiçbir şekilde, hiçbir zaman “geçerli” bir sebebi olamaz. Şiddetin türlerine göre ülkemizdeki kadına yönelik şiddeti incelediğimizde; Türkiye’de 2024 TÜİK verileri kadınların fiziksel (%12,8), psikolojik (%28,2), ekonomik (%18,3), cinsel (%5,4) ve dijital (%8,3) şiddete maruz kaldığını ortaya koymaktadır. Bu rakamlara ‘şiddetin görünen yüzü’ demek yanlış olmaz. Şiddet, kadınların en yakınından, çoğunlukla eş/partner/eski eşinden gelmektedir. Bu nedenle şiddet araştırmalarında şiddete uğradığını dile getirmek istemeyen, eşinden şiddet gördüğünü belirtmekten çekinen kadınların da olduğu tahmin edilmektedir. Özellikle cinsel şiddet, kapalı toplumlarda ensest, buz dağının görünmeyen kısmıdır.

Buzdağının görünmeyen kısmına da etki ederek kadına yönelik şiddetle en etkili mücadele yöntemimiz kadının güçlenmesidir. Kadının güçlenmesi için gerekli olan tek şey ise; önündeki engellerin kaldırılması, kadınlara her alanda fırsat eşitliği sunulmasıdır.

Kadının güçlenmesi ne anlama gelmektedir?

Kadının güçlenmesi demek; kadının öncelikle ekonomik bağımsızlığını sağlamasıdır. Kadının eğitim düzeyinin yükselmesi, kendi ekonomik kazancını sağlayabilmesi, kendi sağlığı ile ilgili kararları kendi alabilmesi, sağlık kuruluşlarına kendi başvurabilmesi, aile içinde karar alımına katılabilmesi olarak ifade edebiliriz. Kadının önündeki engeller kaldırıldığında, diğer bir ifade ile fırsat eşitliği sağlandığında kadın zaten güçlenecektir, yeter ki o engelleri kaldırmak için hep beraber çalışalım.

Bu konuda Cizre İlçe Sağlık Müdürlüğümüz bünyesinde yeni hizmete açılan Gebe Okulumuzu, olumlu bir uygulama örneği olarak Cizre halkımıza anlatmak isterim.

Gebe Okulu gebe adayı, gebe veya gebe yakınlarını nasıl güçlendirir?

Kadın “bilgi” ile güçlenir. Biz de İlçe Sağlık Müdürlüğümüzde Gebe Okulumuzu açarak gebe adayı, gebe veya gebe yakınlarını sağlık bilgisi ile güçlendirme hedefindeyiz. Gebe okulu olarak gebelerimizin ihtiyaç duyduğu sağlık bilgisini interaktif yöntemlerle sağlamaktayız.

Gebelik dönemi, doğum süreci, lohusa sağlığı ve yenidoğan bakımı ile ilgili yapılandırılmış eğitim sunumları gerçekleştirmekteyiz. Alanında deneyimli, nitelikli ebelerimiz tarafından gerçekleştirilen eğitimler egzersiz uygulamalarının da yapılabileceği bir sınıf ortamında gerçekleştirilmektedir. Gebelerin bir araya gelmesi, akran eğitimine de zemin oluşturmaktadır. Ayrıca gebelerin ebelerimizle görüşmeler yapması, soru cevap tekniği ile merak ettiklerini sorabilmeleri mümkün olmaktadır.

Bahsettiğim gibi, kadına yönelik şiddetle mücadelede kadının güçlenmesi konusunda yapılması gerekenler, sağlık alanında çalışan bizler dahil, tüm çalışma alanlarını kapsamalıdır.

Şiddet mağduru kadınlar nerelere başvurmalıdır?

Buraya kadar anlattıklarımdan çıkarabileceğimiz sonuç; kadına yönelik şiddetle mücadelede ülkemizde her alanda alınan kararlar, oluşturulan politikalar, gerçekleştirilen uygulamalar aktif olarak rol almalıdır. Kadınların şiddete maruz kalmaması için en önemli mücadele yöntemi “kadının güçlenmesi”; ekonomik bağımsızlığı ve kadının eğitim düzeyinin yükselmesidir. Şiddete maruz kalan kadınların hukuki başvuru yollarını bilmesi başta kendilerini olmak üzere, varsa çocuklarını veya çevresinde şiddete maruz kalan/tanık olan yakınlarını da korumaları için önemlidir.

Şiddet mağduru kadınların başvuru yapabilecekleri kurumlar ve hatlar:

1) ALO 183 Sosyal Destek Hattı: 7/24 ücretsiz hizmet verir. Şiddete uğrayan ya da tanık olan herkes bu hattı arayabilir.

2) Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM): İl/ilçe düzeyinde bulunan, şiddet mağduru kadınlara hukuki, psikososyal ve barınma yönünden destek veren birimlerdir.

3) Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü / Sosyal Hizmet Merkezleri: Şiddet mağduru kadınların sosyal danışmanlık alabileceği, barınma, maddi yardım gibi hizmetlere yönlendirilebileceği yerlerdir.

4) Kolluk Kuvvetleri ve Adli Makamlar: Şiddet durumunda polis (155) ya da jandarma (156), 112 acil hattı üzerinden yardım alınabilir. Ayrıca şikâyet, koruma tedbiri için cumhuriyet savcılığı, aile mahkemesi gibi adli merciler devreye girer.

5) Dijital çağrı – KADES (Kadın Destek Uygulaması): Akıllı telefondan kullanılabilen, şiddet anında tek tuşla yardım talep edilebilen bir uygulamadır.

Şiddetin hiçbir “geçerli” nedeni olamaz. Kadına yönelik şiddeti önlemek için tüm kurumlar çalışmalarını yürütmeli ve kurumsal olarak kadınlara fırsat eşitliği sağlamalıdır. Unutmamalıyız ki ülkemiz gelişmekte olan, potansiyeli olan bir ülkedir. Asla umutsuzluğa kapılmamalıyız. Sağlık dahil her alana kadın-erkek eşitliğini yerleştirmek için çalışmalıyız.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Şırnak Haberleri