Bir dönemin mahalle aralarında yankılanan hallaç yayının sesi, artık yerini fabrikasyon ürünlerin sessizliğine bıraktı. İzmir’de mesleğin son temsilcileri olan Reşat Altay ve Mehmet Pehlivan, iğne ve iplikle binlerce yıllık yorgancılık zanaatını geleceğe taşımaya çalışıyor.
Eskiden kış hazırlıklarının vazgeçilmezi olan, "kışın habercisi" olarak bilinen hallaçlar ve yorgan ustaları, şimdilerde modern dünyaya karşı doğallık mücadelesi veriyor. Pamuk ve yünün hallaç yayında kabartılmasıyla başlayan, ardından el emeğiyle sanat eserine dönüşen geleneksel yorganlar, silikon ve elyafın gölgesinde kalmış durumda.
"Bu Sadece Dikiş Değil, Bir Sanat Eseridir"
Mesleğe 60 yılını veren yorgan dikim ustası Mehmet Pehlivan, iyi bir yorganın sırrının malzemeye duyulan saygı olduğunu vurguladı. Pehlivan, "Doğal yün ve pamuğun iğneyle ilmek ilmek işlenmesi; yelpaze, fiyonk, tavus kuşu gibi motiflerle bezenmesi bir sanattır. Her dikişte alın teri, her motifte bir anlam vardır" diyerek mesleğinin estetik boyutuna dikkat çekti.
Fabrikasyona Karşı Sağlık Uyarısı
48 yıldır iğne tutan Reşat Altay ise seri üretimin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine değindi. Altay, "Modern konforun gölgesinde kalan doğal yün ve pamuk, vücut ısısını dengeler ve nefes alır. Sentetik ürünlerin her yeri sardığı günümüzde durum bir usta gözüyle oldukça vahim" sözleriyle endişelerini dile getirdi.
Kültürel Mirasın Kanayan Yarası: Çırak Yetişmiyor
Zanaatın en büyük sorunu ise bayrağı devralacak yeni neslin olmaması. Ustaların ortak serzenişi olan "Dükkanın kapısını benden sonra açacak kimse yok" cümlesi, mesleğin yok olma tehlikesini gözler önüne seriyor. Zanaatkarlar, bu sanatın yaşatılması için şu çözüm önerilerini sundu:
Vergi muafiyetleri ve hibe destekleriyle dükkanların korunması.
Meslek liselerinde ve belediye kurslarında "tasarım" odaklı eğitimler verilmesi.
Doğal ürünlerin sağlık üzerindeki etkisinin kamuoyuna anlatılması.
"Makineler El Emeğinin Enerjisini Taklit Edemez"
Ömrünü yün kokusu ve iğne sesleri arasında geçiren Reşat Usta, genç nesle sitem dolu bir çağrıda bulunarak, "Biz sadece yorgan dikmedik, sıcak bir yuvanın temelini attık. El emeği, makinenin asla taklit edemeyeceği bir enerji taşır. Bir gün o fabrikasyon ürünler sizi yorduğunda doğala döneceksiniz; umarım o gün geldiğinde iğneyi tutacak bir usta bulabilirsiniz" dedi.