30 Kasım 2020

ŞIRNAK HABER

Haktan Yana Halkın Yanında

‘23 EKİM VAN DEPREMİ ANISINA..!’

“Seni Unutursak Kalbimiz Kurusun…!”
“VAN DEPREMİNİ UNUTMAMAK ADINA….!”
“BU YAZIM”….Depremde Yaşamlarini Yitirenlere Atfen…!
O günden beri yarım bir şiiri gezdiriyorum koynumda Sabırsız; aceleci, acılı Bir iç çekiş, geçen aylar, yapılar, sokaklar caddeler aynı, hiç değişmemiş, değişen bir benim, birde acıların boy verdiği bir mayın tarlasında yürüyen bir ömür… Hüzünlerimde hep aynı kalacak sizlerden geriye Ey sümer’in başkenti ey şehr-i VAN…
Cebimde sevdiğimin mezarından kalma çiçekler yüreğimde kanat çırpan şiir. yarım kaldı o şiir, tamamlayamadım tüm dillerin sözcükleri eksik kaldı yetmedi anlatmaya sizleri ötelere götüren felaketin, kan revan, canhıraç o depremin acıtan sancılarını …

Ucu yanık bir gölgenin kıyısında mülteci uçurumlar, dalgın ve yorgun ikindiler. iliklerine kadar serinliği içmiş “uzak ülke kıyılarının” denizin dalgalarında duruluyorum boylu boyunca düşlerken kan revan enkaz yığınları arasında kalan diğer yarımı, yaramı… Bir tarihe tanıklık etmiş ayaklarımı ve ellerimi Mezopotamyada…

Cudi’nin eteklerinden ufuktan usulca yitiveren güneşin ihtişamına dalarken arınan ve tuhaf bir erince kapılan benliğimi, batan güneşin kendisinden neleri alıp götürdüğünü o an düşünemiyorum. Ayak sesleri, çığlığı ve hafiften süzülüşü ıssızlığın. Anıların darağacında sallandığımdan beri öylece diri dururum ama sürüncemede kalan bir ölümün pençesindeyim şimdi. aradan geçen 8 yıl değil 8 ömür sanki… 23 Ekim bir ölümün soğuk yüzü ile milyonları ağlattı o günün arefesinde bizde öldük yaralarımızla, hala enkaz, bu yürek, her yürek…. ey Van….

Sevgili Ramazan, canım kardeşim, doktorum, gururum, öte yüzüm, ne acıydı bilemessin, haber bültenlerine düşen” 23 Ekim günü gerçekleşen depremde görev yaptığı Van Erciş’te oturduğu apartmanda enkaz altında kalan 1983 Şırnak Silopi doğumlu Dr. Ramazan Sansur, bütün uğraşlara rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.”

Haberi, ne çok acıttı canımızı ne çok yaktı yüreklerimizi, bir annen, bir baban, kardeşlerin, ailen bu şehirde ki herkes ve seni tanıyan herkes ne çok yas, ne çok göz yaşı, ne sen ağladı ardından bilemessin, ve hala yokluğuna alışamadı gözleri yaşlı, yüreği sen kokan, yarım kalan, diğer adı melek can annen….!
Sanadır bu dizeler ey can-ım Ramazan’ım, Adımlarım ilerliye ama yüzüm geriye doğru Mazlumiyetin kenti Şırnak’ta. Ve sonra hem dün hem de yarın için yarım yamalak çarpan yarım yamalak yaşayan yüreğimin serzenişleri. İster istemez dudağımdan dökülüyor kahretsin böylesi bir kader ağı….diye diye…

Tamamlandı işte hayatın tanım denklemi. ve sende gittin zamansız ve derin bir acıyla be iki gözüm… Olsan ve gelsen, yarılanmış bu şiirin diğer yarısını şansızlığa bırakmazsan diyorum.. Mırıltılarım gecenin yaprağından kayarak uluorta çınlıyor duyuyor musun? İki gözüm… Yazılmamış bir şiir kadar asil duruşu, bestelenmemiş bir şarkı kadar aşk dolu çocuk kalbi, daha yaşanmamış bir bahar kadar yüreğinde milyonlarca çiçeğe su veren bir faraşin berraklığıydı o…yani sen ey nur yüzlü çocuk sayın SANSUR….!!!
Ne zor yazmak onu, kelimeler anlamsızlaşır, yitirir hafızasını garip bir hayyam…

Umarsız bir yarına doğan güneşe benzer Botana gülümsemesi, yılanlara da sırlatanlara da, güle de, güvercine de ışığını bırakan cömert bir güneş gülüşüydü varlığı, derinliği sevdası, şarkısı şiiri bir yaşamın kıyısında açan bir çiçekti o… yani kardeşim canım Ramazan’ım… gururum

Ateşin alazından mürekkebi karaya çalmış, kanayan dizelerle içimde özlemi hep çocuk bir şehri arıyorum. Orada bir yabancı gibi durup, anlayışsızlığın şerrinden ağlamaklı yalnızlığım olsa da o şehri arıyorum. O sıcak eli, insan yüreği arıyorum. Yok. Yoksun! Yarım bir şiir ve sonra yokluk. Tamamlandı işte hayatın tanım denklemi. ve sende gittin zamansız ve derin bir acıyla dost… Olsan ve gelsen, yarılanmış bu şiirin diğer yarısını şansızlığa bırakmazsan diyorum.. Mırıltılarım gecenin yaprağından kayarak uluorta çınlıyor duyuyor musun? can kardeşim…

Zaman nede çabuk kendi koyaklarında bizi ötelere hızla götürebilmekte. Arsızca sabırsızca.. Tam 8 sene önceydi, sen gitmiştin, bin acıyla tüm şehir acıya teslim olmuştu ardından, seni tanıyan her canlı yüreğinde bir taş, gözlerinde bir acı, ellerinde birkaç anıyla gözyaşlarını akıttı yüreğini andıran mazlum topraklara.. Seni unutmadım, unutulacak bir yürek olamadın hiçbir zaman, hep içimizde sıcak kalacaksın can kardeşim sevgili Ramazan…… Anılarınla dualarımızla sana yol alıyor her kes…

Uzun bir yürüyüşün ve bitmesiz bir beklentinin kan teri içindeki, her zaman sevgisinin gölgesinde hüzünlenen dokturum. Umudunun kıraç yansımalarıyla yaralanmaya; yaralarından hep uzaklarda ve ebediyyen uzaklarda olacak sevdâsı için özlem kanları,yangın yaşları akıtmaya razı; mutlu ve neşeli görüntüsüne hüznünü ambalajlayan yüzü hep gülücüklerle dolu can kardeşim Ramazan’ım..
Ne çare; ölüm ve yokluğun anlatılmaz haldan anlamayana
Filizlenen acılarda, boy verir hüsran
Yanık bir türkü çalınır, bağrında şafağın
Parsellenen yarınlara gebedir;
U-mutsuzluğun lal dili…
Yarasalarla izlenir, yasaklanan doğuşu güneşin şehr-i nuhta
Ne kalır geriye, yoksa bu kente -nefes verişin ey dost yüzlü can
Hüzün alır kaldırımlarda, yürür yetimliği dostların
İzleri de silinir bütün aşkların ketumluğu
Bir militan olur, ihanetlere uğrar bu yürek
Bileti kesilir bir hayatın, bir baharın, bir yarının
Yoksan bu kentte kar düşer saçlarına çocukların…

Van depreminde yaşamlarını verenlerin mekanları cennet olsun…. Ve dualarımızla saygı ile anıyor ve asla unutmayacağız sizleri ey diğer yarımlarımız….!
Mekanlarınız cennet ruhunuz şad olsun…

Ve sen Yüreği güvercin titrekliğiyle zamansız ötelere giden can kardeşim, üte yüzüm, gururum doktor Ramazan Sansur… Giderken bir parçada bizden götürdün,ve ne çok zamansızdı gidişin ahh Ramo sözcükleri gözyaşlarıma takılırda çığlıklarım boğazımda düğümlenir, yer gök sarsılır bir deprem olur içimde yokluğun, hala ve hala enkazı hiç kaldırılamayan, altında ezik notalarım yarım dizelerim ve sana dair bir kaç mutluluk karesi gözlerin ah Ramo bir ben bilirim o kederin sancısını, içimde birde annen can annen…
ve bir aşkı ve aşkınlığı bıraktın ardından ne çok ağlayan bir yürek ah Ramo, ben gördüm….!

O aşkla ve çocuk yüzünle bir aşk kalacaksın içimizde bunu görüyorsun “görebiliyorum….”
Çocuk kalbin ve esrik yüzünle o hiç solmayan gülücüklerinle, anılarınla her şeyinle Hep yüreğimizde yaşayacakcın…

Dündar SANSUR…

www.sirnakhaber.com

Bu Habere Yorum Yazın

Copyright © 2005 Şırnak Haber, Her hakkı saklıdır. | Tasarım : Faruk GÜNEŞ